Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

KUR'AN-I KERİM VE HADİSLERDE AHİRZAMAN-(1)
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

lale2KUR'AN-I KERİM VE HADİSLERDE AHİRZAMAN-
****************************************************************
Kur’an-ı Kerim; hükmü kıyamete kadar sürecek olan her şeyin bazen çok açık, bazen kapalı, bazen müteşabih fakat eksiksiz bir şekilde yer aldığı Allah'ın eşsiz kelamıdır. Kur’an-ı Kerim'in en büyük mucizelerinden birisi de her asra ve her asırda farklı kapasiteden her insana anlayabileceği mesajin kapsamında bulunmasıdır.
İslam'ın dünyaya hakim olması, peygamberimizin (s.a.v.) vefatından sonra kıyamete kadar olacak hadiselerin en mühimidir. Mehdi ise, bu hakimiyetin başından sonuna en önemli şahsiyetidir.
Kur’an-ı Kerim de, yukarıda söylediğimiz mucizesi itibariyle tabi ki, bu konu ve kişi hakkında pek çok işari manada ayet bulunacaktır.
Peygamber (s.a.v.) efendimiz Mehdiyet hadisesi ile Kur’an-ı Kerim arasında bizzat bir ilgi ve bağlantının kurulması için ayrıca çeşitli hadis-i şerifler de
bildirmişlerdir.


Mesela;
Mehdi a.s .tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.
“Kıyamet Alametleri: El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman” derken bu iki mübarek şahsın kıssalarının anlatıldığı çeşitli surelere bakmamizı, incelememizi öğütlemektedir.
“Ashab-ı Kehf, Mehdi'ninyardımcıları olacaktır.”
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il AhirZaman
hadisinde de bu kıssanın anlatıldığı Kehf suresine;
“Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır.”
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman , 17
hadisinde de Talut ve ordusu kıssanin anlatıldığı Bakara suresine dikkat çekmektedir.
-Peygamber (s.a.v.) efendimiz, Mehdi ve Yardımcıları ile ilgili hadislerini çok çeşitli şekillerde anlatabileceği halde
özellikle Kur'an kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması söylediğimiz meseleye pek kuvvetli bir delil haline
gelmektedir.
Kur’an-ı Kerim de bu konuda kıssalara bakmamızı öğütlemektedir. 12/ Yusuf: 111:
“lekad kâne fî gasasihim ibretün liu-lil-el-bâbb. mâ kâne hadîsen yufterâ velâkin tasdîkellezî beyne yedeyhi ve tafsîle külli şey’iv hüdev ve rahmetel li gavmiy yü’minûn.”
(Andolsun ki, onların kıssalarında “ul-ul-el-babb” (sır sahipleri) için bir ibret vardir.(Bu Kur'an) uydurulan bir
söz değildir, velâkin onlarin ellerindekini tasdik eder ve her şeyi ayri, ayrı açiklar. Mü’min kavim için bir hidayet ve rahmettir.)(Yusuf Suresi, 111)

17/ isra: 89:”-*********
Andolsun, bu Kur’an’da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise
ancak inkarda ayak direttiler. (Isra Suresi, 89)
Andolsun, biz bu Kur'an'da, belki öğüt alip-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer
Suresi, 27)
Ahir zaman alametleri ile ilgili hadislerin büyük bir kısmı müteşabihtir.*
*Müteşabih: Zahiri manası kastedilmeyen, benzetme ve örneklerle hakikatların anlatımında kullanılan ifade.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ahir zamanda olacak olaylara yönelik hadislerin bir kısmını üstü kapalı bir şekilde
benzetme ve örneklerle bildirmiştir. Bunlar, manası açık olan hadisler gibi yorumlanamaz ve herkes gerçek
manalarını bilemez. Ancak tevilleri yapılır, gerçek manaları olaylar yaşanınca anlaşılır.

Dünya bir imtihan, tecrübe ve müsabaka yeri olduğundan, geniş araştırma ve tecrübeye muhtaç, üstü örtülü,
nazari meseleler elbette apaçık olmaz ki, herkes aklını, vicdanını, iradesini kullanarak kararını verebilsin;
bu sayede insanların gerçek kişilikleri ortaya çıksın. İnsanlar seçme ve araştırma yeteneklerini kullanamayacaklarsa,
onlara teklif götürülemez.
Şayet, insanlara geleceğe yönelik hadis’ler üstü kapalı bir şekilde değil de, açık bir şekilde bildirilseydi, bütün herkes kabul etmek zorunda olurdu. O zaman ne seçme yeteneğinin ne de imtihan ortamının bir anlamı kalırdı. En aşağı seviyedeki insanla en üst mertebedeki insan aynı derecede görülürdü.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.v.) geleceğe yönelik hadisleri üstü kapalı bir şekildedir.
Yalniz "güneşin batıdan doğması" herkesin ister istemez kabul edeceği şekilde açık olacaktır.
Ondan sonra da aklın ihtiyari kalkacak, imtihan ortamı sona erecektir.Gelecekteki olaylara ait bilgilerin bir kısmı da, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından etraflıca bildirilmektedir.
Bu kısıma hiçbir müdahale olmaz ve bu bilgiler geldiği gibi aktarılır. Kur’an ayetleri ve Kudsi hadisin sağlam ve net ifadeleri gibi. Yukarida değindigimiz diger bir kısmı ise özlü olarak imani meselelere doğrudan girmeyen,
geleceğe yönelik hadislerdir.
Ancak ehlinin anlayabileceği tarzda, Ahir zaman alametlerinden haber veren hadislerdeki bir kısım benzetme ve örnekler, zamanla halkın nazarında kelimelerin görünürdeki manalarıyla gerçek kabul edilmekte,
hadiste belirtilen olay gerçekte ortaya çıkmış olsa bile, olaylarla hadisler arasındakı mutabakat kurulmamakta, imtihan ortamına ters düşeceği bilindiği halde, yine hadislerin zahiri (görünürdeki) manaları alınmakta, müteşabih olacağına ihtimal verilmemektedir.
Bu konuda Bediüzzaman hazretleri "Şualar" isimli eserinde, ahir zamanda meydana gelecek kıyamet
alametlerinin, hadislerde çoğunlukla müteşabih olarak bildirildiğini ve bunların ancak tevil edilerek halka
açıklanabileceğini bildirmektedir.
“Ahirzamanda vukua gelecek hadisata dair hadislerin bir kısmı, müteşabihat-i Kur’aniye gibi derin manaları var.
Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki Tefsir yerinde tevil ederler.”
Sualar , 486
….. sırrıyle, vukuundan sonra tevilleri anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir.
A.g.e. 486
İşari manada ayet mealleri:
12/21" Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) ögrettik. "
12/101 " "Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir
bilgi) ögrettin.
Ahir zaman alametlerinden olan “doğudan bir ateş çıkması" rivayetine benzer ateş her
Her zaman görülebilir , "Bir kuyruklu yıldızın doğması" rivayetindeki kuyruklu yıldız her zaman doğabilir, "büyük
bir olayın" meydana gelmesi rivayetine benzer olaylar her devirde, cereyan edebilir. Fakat önemli olan hadiste
bildirilen olayı tesbit edebilmektir.

Bu kitapta anlatılan ve bazı sebeplerden dolayı da buraya alınmayan yüzlerce
alametın hepsinin muntazam bir şekilde birbiri ardınca belirtilen yer ve zamanda, aynı yüzyılda ve tam izah
edildiği şekilde çıkması söylediğimiz meselede büyük bir delil haline gelmektedir. O zaman, bu olayların
hadislerde bildirilen kıyamet alametleri olduğuna dair kanaatimiz güçlenmekte ve kesinleşmektedir.
******* ******* ******* ******* ******* ******* ******* ******
MEHDİ'NİN GELİŞİNDE ŞÜPHE YOKTUR
MEHDİ HAKKINDAKİ HADİSLER "TEVATÜR" DERECESİNDEDİR
"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan
kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)

Hadis bilimcilere göre; bir haber birçok kişi tarafından
rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip, haber uydurmaları, durumları itibarıyle mümkün değilse buna
"Mütevatir" haber denilir. Birçok İslam alimi, Peygamberimizin Mehdi ile ilgili hadislerinin mütevatir olduğunu bildirmiştir:

İbni Hacer Askalani Fethü'l-Bari'de; Mehdi'nin bu ümmetten olacağı ve Hz. İsa (A.S.)'nın onun arkasında
namaz kılacağına dair hadisler tevatür etmiştir, der. Şevkani de İsa'nın ineceğine dair hadislerin sayısının 29'a ulaştığını söyleyerek, bunları bi,r bir nakletmiş ve sonunda: "Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü
gibi tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Mehdi hakkındaki hadisler,
Deccal hakkında hadisler ve İsa'nın inmesine dair hadisler mütevatirdir" demiştir.

(Sünen-i İbn-i Mace 10/338
Mehdi'nin geleceğine dair olan sahih hadisler tevatür niteliğini taşımaktadır.
(Kıyamet Alametleri, s.193)
Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti... Halbuki, bu babda gelen sahih hadis-i şerifler
meşhurdur. Hatta tevatür-ü manevi derecesinde olup, taifenin sözlerini tekzip etmektedir.
(Mektubat-ı Rabbani, 2/250)
Mehdi'nin geleceğine dair Resulullah (SAV)'dan tevatür düzeyinde birçok hadis rivayet edilmiştir...
(eb'ul-Hasan Muhammed b. Hasan el-Überi Sicistani, Menakıb'üş-Şafii/Dr.G.Hüseyin Tacirineseb, Mehdilik ve İmam Mehdi, s.88 ve 405)
******* ******* *******
Mehdi'nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber ailesinden ve Fatıma oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur...
Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Mehdi'nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden
zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır.
(Şerif Muhammed b. Resul Berazenci Medeni, el-işae, s.184 ve 305 / Mehdilik ve İmam Mehdi, s.328)

Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de, hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis
bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. Birçok hadis hafızları, Mehdi'nin Peygamber soyundan olduğunu
kabul etmişlerdir, böyle mütevatır bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz. Hak ehlinin inancına göre,
Mehdi İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında,
onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır.
(Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefareyni, Levaih'ül-Envar'ülBehiyye şehri, C.2, s.74-76-86'dan özet)
Muhammed b. Ali Şevkani, "et-Tavzih..." isimli kitabında şöyle söylemiştir: ...Bunlar (Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili rivayetler) hiç kuşku yok ki, mütevatır hadislerdir, Peygamber'in buyruğu hükmündedir...
Buna göre, Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatir olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de
mütevatirdirlar...
(Muhib b. Salih el-Bureyni, Ikd'üd-Dürer fi Ahbar'il-Muntazar, s.14-15 / Ebu Tayyib Muhammed Sıddık Kunuci, el-İzaetü... s.95 ve 130 / Mehdilik ve
İmam Mehdi s.329

Mehdi hakkındaki hadisler, manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur.
(Şeyh Hasan Advi Hamzavi, Meşarik'ül-Envar, F.2, s.115, -1307 H. Basımı / Mehdilik ve İmam Mehdi s. 329)

...Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Mesned" ve "Mu'cem" kitaplarında
mevcuttur.
(M.Sıddık b. Hasan Kunuci, el-İzaetü... s.94)
Yukarıda isimlerini verdiğimiz kaynaklar dışında pek çok kişi daha sayısız eserinde Mehdi hakkında ulaşan
hadislerin tevatür derecesinde olduğunu açıklamışlardır. Bu İslam alimlerinden bazıları ve bu konuda açıklama
yaptıkları eserleri şunlardır:

1. Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf Genci Nufeli, el-Beyan fi Ahbari Sahib'üz-Zaman, s.126
2. Şemseddin Muhammed b. Ahmed Kurtubi, et-Tezkiretü fi Ahval'il-Mevta ve Umur'il-ahireti, s.710
3. İbni Kayyim Cavziye Muhammed b. Ebi Bekr Dımışki, el-Menar'ül-Münif, s.142
4. Şehabeddin b. Hacer Ahmed b. Ali Askelani, Tahzib et-Tahzib, C.9, s.126
5. Celaleddin Abdurrahman Suyuti, Arf'ül-Verdi, eki el-Havi Lilfetavi, C.2, s.165
6. Eb'ul-Abbas b. Hacer Ahmed b. Muhammed Haytemi, Sevaik'ül-Muhrika, s.99 / El-Kavl'ül Muhtasar, s.23
7. Şerif Muhammed b. Resul Berazenci Medeni, el-İşae, s.147, 185
8. Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefarini, Levaih'ül-Envar'il-Behiyye, C.2, s.89 / Ahval-i Yevm'ül-Kıyamet,
s.33
9. Muhammed b. Ali Sabban Mısri, İs'afur-Rağibin, Nur'ul-Ebsar haşiyesinde matbu s.192 Sevaik'ül-Muhrika'dan
naklen.
10. Mü'min b. Hasan Mü'mim Şeblanci, Nur'ul-Ebsar, s.189
11. Muhammed Sedik Hasan Kunuci Buhari, el-İzae, s.120
12. Muhammed b. Cafer İdrisi Ketanı, Nzm'ül-Mütenasır Fi'l-Hadis'il-Mütevatir, s.145
13. Eb'ul-Feyz Ahmed b. Muhammed Ğumari, İbraz'ül Vehm'il-Meknun, s.3-4
14. Abdülmuhsin b. Muhammed Abbad, Meccelet'ül-Camiat'ül-İslamiyye, sayı 3, yıl 1, s.598
******* ******* ******* ******* ******* ******* ******* ******
İSLAM ALİMLERİNİN MEHDİ'NİN GELİŞİ İLE İLGİLİ İZAHLARI
Birçok büyük İslam alimi ahir zamanda Mehdi'nin gelişinde hiçbir şüphe olmadığını ifade eden açıklamalar
yapmıştır. Bunların arasında en ünlülerinden biri Muhyiddin Arabi'dir. Futuhat-I Mekkiye isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle söylemektedir:

"Muhakkak ki, yeryüzü zulüm ve haksızlık ile dolduğu sırada Allah'ın halifesi kıyam edecek, yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak... Genel kazancı halka arasında eşit olarak paylaştıracak, halka adaletle hükmedecek ve anlaşmazlıklarda hakemlik edecek... Allah onun işini bir gecede düzene koyacak, zafer hep onun önünde yürüyecek... Ayağını Peygamberin ayağının yerine koyacak (onun izinde yürüyecek) ve
Hiç bir zaman sapmayacak... Dağınık dinleri (batıl inançları) ortadan kaldırıp, sadece hak dini hakim
kılacak..."
(Muhyiddin Arabi, el-Futuhat El Mekkiye, 366. bab, C.3, s.327-328)
Bu konuda açıklama yapan bir diğer kişi ise Mısırlı ünlü yazar Şeyh Mansur Ali Nasif'tir. Bir eserinde Mehdilik
inancını şu şekilde tanımlamaktadır:
Ehl-i Beyt'ten Mehdi adında bir zat kaçınılmaz olarak zuhur edecek, İslam topraklarına hakim olacak,
Müslümanlar kendisini izleyecek ve O, Müslümanlar arasında adaletle, hakkaniyetle davranacak, dini
sağlamlaştıracak. Ondan sonra Deccal ortaya çıkacak ve Mesih (Hz. İsa) inerek Deccal'ı öldürecek veya
öldüdürülmesinde Mehdi'ye yardım edecektir.
(et-Tac'ül-Camiü Lil-Usul, C.5, s.341)
Mısır el-Ezher Üniversitesi İnançlar kürsüsünde öğretim görevlisi olan yazar Seyyid Sabık ise, İslam Konferansı
tarafından seçilmiş bir kitap olarak yayınlanan el-Akaid'ül İslamiyye isimli kitabında Mehdi'nin gelişi ile ilgili şu
açıklamaları yapmaktadır:
Mehdi hakkında sözün özü şu ki; O, zamanın sonunda, pek yakında zuhur edecektir... Yeryüzü zulüm ve
haksızlıkla dolmuş iken, O, adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır. O muhakkak surette İslam kanununu
ortaya koyacak ve yıpratılmış olan Peygamber sünnetini canlandıracaktır.
(el-Akaid'ül-İslamiyye, s.250)
Alaeddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi de, "er-Reddü..." isimli kitabında şöyle demiştir:
Allah'ın rahmeti sana olsun bil ki; vaad edilen Mehdi'nin varoluşunda hiç kuşku yoktur. Üç yüz hadis ve
eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır.
(Casim Mühelhil, el-Burhan, c.1, s.339 / Mehdilik ve İmam Mehdi, s.328)

Ünlü İslam alimlerinin, bu açıklamaların yanısıra, Mehdi'nin gelişi ile ilgili konuların ehl-i Sünnet inancı olduğuna
dair de detaylı açıklamaları mevcuttur. Bu açıklamalardan birkaçını şöyle sıralamak mümkündür:

Ebu Muhammed Hasan b. Ali el-Berbehari Hanbeli "Şerh'üs-Sünnet" isimli kitabında ehl-i Sünnet
inançlarını sıralayarak şöyle yazıyor:
"...Ve Meryemoğlu İsa'nın gökten ineceğine, Deccal'ı öldüreceğine
ve Muhammed (SAV) oğullarından Kaim'in (Mehdi) arkasında namaz kılacağına inanmak."

(Casim Mühelhil, el-Burhan..., C.1, s.426)
Doğru hadislere dayanılarak, kesin olarak inanılan bir konu da (zuhur edecek olan) Mehdi'nin varlığıdır.
Onun zamanında Deccal ve Mesih de ortaya çıkacaktır.

(İbni Hacer, Ahmed b. Muhammed Haytemi Şafii, el-Kavl'ül-Muhtasar fi Alamat'il Mehdiyyül-Muntazar s. 74)
Eb'ul-Eşbal Ahmed Muhammed Şakir "Şerh-i Müsned-i İmam Ahmed" isimli kitabında: Birçok sahabeden
doğru senetlerle ulaşan doğru sünnete göre: (Mehdi'ye inanmak) kanıtlanmış, bunun doğruluğundan kuşku duymak kimsenin haddinde değildir.

(Casim Mühelhil, el-Burhan... Mukaddimesi, C.1, s.343)
Demek ki, Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir, ona inanmak Peygamber (S)'in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında kayeddilmiş ve kanıtlanmıştır.

(Eb'ul-Feyz Ahmed b. Muhammed Ğumari Şafii, İbraz'ül-Vehm'ül-Meknun, s.3-4)
İslam alimlerinin Mehdi'nin gelişi ve yapacakları hakkındaki hadisler ile ilgili yaptıkları bu izahlar kuşkusuz son derece önemlidir. Ancak daha da önemlisi Peygamberimizin ahir zaman ve Mehdi ile ilgili hadislerinin günümüzde Tek, tek ve birbiri ardı sıra gerçekleşiyor olmasıdır. Kuşkusuz bu olayların Peygamberimizin bir mucizesi olarak
gerçekleşmesi, doğrulukları üzerinde herhangi bir şüphe bırakmamaktadır.
******* ******* ******* ******* ******* ******* ******* ******
MEHDİ'NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ
Kur’an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerinde geleceğe yönelik haberlerin verildiği ve bunların doğruluğunun ileride
anlaşılacağı bildirilmektedir. Bu haberlerin ne olduğu ise açıkça belirtilmemektedir.

Bunlar, Kur’an-ı Kerim'in
indirildiği devirde teknik imkansızlik sebebiyle doğruluğunun anlaşılmasına imkan olmayan bilimsel ayetler olabileceği gibi, kıyamet alametlerini haber veren ayetler de olabilir.

Her bir haber için 'kararlaştırılmış bir zaman (müstakar)' vardır. Siz de bileceksiniz. (Enam Suresi, 67)
O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dır. Gerçekten onun haberini bir zaman sonra
öğreneceksiniz. (Sad Suresi, 87-88)

İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim (Enbiya, 37)
Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onlari bilip taniyacaksiniz." Senin
Rabbin, yaptiklarinizdan gafil degildir. (Neml Suresi, 93)

Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? (Fussilet Suresi, 53)

Kur’an-i Kerim’de, Mehdi ve Islamın Dünya Hakimiyeti ile ilgili sadece işari manada ayetler bulunmaktadir.
Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat
alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.
(Enam Suresi, 5)

Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız
gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun
işaretleri gelmiştir.
(Muhammed Suresi, 18)

Tüm bunlarin ışıği altında, hadislerden ve rivayetlerden derlenen bilgilerle birlikte, işari manadaki ayet mealleri de
alınarak, son zaman elçisinin çıkış alametleri aşağıdaki sıraya göre incelenecektir.
******* ******* ******* ******* ******* ******* *******
MEHDİ'DEN ÖNCEKİ ORTAM
Ibni Münavi, "Melahim"de Hz. Ali'den tahric etti:
Kıyamet yaklaştıgı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anil münker imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile
müminlerin kalbi ferahlar, Acem ve Arab milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman ,66

Yukarıdaki hadis-i şerif Hz. Mehdi'nin çıkışından önce müminlerin kalblerinin (imanlarının-itikadlarının)
zayıflayacağını ve buna sebep olan hadiseleri haber vermektedir.

1.Ölüm: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana
getirdiği tedirginlik ortamı.
2. Açlik: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı.
3.Fitneler: Haramların (içki, fuhuş, faiz, kumar, rüşvet...) alabildiğince yaygınlasması ve helallerin, haramlarla karıstırıilması.
4. Sünnetlerin kaybolmasi: Resulullah (s.a.v.) efendimizin sünnetlerinin bir kısmının unutulması, bir
kısmınında zorla uygulanamaz hale getirilmesi.
5. Bid'atlarin ortaya çıkması: Dinin aslında olmadığı halde, sonradan ortaya çıkariıan adetlerin dinin
esaslarıymış gibi kabul edilmesi.

6."Emr-i bil maruf, nehy-i anil münker" imkanlarının kaybolması: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün
engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen boşluk.
******* ******* ******* ******* ******* ******* ******* ******
HAYAT PAHALILIĞININ ARTMASI
Mehdi’nin çıkışından hemen önceki devrin özelliklerinden bir tanesi de; hayat pahalılığının ve geçim sıkıntısının
artmasıdır. Ticari hayattaki sıkıntılar beraberinde yoksulluğu ve hatta açlığı da getirecektir.

Darlık yıllarının yaşanacağı bu dönemde fakirler daha da fakirleşirken, zenginlerin malı mülkü katlanarak artmaktadır. Hadislerde
Altın Çağ’dan hemen önceki devrin bu özelliği şöyle vurgulanır:
Fakirler çoğalacak.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.457)
Mehdi çıkmadan önce Magrip’te karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine
yayılacak.

(Ölüm -Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.440)
İbni Münavi, "Melahim"de Hz. Ali'den tahric etti: Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık,
fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkmasi, emri bil maruf ve nehyi anil münker imkanlarının
kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-i Hak sünnetleri ihya eder.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 66)
İşari manada ayet mealleri:

16/112- Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol
gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık
ve korku elemini tattırdı.

2/61- … Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu,
kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu,
isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi.

2/155- Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle
imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.
6/42- Andolsun, senden önceki ümmetlere (elçiler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve
sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede mülkleri zail olacak.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 54).
******************************
Bu hadiste Mehdi'nin çıkışının öncesinde dünya üzerinde nasıl bir ekonomik durum olacağı anlatılmaktadır.
Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir.
1995 yılı insanların
nispeten daha müreffeh bir yaşam sürdükleri, yaşam koşullarının çok zorlaşmadığı bir dönemdir. Hadiste bu yıl
içinde "işlerin iyi gideceği" haber verilmektedir. Yani bu dönemde insanlar yaşamlarını idame ettirebilecek bir
gelire sahiptirler ve hala mülk edinebilecek kadar zengindirler.
Ancak 1997-1999 yılları ekonominin çok kötüleştiği, fakirliğin ve yokluğun arttığı bir dönemdir. Bu yıllar arasında
malın ve mülkün değeri kalmayacaktır. İşte bu şiddetli fakirlik ve kıtlık döneminin ardından Mehdi çağı başlayacak
ve insanları bolluk ve berekete kavuşacaktır. Mehdi çağında, dünya üzerinde çok büyük bir zenginlik ve refah
hakim olacaktır.
FİTNELERİN ÇOĞALMASI
Fitne: İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikattan ayıracak şeyler.
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki
olan ise.. küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir.

Mektubat-i Rabbani, 2-259
Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralağında gelecek.
Mektubat-i Rabbani 2-258
Magrib'de de karışıklıklar, fitneler ve korku olacak açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler
çoğalacak.
Ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 440
Namazların zayi edilmesi, haram olan şeylerin helal sayılması, rüşvetlerin alınması, boşananların
çoğalması, zina fiillerinin yayılması, şarkıcı kızların yetiştirilmesi, yalancı şahitlerin çoğalması... da
kıyamet alametlerindendir
.Ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 455
Asagidaki hadis-i şerif de fitnenin her tarafa yayılacağına işaret etmektedir:
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir
tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir"
demesine kadar devam edecektir.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23

HARAMLARIN HELAL SAYILMASI

Ibni Ebi Seybe, Ebi Celd'den tahric etti, O dedi ki:
Bir fitne görülür, bunu diger fitneler takib eder ve
birinciler sonuncuların kılıçla çatısmaya dönüşünü
kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal
sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet,
yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi'ye evinde
otururken gelecektir.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,26
Hz. Mehdi , bütün haramların helal sayıldığı büyük
bir fitneden sonra çıkacaktır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23
Bir tevili sudur ki:
Silahlarin kullanıldığı, öldürme olayların vuku
bulduğu bir anarşi dönemi haber verildikten sonra,
Allah'u Teala'nın haram kıldığı bütün fiillerin
insanlar tarafından helal olarak gösterilmeye
çalışılacağı işaret ediliyor.
Fuhuş, kumar, içki, faiz, rüşvet gibi birçok fiil,
haram edilmelerine rağmen günümüzde halkın
büyük bir çoğunluğu tarafından ve giderek artan
bir oranda işlenmektedir. Yapılan istatistikler
artışın, dünyanın tarihinden bu yana ilk defa bu
boyutlara ulaştığını gösteriyor.
ALLAH'IN AÇIKÇA İNKAR EDİLMESİ
Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (a.r.) gelmez.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 27

Bir tevili şudur ki:
Bu hadiste o devirde bir çok inançsız insanın bulunacağına ve ayrıca onların bu inkarlarını basın yoluyla herkese
göstererek açıkça ilan edeceklerine işaret edilmektedir. (Allahualem)
MÜSLÜMANLARA BASKININ ARTMASI

Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından
şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler müslümanlara
dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu
olan dünyayi adaletle dolduran Benim soyumdan
birisini gönderecektir.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir zaman , 12
Yemin ederim ki bu ümmete öyle (siddetli)belalar
gelecek de, kişi zulümden gaddarlıktan kurtulmak
için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı
bir sırada Allah Teala akrabamdan benim
hanedanımdan bir kimseyi gönderecek.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.437
DÜNYANIN HERC-Ü MERC İÇİNDE KALMASI
Tabarani, Kebir isimli eserinde Ebu Naim ise Ali Hilal'den tahric ettiler.
Resulullah (s.a.v.) Hz. Fatma'ya şöyle buyurdu:
Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücüm
ettiğinde, büyük, küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada onlardan
adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir
zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi)
gönderecektir.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman ,

12
Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana gelen fitne, fesad darmadağınık karmakarışık allak bullak
Bir tevili şudur ki:
Bu hadis-i şerifte belirli bir yer tarif edilmeyip, herc-ü merc'in dünyanın her tarafında yayılacağına işaret
edilmektedir. Gerçekten de hadisin tarif ettiği bir şekilde bugün dünyanın beş kıtasında büyük kargaşalıklar,
savaşlar, katliamlar ve terör olayları cereyan etmektedir.
İRAN - IRAK SAVAŞI
Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.

Kıyamet Alametleri, 166
Bir tevili şudur ki:
Şevval ayında ayaklanma...
Burada İran'da Şah'a karşı olan ayaklanmaya dikkat çekiliyor. İlk ayaklanma Hadis'in işaret ettiği 5 Şevval 1398 -
8 Eylül 1976'de olmuştur.
Zilkade'de harp konuşmalar ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak.
Burada İran-Irak arasındaki savaşa dikkat çekiliyor. Hicri 1400 Zilhicce 1980 Ekim ayinda İran-Irak arasındaki
savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Onlarla Mevali maddesi de gelecek..."Mevali maddesi nedir ey Allah'ın Resulü? Onlar sizin
azadlılarınızdır..Onlar sizdendir. Yani Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey
Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik
kurmayacaktır...Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutik'a
çıkacaklar, müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler...Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir
simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar... Aralarında savaş olacak: her iki ordudan, Allah, zaferi
kaldıracak;
Kıyamet Alametleri, 179
Faris yönünden gelecek olan: Burada iran kuvvetlerine dikkat çekiliyor.
Faris : İran -İranli (Büyük Lugat)
Yaziya inecekler: Ovalık-Irak Ovasi
Mutik : Yöredeki bir dağın adı.
Rakabe : Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.
Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik
kuramayacaktır... :
Bir tevili şudur ki: İki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu
anlaşmazlık sebebiyle, yazıya (yazı: Irak Ovası) inilecek ve savaş başlayacak
AFGANİSTAN'IN İŞGALİ

Ebu Ganem Küfi, Fitende Hz. Ali'den tahric etti. O şöyle dedi:
Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri
vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır.
Onlar ahirzaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 59
Bir tevili sudur ki:
"Talikan"a yazık oldu..."
Burada Afganistan'ın Mehdi zamanında işgal edileceğine işaret ediliyor. Rusların Afganistan'ı işgali 1979 yılı,
gerçekten de Hz. Mehdi'nin çıkış yılı olan (Hicri 1400= Miladi 1979) hicri yüzyıl başına karşılık gelmektedir.
(Allahualem)
"...Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır..." diye devam eden rivayetin ikinci bölümü ise
Afganistan'ın maddi zenginlik kaynaklarına dikkat çekmektedir. Bugün Afganistan'da çesitli sebeplerle işletmeye
açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madeni varlığı tesbit edilmiştir.
Hadis-i şerifin son kısmında da orada (Afganistan'da) Allah'ı hakkıyla bilen güçlü müminlere, dinsizlere karşı
savaşan Afgan mücahidlerine dikkat çekiliyor ve bunların ileride Hz. Mehdi'nin (a.r.) yardımcısı olacaklarına işaret ediliyor.
FIRAT'IN SUYUNUN KESİLMESİ

"Ikdiddurer"de zikredilen Mehdi'nin alametlerindendir:
Fırat nehrinin durdurulması
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,39
Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet olunduğuna göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmustur:
Fırat (nehrinin suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim o zaman
orada bulunursa, ondan bir sey almaya ugraşmasın!. (Çünkü ihtiyar dünyanin ömrü sona ermiş
bulunacaktır.)
Sahih-i Buhari, 12/305

...Ebu Hureyre'den (r.a.) naklen rivayet etti ki: Resulullah (s.a.v.) : Fırat nehri altın bir dağ üzerinden
açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Insanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu
öldürülecek, onlardan her adam, "keşke kurtulan ben olsaydım" diyecektir buyurmuslar.

...Ebu Hureyre'den (r.a.) naklen rivayet etti ki: Resulullah (s.a.v.) Fırat’ ın altın bir dağ üzerinden açılması
yakındır. Şimdi orada kim bulunursa, ondan birsey almasin! Buyurdular
.
Sahih-i Müslim 11/320
Yine Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Yakında Fırat Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır bulunursa ondan bir şey almasın.
Ebu Hureyre (r.a.) dan , Resulullah(s.a.v.) dan bir önce geçen hadisin benzeri rivayet olundu. Şu kadar ki
bu rivayette,
Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır, dedi.

Sünen-i Ebu Davud, 5/116
Yine Ebu Hureyre Hazretleri naklediyor. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
(1) Fırat nehrinin suyu çekilip (2) altundan bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz (3) Bu hazine
üzerine kital vukua gelir, her yüzden doksan dokuzu ölür. (Kitale iştirak edenlerden) Her kişi yalnız ben
halas-kurtulma-olacağım, diye ümitlenir.
Diger bir rivayette: "Fırat nehrinin suyu çekilerek altun hazinesini açıklamasi zamanı yaklaşiyor. Her kim,
o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın. Aksi takdirde ya ölür veya öldürür."
(Hadisi, Buhari ve Müslim rivayet etmislerdir.)

Riyazi's Salihin, 3/332
.... Bir tevili şudur ki:
(1) Fırat nehrinin suyunun çekilip... Suyuti hazretlerinin kitabında bu hadis "suyun durdurulması olarak
geçmektedir. Gerçekten de Keban Baraji, Fırat Nehrinin suyunu durdurmus, kesmiştir.
Burada "suyun durdurulmasi" ifadesiyle "Baraj"a dikkat çekilmektedir. (Allahualem) çünkü baraj suyun akışını
durdurmakta, suyu önünde biriktirmektedir. Su elektrik enerjisine çevrildikten sonra akmaya devam etmektedir.
(2) .. altundan bir dağ meydana çıkmadıkça...Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun
arazıde kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığınn sağlanması gibi sebeblerle, buradaki
topraklar "altun" gibi kıymetli hale gelebilir.
Bu kısmın ikinci bir tevili şudur ki:
Yukarıdakı şematik çizimde de görüldüğü gibi baraj, betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i
şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ"
hususiyetini kazanmaktadır. (Allahualem)
(3) .. Bu hazine üzerinde kital (Bir çok kişinin ölümüne sebep olan kavga) vukua gelir

Bu kısmın tevili şudur ki:
Baraj tahvillerinin altın kıymetınde, fakat faiz hükmünde olduğundan alınmaması olabilir. Baraj tahvili sahiplerine
zarara girilse bile para verildiğinden faiz işlemi yapılmış olmaktadır. Bu da dinimizce haramdır. Bu tahvillerin
satıldığı, kapışıldığı zamanda bölgede kital olabilir, kan akabilir. (Allahualem)

RAMAZAN AYINDA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI
Mehdi için 2 alamet vardir ki, bunun birincisi, Ramazanın birinci gecesi, ayın ikincisi de ortasında
güneşin tutulmasıdır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 49

Ramazanın birinci gecesi Ay ortasında Güneş tutulacaktır.
Kıyamet Alametleri 199
Onun saltanatı zamanında, ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise Ay
kararacak...
Mektubat-i Rabbani, 2/1163

..Güneş’in oruç ayının ortasında, Ay'ın ise sonunda tutulması,
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir
Zaman,38
Ramazan'da iki defa ay tutulması olacaktır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,53
Mehdi'nin gelişi Razaman ayında Ay'ın iki kere tutulmasına sebep olacaktır.
Kıyamet Alametleri , 200
Mehdi'nin çıkmasından önce bir ramazan içinde Güneş iki defa tutulacaktır.
Ölüm-Kiyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.440
bir tevili şudur ki:
Kıyamet alametlerinden sadece "Güneşin batıdan doğma" hadisesi bedahet derecesinde anlaşılacak bir alamettir.
Bu alamet, tevbe kapısını kapatacağından tefsiri ve manası açıktır, tevil edilmeye ihtiyacı yoktur.
Fakat diğer kıyamet alametleri zuhuru sırasında imtihan devam ediyor olacağından bu alametlerin anlaşılması,
herkesin mecburen tasdik edeceği bir derecede bedihi (açıkça) olmaz. Yoksa herkes kabul eder, imtihan ortadan
kalkmış olur. Bu sebeple "Güneşin batıdan doğmasi" hariç bütün kıyamet alametleri, ihtiyar dairesinde (aklın
sınırları içinde) adetullaha uygun bir biçimde gerçekleşir.
(Adetullah: Allah'ın adet üzere meydana getirdiği olaylar, koyduğu değişmez kanunlar.)

Yukarıdaki rivayetlerde de bu durumu gözönünde bulundurmak gerekiyor. Çünkü hem ramazan ayının ortasında
güneş tutulması, hem de bir ay içinde Ay’in ve Güneş’in iki kere tutulmasi adetullaha münafi (zit, uymaz) bir
durumdur, normal olarak imkansiz bir hadisedir.
Eğer bu hadiseler gerçekten rivayetlerde tarif edildiği gibi zuhur etse, (ki buna Hz. Allah'ın c.c. gücü elbette yeter,
fakat bu sefer) aklın ihtiyari alınacak, inanan-inanmayan herkes tasdike mecbur kalacak, böyle bir durum da Hz.
Allah'ın imtihan sırrına ters düşecekti. Esasında dikkat edilirse bu rivayetler arasinda dahi mütenakiz bir durum
göze çarpar. Yukaridaki 1,2 ve 3. rivayetlerde Ay, ramazanın birinci günü, 4. rivayette ise sonuncu günü
tutulacaktır. Böyle bir hal ile karşılaşıldığında bu iki değişik rivayetten birini seçip, diğerini bırakamayacağımıza
göre (Allahualem) yapılacak en uygun şey, aynı hadiseye bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri
araştırmak olacaktır. Bunlar;
1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
2. Bu tutulmalar ortalı, yani 14-15 gün arayla olacaktır.
3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.
Bu tesbitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan ayının 15. günü Ay, 29.günü de Güneş
tutulmuştur. Yine 1982 yılında (Hicri-1402'de ) Ramazan ayının 14.günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazanın tam ortasında Dolunay halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet
olarak belirmesi de pek manıdardır.
Bu hadiselerin Hz. Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle aynı zamanlarda zuhur etmesi ve Hicri yüzyıl başının
hemen başlarında, üstüste iki yıl harika bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu hadiseler olabileceğine
dair zanlarımızı iyice kuvvetlendirmektedir.
KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI

O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.

El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 53

Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan, Kuyruklu bir yildız doğacaktır. Kıyamet Alametleri s,200
O yıldızın doğması, güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 32
Bir tevili şudur ki:
1986 yılında yani hicri 1406 da görülen "Halley" kuyruklu yıldızı hadis-i şerifte belirtildiği gibi hem parlak bir
yıldızdır, hem seyir yönü doğudan batıya doğrudur, hem de (1981 ve 1982 yıllarında meydana gelen) ay ve güneş
tutulmaları hadisesinden sonra ortaya çıkmıştır. Bu yıldızın doğusunun Hz. Mehdi'(a.r.)nin diger çıkış alametleri ile
de aynı zamanda zuhur etmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğuna dair zanlarımızı
(Allahualem) iyice kuvvetlendirmektedir.
Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçis yönü)meşriktan
mağribedir. (doğudan batıya doğrudur)
Mektubat-i Rabbani, 2/258
Bu kuyruklu yıldızın geçis devrelerinde çok önemli hadiseler meydana gelmistir. Bunlardan bir kismi rivayetlerde
bildirilmiştir.

Bu yıldız ilk çıktığında;
Hz.Nuh (a.s.) kavmi helak olmuştur.
Hz.İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.
Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
Hz.Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.
Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,32

Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diger önemli hadiseler de şunlardır.
Hz. İsa (a.s.) efendimiz doğmuştur.
Resulullah (s.a.v.) efendimize ilk vahiy gelmeye başlamıştı.
Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamış.
İstanbul Fatih tarafindan fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.

KABE BASKINI VE KABE'DE KAN AKITILMASI
Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Serif’i tavaf
edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe
Cemresinin üzerine akacak.

Naim b. Hammad Abdullah b. Amr'dan tahric etti. O söyle dedi: İnsanlar başlarında bir imam
bulunmaksızın Hac ederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine
girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 35
Hz. Mehdi'nin çıkış yılı rivayetlere ve ulemanın izahlarina göre H.1400 yılı başlarındadır.
Yukarıdaki rivayette "O’nun çıkacağı yıl" da denerek, Mehdi'nin çıkış tarihinde meydana gelecek olan Kabe
baskınına dikkat çekilmektedir. (Alahualem) Gerçekten de Kabe baskını hadisin ihbarına tam uygun bir şekilde

H.1400 yılının hemen başında (1, Muharrem 1400/ 21 Kasim 1979) meydana gelmiştir. Yine hadis-i şerifte
kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suud askerleri ile
saldirgan militanlar arasinda meydana gelen çarpismada 30 kisinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kismini da
dogrulamistir.

Dani, Sehr b. Havseb'den tahric etti. Dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Ramazanda bir seda, Şevval’de
bir ses, Zilkade’de kabileler arasinda savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacaği bir
savaş olur, öyleki orada taslari kan gölü içinde birakacak kadar kan akar.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 31

Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir seda olur. Zilkade'de kabileler çarpışır. Zilhicce'de hacılar
talana uğrar. Muharrem'de gökten söyle nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının
hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz.
Ramuz El Hadis 2/518

Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konusmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar
soyulacak, kanları akacak.
Kıyamet Alametleri, 166
Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Şuayb'dan tahric ettiler:
Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-ilAhir Zaman , 34
"Ikdiddurer" isimli kitaptaki alametlerden:
(3) Sevval'de savaş nidalari, (2) Zilhicce'de harb ve kital olur, yine (1) Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta
caddeler kan'dan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzam'in yanında büyük günahlar işlenir.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 37
(1)...Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kan'dan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül
Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir.
(Allahualem) Burada, 1407 yılı Zilhicce ayında (Hac mevsiminde), Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) yanında
çıkan hadiseye dikkat çekiliyor. Bu hadisede caddelerde gösteri yapan Hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş,
çok fazla kan akıtılmıştır. Beytül Muazzama'nın yanında, müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile iran'lı
Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiş, haramlar çiğnenmiştir.
Not: Bir önceki hadiste anlatılan hadise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde
olmuştu: 1407'nin Zilhicce ayındakı hadise ise, Beyt-ül Muazzama'nın yanında olmuştur. Her iki hadise de
rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir
(2)... Zilhicce'de harb ve kital olur.
Bu harb ve kitallerin, hacıların öldürülmesi ile aynı yerde zikredilmesi, hadiselerin birbirleri ile bağlantılı
olabileceğine işaret olabilir. Burada harbten kasıt İran-Irak savaşı, kital'den kasıt da birçok masum insanın
sebebsiz yere katledildiği anarşistlerin güney-doğu ve diğer yerlerde yaptığı katliamlar olabilir. (Allahualem)
(3) .. Sevval'de savaş nidaları olur.
Yine aynı zamanlarda Basra Körfezi’ndeki gerginliği, İran-Amerika arasındakı gerginleşme ve savaş durumuna
dikkat çekilmiş olabilir. (Allahualem)
“Ikdiddurer” isimli kitabta Mehdi'nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor:
DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ


“Ikdiddurer” isimli kitabta Mehdi'nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor:
Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi
olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 32
Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte
alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaska bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir
dille nida edilecek.
Kıyamet Alametleri, 166

Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz
zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Mehdi'nin ismi ile semadan
nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak,
ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 32
Hadis-i Serif'te Resul-i Ekrem Efendimiz:
Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş
içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde
rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha
şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında
gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, 461
Kıyamet Alametleri, 289
Mehdi'nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır. Kıyamet
alametlerinden sadece "Güneşin batıdan doğma" hadisesi, peygamberimizin hadislerinde tarifi yapildığı üzere,
herkesin açıkça görüp anlayabileceği bir şekilde meydana gelecek tek alamettir. Bunun dışında meydana gelecek
bütün kıyamet alametleri (Ateş de dahil) aklın ihtiyaini almayan, adetullaha uygun alametlerdir. Bazı safi kalpli
müslümanlar bu ateşi; sebebsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkes tarafindan
bulunduğu yerden mutlaka görüleceği tarzda, harika bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki dünya bir imtihan ve
müsabaka yeridir demiştik. Bu alametlerin meydana gelişi sırasında da imtihan devam ettiğinden onların
anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz, ta ki insanlar aklını, vicdanini, iradesini
kullanarak karar verebilsinler, gerçek kimlikleriyle ortaya çıksınlar. Seçme hürriyeti kalmazsa, onlara teklif
götürülemez. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç
tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı (ki peygamberimiz hepsini biliyordu, fakat bu sefer) herkes mecburen
kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu hikmet sebebiyle kıyamet alameti hadisleri özellikle yarı
kapalı bir şekilde bildirilmiştir. Ateş alametini de bu sekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebebsiz yere
çıkmaz, ya bir kaza, ya bir patlama gibi kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Mehdi'nin çıkış alameti olarak**************************************************************************************************************************
söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şekilnde çikmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin,
hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine uygun olarak çıkmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için
yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.
Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgali sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi
sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezini çok büyük bir ateş sarmıştır.
-Kuveyt’de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım
milyon ton petrol duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan fazla is, kükürt, karbondioksit ve
büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar felaket bulutları gibi körfez üzerinde asılı
durmaktadırlar.... Yalnız körfez değil, onun sahsında Dünya yanmaktadır.
(Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, M. Necati Özfatura, sf,175)
-Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye’nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki
Suudi Arabistan’dan bile görülebiliyor.
(Hürriyet 23 Ocak 1991)
-Körfezde sönmeyen felaket haberleri:
Kuveyt’de ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların “söndürmek son derece zor”
dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye’den Hindistan’a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl
süreyle etkileyeceği bildiriliyor.
Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirletmektedir. Kuveyt gündüzleri
gece manzarası arzetmektedir. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan
kış mevsimine geçişi hatırlatıyor.... Kuveyt’in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana
ihtiyaç vardır. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını
tamamen kaplıyarak ülkeyi yaşanmaz hale getirmekte ve varlıklı olanlar Kuveyt’i terketmektedirler.
Dahran’daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag’in NewYork Times’da çıkan açıklamasına göre, Basra
Körfezindeki kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumusakçalar ve bölgede yaşayan 450 tür hayvan
yaşama savaşı vermektedir. 600 petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı, ayrıca kükürt
gibi kansorejen maddeler ihtiva eden dumanların asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı
açıklanmaktadır.
(Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, sf, 171)
Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir.
Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır. (Kamus Tercemesi c. 1- s.550) Hadis-i şerifin ilk kısmında ates için
"sönük bir vaziyettedir" denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasiyla meydana gelen bir durum olduğuna
göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir. Burada toprak
altından çıkarılan petrole işaret edilmektedir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu
petrol kuyusudur. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline geliyor.
O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar.
O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü
içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateş.
O ateş insanları, malları yakar bitirir.
O ateş bir kısım insanların ölümüne sebep oluyor. Bunun yanında malları yakarak maddi zarara sebebiyet verdiği
gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir.
Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır.
O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan" kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar
yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılıyor.
Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir.
O ateş hem gündüz, hem gece devamlı yanıyor.
O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında
gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyururdu.
O ateş çok yükseklere kadar tırmanıyor ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar
meydana geliyor.
Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak.
Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen
büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma,
halkın mutad üzere alışık olduğu kırmızı "Tan" aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi
aydınlanma olağanüstü bir olaydır.
Tan: Güneş doğarken ve batarken oluşan ve güneşin aydınlatma gücünün zayıflayıp, beyaz ışıktan kırmızı ışık
yayar duruma geldiği vakitlerdeki hali.
BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ
Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,27
Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri Resulullah (s.a.v.) efendimizin irhişatına benzer.
Mektubat-i Rabbani , 2/258
İrhişat: Resulullah (s.a.v.) efendimizin nübüvvetinden evvel zuhur eden harikulade haller ki, bunlar
peygamberliğine delil teşkil eden hadiselerdendir.
Resulullah (s.a.v.) efendimizin doğumundan önce büyük ve harika haller zuhur etmişti. Doğduğu gece yeni bir
yıldız doğmus; Kisra'nın (İran Padişahları) sarayının 14 burcu yıkılmış; İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi
ateşi sönmüş; Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu v.s... Yukarıdaki rivayetlerde işaret
edildiği gibi, Mehdi'nin zuhuru da, Peygamber efendimizinkine benzeyecektir. O'nun zuhurundan önce de büyük
ve harika haller, olaylar olacaktır.
Rivayetlerin işaretine göre Mehdi'nin zuhur yılı olan H.1400 (Miladi 1979) yılı başlarında cereyan eden büyük ve
harika olaylar:
- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.
- 500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.
- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.
- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.
- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.
- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.
- Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu
çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.
- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.
- Hristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.
- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.
- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.
- Papa II. Jean Paul vuruldu.
- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu
hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği
getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.
- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.
- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza
meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.
- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.
- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.
- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı.
- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.
- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000
öğrenci öldü.
- Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.
- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla hacı hayatını yitirdi.
- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında 120.000'in üstünde kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz
kaldı.
- Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüzbinlercesi yurtlarından çıkarıldı.
- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.
- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.
- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü,
milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.
- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı
yaşandı.
- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.
- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km. hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti.
Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü.
- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
- 25 Ocak 1999'da Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171 kişi hayatını kaybetti.
- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremde 2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.
- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin
başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu.
Ardından bir başka uçak Pentagon'a düştü. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.
- Hindistan'da büyüklüğü 7.9 olan bir deprem meydana geldi ve binlerce kişi yaşamını yitirdi.
- Avrupa'da yaşanan aşırı sıcaklar 10 binlerce insanın ölümüne neden oldu.
- 60.000 senede bir gerçekleşen bir olay meydana geldi ve Mars gezegeni Dünya'ya en yakın konuma geldi.
- 17 Ocak 2002 tarihinde Kongo’daki Nyiragongo Yanardağı patladı. Olayda 100 kişi öldü
- 15 Kasım 2003, İstanbul Şişhane’deki Neve Şalom Sinagogu ile Şişli’deki Beth İsrail Sinagogu’na intihar
saldırıları düzenlendi. Sinagoglardaki ayin sırasında bomba yüklü iki ayrı kamyonetin intihar eylemcilerince
havaya uçurulmasıyla gerçekleştirilen saldırılarda 25 kişi öldü, 262 kişi yaralandı.
- Kasım 2003'te dünyanın en kurak bölgelerinden olan Mekke'de meydana gelen sel felaketinde 12 kişi yaşamını
yitirdi.
- 20 Mart 2003, ABD’nin hala devam eden Irak operasyonu, Bağdat’ı bombardıman ile başladı.
- 20 Kasım 2003, İstanbul’da yine kamyonetli ikiz intihar saldırıları düzenlendi. Levent’teki HSBC Bankası Genel
Müdürlüğü ve Beyoğlu’ndaki İngiltere Başkonsolosluğu’na yapılan saldırılarda 33 kişi öldü, 450 kişi yaralandı. Çok
büyük maddi hasar gerçekleşti.
- 26 Şubat 2004 tarihinde Moskova metrosunda meydana gelen intihar saldırısında yaklaşık 40 kişi hayatını yitirdi.
- 12 Mart 2004, İspanya'nın başkenti Madrid'in merkezinde 3 ayrı tren istasyonuna düzenlenen bombalı
saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını yitirdi. Saldırılarda binden fazla kişi yaralandı.
- 3 Eylül 2004, Kuzey Osetya’da yüzlerce kişinin rehin tutulduğu okul binasına Rus güçleri tarafından operasyon
düzenlendi. Çoğu çocuk en az 150 kişi öldü, 560 rehine yaralı olarak kurtarıldı.
- Güney Asya’da 26 Aralık 2004 tarihinde 9.0 büyüklüğünde bir deprem ve ardından çok büyük bir tsunami
gerçekleşti. Kaybolan hayatların sayısı ölü ve kayıplarla birlikte 288 bir olarak ifade ediliyor.
- 2 Nisan 2005 tarihinde Papa II. Jean Paul hayatını yitirdi.
- 7 Temmuz 2005 tarihinde, İngiltere’nin başkenti Londra, 2. Dünya Savaşı’ndan beri şehri vuran en büyük
saldırıyla sarsıldı. Metro ve otobüslere eşzamanlı olarak düzenlenen dört saldırı sonucunda 50’den fazla kişi öldü,
yaklaşık 700 kişi yaralandı. 21 Temmuz’da yine dört ayrı eşzamanlı bombalı saldırı girişiminde bulunuldu.
MEHDİ'DEN ÖNCEKİ YÖNETİMLER
Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer, sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Sonra
Allah'ın sürmesini murad ettiği kadar (otuzyıl) "Nübüvvet yolunda Halifelik" gelir. Sonra kaldırmayı
istediği zaman onu kaldırır. Ve Allah'ın istediği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir...
Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra "zorba bir idare" gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere
bir hilafet" gelir.
Rumuz El-Ahadis, 257 (Nesei - Ebu Davud Tayalisi)
Tabarani Kebir'inde.. tahric etti. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Benden sonra halifeler olur. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonra zalim melikler gelir. Son olarak
da ehl-i beyt'imden birisi çikar.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 84
Peygamberimizden (s.a.v.) sonra Mehdi'nin (a.r.) halifeliğine kadar gelecek olan yönetimler şöyle sıralanmıştır.
1. Halifelik devri
2. Meliklik-Sultanlık-Padişahlık devri
3-Zorba bir idare devri
İslam tarihinde Resulullah (s.a.v.) efendimizin vefatıyla birlikte yönetim, Halifeler geçmiştir. Sırasıyla Hz. Ebubekir,
Ömer, Osman, Ali (r.a.) efendilerimiz toplam 30 yıl halifelik makamında kalmışlardır.
Sonra başa sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Osmanlı Devleti geçmis, bunlarla Meliklik, Sultanlık, Padişahlık devri
başlamıştır. En uzun süren devirde bu devir olmuştur. Gerçekten hadisin haber vermesiyle bunlar aynen tahakkuk
etmiştir. Bunlardan sonra ise zorba bir idarenin geçeceği bildirilmektedir. Bugün bu zorba yönetim, birçok "sözde
İslami" devlette kendini göstermektedir. Bu yönetimlerde Islam’in esaslarına karşı gelinmekte, müslümanlar
mağdur durumda birakiımaktadır.
Bütün bunların ardından başa Hz. Mehdi'nin başında bulunduğu halifelik yönetimi geçecektir.
MEHDİ’NİN, HALİFE OLMADIĞI BİR DÖNEMDE GELMESİ
Dünyada ismi geçecek bir halife kalmayıncaya
kadar çıkmayacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 54
O'nun çıkacağı yıl insanlar hacca başlarında bir
emir bulunmadan gidecekler.
Kiyamet Alametleri, 168437
Mehdi'nin (a.r.) zuhur edeceği dönemde İslam ümmetinin başında bir halif bulunmayacağı bildirilmektedir. Hicri
1300 tarihine kadar müslümanların başında bir halife bulunmaktaydı, fakat daha sonra bu müessese kaldırıldı.
Mehdi (a.r.) hadisin tarif ettiği böyle bir dönemden sonra çıkacaktır.
MEHDİ'NİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ
CENNETLE MÜJDELEMESİ
...Enes b. Malik (r.a.) den, şöyle demiştir: Ben, Resulullah (s.a.v.)'dan işittim, buyurdu ki: Biz
Abdulmuttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve
Mehdi Sünen-i İbni Mace, 10/349
ZAMANIN EN HAYIRLISI OLMASI
İbn-i Cerir, Tehzib-il Asar'da şöyle tahric etti: Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren
veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi'dir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57
Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 27
Naim b. Hammad, Kab'dan tahric etti, buyurdu ki:
Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 58
İSMİNİN PEYGAMBERLERE GELEN KİTAPLARDA GEÇMESİ
Naim buyurdu ki: Ben Mehdi'yi Peygamberlerin suhufunda şöyle bulurum: "Mehdi'nin amelinde ne zulüm
ne de ayıp yoktur."
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 21
Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 49
İbni Münavi diyor ki: "Danyal (a.s.)in kitabında şöyle yazılıdır" Süfyanlar 3 tanedir, Mehdiler de 3’tür. 1.
Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi, 2. Süfyana karşı 2. Mehdi, 3. Süfyana karşı da Hz.
Muhammed Mehdi çıkacak ve Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla
kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek bidat ateşleri de onunla sönecektir. Onun zamanında
insanlar aziz olacak ve kendi muhaliflerine galip geleceklerdir. Güzel bir hayat sürülecek, yer ve gök
bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdi vefat edecektir. (*)
(*)Bu hadis Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan el yazılı bir nüshasında
mevcuttur.
Peygamberimiz ashabinin (r.a.) Tevrat ve İncil'de müjdelenmeleri gibi, Mehdi (a.r.) da diğer peygamberlere
indirilmiş kitaplarda müjdelenmektedir, ondan övgüyle bahsedilmektedir.
GÜZEL AHLAKLI OLMASI
Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer.
Kıyamet Alametleri, s.163
İbni Mesud'un rivayetinde, Resulullah şöyle buyurdu: Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,21
İşari manada ayet meali:
3/159- Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar
çevrenden dağılır giderlerdi..."
68/4- Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
HERKES TARAFINDAN ÇOK SEVİLMESİ
Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 42
Ümmet'i Muhammed'den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır.
Kıyamet Alametleri, 163
Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur, O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden
bahsetmezler.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 33
Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 29
MÜCADELECİ OLMASI
Mehdi işi sıkı tutacak.
Kıyamet Alametleri , 175
insanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 23
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime
mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 12
Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 24
Mehdi Doğu tarafindan çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol
bulacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 39
İşari manada ayet meali:
15/94- Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.
25/52- Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.
3/172- Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik
yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardir.
İRŞADI (TEBLİĞ GÜCÜ)
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de agaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 43
O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.
Kıyamet Alametleri, 165
Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 67
Bir tevili şudur ki:
Hz. Mehdi (a.r.) "kuru bir ağaç'a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri aynı kuru bir
ağaç gibi etrafına faydalı olamayan böyle bir insanın, bu sefer yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına,
yani dinine ve bütün insanlığa faydalı hale geleceğine işaret edilmiştir. (Allahualem)
Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük
mürşidinin irşad ve tedrisiyle bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceğine, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir
ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceğine işaret edilmiştir. (Allahualem)
Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.
Kıyamet Alametleri, 186
İmam Rabbani hazretleri de irşad esinde kendisine verilen gücü aynı teşbihle ifade etmektedir.
Allah-ü Taala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki: Kuru bir ağaca teveccüh etsem; o kuru
ağaç hemen filizlenir.
Mektubat-i Rabbani, 1/18
İşari manada ayet mealleri:
16/125- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.
Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.
2/83- Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve
yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye
misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.
20/43-44 "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt
alıp-düşünür veya içi titrer-korkar."
VEHBİ İLMİ
Kab'dan rivayet edildi ki: O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi
denilmiştir.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman
Bir tevili şudur ki:
Bütün zahiri ilimler, istenildiğinde herkes tarafından okuyarak, araştırılarak öğrenilebilir. Bir de çalışılarak elde
edilemeyen, ancak Hz. Allah'ın bir lütfu olan ve onu istediği kuluna verdiği "Vehbi" ilim vardır. Yukarıdaki rivayette
"kimsenin bilemediği" denilerek Mehdi'nin böyle bir ilme sahip olduğu anlatılmak istenmiştir. (Allahualem)
Bu ilmin "Ledün ilmi" olması da muhtemeldir. Kehf suresinde Musa (a.s.) ile ismi verilmeyen mübarek bir şahis
arasında geçen kıssada, benzer bir ilimden bahsedilmektedir. (Rivayetlerde bu şahsın Hızır a.s. olduğu anlatılır.)
18/65- Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz
kullarımızdan bir kulu buldular.
18/66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir
miyim?"
18/67- Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."
18/68- (Böyleyken) "özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"
18/69-(Musa:) "İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim"
dedi.
18/70- Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp
söz edinceye kadar."
Ledün: Garip bir ilim ismidir. Ona vakıf olan şahıs, giz ve sırları Allah'ın izin verdiği ölçüde keşfedeceği gibi, çeşitli
ilahi esrarlardan da haberi olur. (TÜR-DAV, Büyük Lugat , 558)
Bu kıssada Musa (a.s.)'ın birlikte yaşadıkları üç olay anlatılmaktadır. Hz. Musa, bu ilmi bilmemesi sebebiyle Hızır
(a.s.) 'ın ilk anda hatalı ve garip gibi görünen üç davranışına itirazda bulunarak, ona karşı çıkmaktadır. Fakat
ayrılacakları vakit Hızır (a.s.)'dan yaptıklarının içyüzünü öğrenince (18/78-82. ayetler) itirazlarında aceleci
davrandığını anlayarak, ona hak vermektedir.
Bu kıssanın Kehf suresinde anlatılması pek manidardır. Çünkü bu surede anlatılan diğer iki kıssanın (Ashab-ı
Kehf ve Zülkarneyn kıssalarının) Mehdi ile olan yakın ilgisine peygamberimiz (s.a.v.) çeşitli hadisleriyle dikkat
çekmiştir. Musa (a.s.) ve Hızır (a.s) kıssasının da özellikle yine bu surede yer alması, aralarında geçen olayların
yukarıdaki hadislerde olduğu gibi Mehdi ile yakından ilgisi olabileceğine, ayrıca Hızır (a.s.)'ın ilminin Mehdi'de de
bulunabileceğine bir işarettir.
Muhyiddin Arabi aşağıdaki izahında Mehdi'nin 9 özelliğini saymaktadır. Dikkat edilirse bunların hiçbiri nakil ilminde
olmayan, daha ziyade hikmet, anlayış, ledün gibi vehbi ilme ait özellikleri taşımaktadır.
1. Basiret sahibi olması
2. İlahi Kitabı anlaması
3. İlahi Kelam'ın manasını bilmesi
4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi
5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması
6. Varlıkların sınıflarını bilmesi
7. İşlerin girift taraflarını bilmesi
Çünkü bunlardan haberi olan bir lider vereceği hükümlerde yanılmaz. Mehdi kıyas ilmini onunla
hükmetmek için değil, ondan kaçınmak için bilir. Çünkü verdiği hüküm doğru bir ilham neticesi olacak.
Yani Muhammed (s.a.v.) getirdiği şeriat üzere hükmedecek. Bu sebepledir ki peygamber (s.a.v.) onu
vasfederken "Benim izimi takip edecek, hataya düşmeyecek" demiştir. Bundan anlıyoruz ki, Mehdi, şeriat
sahibi değil şeriata uyandır.
8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması
Çünkü onların her türlü işlerini görmek için Allah onu diğer insanlar üzerine seçmiştir. Liderlerin davranış
ve faaliyetleri de kendilerinden ziyade halkın menfaatine göre olmalıdır..
9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması. Çünkü ancak o sayede
yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir
Kıyamet Alametleri, 189
Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir.
CİFR (EBCED) İLMİNİN BİLİNMESİ
Taşköprülüzade Ahmet Efendi "Mevzuatu'l-Ulum" isimli eserinde (11/246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını
kaydetmiştir:
Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf ahirzamanda hurucu muntazar Hz. Mehdi'nin hurucuna
mevkuftur ki, onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar. Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid
olmuştur.
Mehdilik ve İmamiye , 252
ISLAH EDİLMESİ
Hz. Ali'nin rivayetine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu.
Mehdi bizden Ehl-i Beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve
hikmetlerle donatır.)
Sünen-i İbni Mace, 10/348
Naim Ebu Said-il Hudri'den tahric etti. Peygamber (s.a.) buyurdu:
Allah, Mehdi'yi bir gecede ıslah eder. (olgunlaştırır)
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,54/19
Ebu Nuaym'in rivayetinde Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Ey Ehl-i Beyt! Mehdi bizdendir. Aziz ve celil olan Allah onu bir gecede ıslah ve irşad edecek.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 437
NÜBÜVVET YOLUNDA OLMASI
Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir:
Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve
Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği
zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.
Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden)
İsa aleyhisselam ve Mehdi aleyhirridvan ise, birinci yoldan vasıl olmaktadırlar. Birinci yol ise, kurb-ü
nübüvvetten ibarettir. Tavassut muamelesi orada yoktur. Her kim bu yoldan vasıl olur ise, onun için arada
bir hail ve bir vasıta yoktur. Hatta o, feyizleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır.
Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise, diğerinden ayrıdır.
Mektubat-i Rabbani, 534 Mektup, 2/763-76
Sual: Müceddid için böyle nasıl söylenebilir? Çünki, Hazret-i İsa gökten inecek ve müceddid olacaktır.
Hazret-i Mehdi de, çıkacak ve müceddid olacaktır. Bunların, verecekleri feyzleri ve bereketleri herhangi bir
kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise,
diğerinden ayrıdır.
Cevap: Feyz için vasıta olmak, yukarıda bildirdiğimiz iki yoldan yalnız ikincisindedir. Birinci yolda, yani
(kurb'i nübüvvet) denilen yolda, feyz ve hidayet, vasıta ile gelmez. Bu yolda yükselen, arada vasıta ve
perde olmadan vasil olur. Hiçbir kimse vasıta ve perde olmaksızın feyzlere ve bereketlere kavuşur. Vasıta
olmak ve perde olmak (Kurb-i vilayet) denilen yoldadır. Bu iki yolu birbirine karıştırmamalıdır. Hazret-i İsa
(a.s.) ve Hazret-i Mehdi (a.r.) nübüvvet yolu ile vasıl olurlar. Seyhayn, yani hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i
Ömer (r.a.) da, nübüvvet yolu ile kavuşmuşlardır. Resulullahın (s.a.v.) himayesi altındadırlar. Şanları çok
yüksekdir.
Saadet-i Ebediye H.Hilmi Isik, 836 (Mektubat-i Rabbani'den 123.Mektup)
Nübüvvet "nebi" kökünden gelip, peygamberlerin Allah'ın emriyle vazifeli olarak insanları doğru yola
davet etmeleri görevini tarif eder.
Allah dilediği kuluna Nübüvvet vazifesi verir. Peygamberlik çalışma ve istemeyle elde edilmez. Mehdilik görevi de
aynı şekilde Allah'ın dilemesiyle onun istediği şahsa verilir. Mehdi bu makama kendi gayreti ile gelmeyecektir.
Velayet makamıina ulaşmak için bir gayret ve çaba gerekirken Nübüvvet yolu için böyle bir şart yoktur, burada
seçilmek sözkonusudur.
Nübüvvet yolunun Velayet yolundan diğer farkları ise:
1. Bu yolda hidayetler, feyzler dogrudan onlara ulaşır, arada herhangi bir vasıta (mürşid) yoktur.
2. Nübüvvet yolu peygamberlerin yoludur, onların tebliğ metodu ve mücadele tarzı bu kelime ile ifade edilir. Mehdi
de bu yoldan olacağına göre onun mücadele şekli de aynen peygamberler gibi olacaktır.
3. Nübüvvet yolunda genellikle içe dönük bir yapı mevcuttur. Tarikatlar bu gruba girer. Bağlıların kendi nefislerini
ıslaha çalışmaları, bu yolun esasıdır. Nübüvvet yolu ise peygamber yolu oldugu için devamlı mücadele ve tebliğ
ile yani bütün insanlara yönelik sosyal bir yapı ile karşımıza çıkar.
SIKINTI VE ZORLUKLARLA KARŞILAŞMASI
Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir.
...Abdullah b. Mesud (r.a.) dan; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
...Biz öyle bir ev halkıyız ki; Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak
benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 14
Bütün enbiya (a.s.) ve evliya (r.a.) Allah-u Teala'nın gönderdiği dini tebliğ etmek ve yaymak yüzünden insanlar
tarafindan anlaşılamamış, onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır.
Allahu alem Ehl-i Beyt'ten gelecek olan Hz. Mehdi (a.r.) de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacaktır. Aşağıdaki
peygamberimizin hadisi böyle bir durumu "Mehdi'nin biat sırasında kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını
insanlara açıklayacağını" haber vermektedir.
Naim b. Hammad Hz.Ali'den (r.a.) rivayet etmiştir:
...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit
kesildigi bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i
Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü, ve bizler kahr ve haksızlığa maruz
kaldık." Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 55
Resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
- Dininde kavi, güçlü olanın başına gelecek belalar büyük olur.(1)
-Hak Teala bir kulunu sever veya kendine yaklaştırmak isterse, üzerine bela ve musibetleri ardı ardına
gönderir.(2)
-Hak Teala bir kimseye bir hayır diledimi, ona bela ve musibet verir (3)
(1) Ibni Hibban (2) Ibni Ebi'd Dünya (3) Imam Malik ve Buhari
Aşağıdaki hadis-i şerifte de İstanbul'u fethedecek Hz.Mehdi (a.r.) ve yardımcılarında, fetihten önceki devrede
hastalık sıkıntı ve üzüntülerin bulunacağı ve daha sonra bu sıkıntının kaldırılacağı bildirilmektedir.
Allah Konstantiniyye'yi (Istanbul'u) çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek... Onlardan hastalığı ve
üzüntüyü kaldıracak
Kıyamet Alametleri, 181
Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim'de birçok peygamberin yalanlanmak, delilik ve büyücülükle suçlanma, hastalık,
haksız yere zindana atılma... gibi çeşitli sıkıntı ve eziyetlerle karşılaştığını, fakat bütün bunlara sabır edilmesi
gerektigini haber vermektedir.
İşari manada ayet mealleri:
6/34- "Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve
eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler..."
44/14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir."
51/52- İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş"
demişlerdir.
23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."
26/29- (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse
atacağım."
33/69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte
olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti.
37/97- Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."
68/51- O inkar edenler, zikri (Kur'an'i) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O,
gerçekten bir delidir" diyorlar.
46/35- Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme..."
GÖZETLENMESİ - TAKİP EDİLMESİ
Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok
silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.
Mehdilik ve Imamiye 37, (Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)
Not: Bu hadis uzun bir hadistir, tamamı ileride izah edilecektir.
Hadisin başlangıcında Mehdi'nin Deccal 'in silahlı adamları tarafindan gözetlendiği ve takip edildiği bildirilmektedir.
Önceki devirlerde de tevhid mücadelesinde bulunmuş bazı peygamberlerin de benzer şekilde gözetlendiğini
böylece kontrol altında tutulmak istendiğini Kur’an-ı Kerim'den öğrenmekteyiz.
23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."
"Mehdilik ve İmamiye" isimli araştırmanın sahibi bu hadisin tamamı hakkında şu izahları yapmaktadır.
Ebu İshak ve Ma'mer gibi raviler bu zattan maksad Hızır (a.s.)dır demişlerse de , biz Hz.Mehdi (a.s.) olduğu
kanaatindeyiz. Hadis-i Şerifin siyah ve sibaki bunu göstermektedir. Hadis-i Şerifin baş tarafinda deccalin
merkezde gözetleme yapan silahlı askerlerinden bahsediliyor. Şu halde deccal büyük bir orduya veya hükümet
kuvvetine sahip olacaktır. Kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'ye kuvvetini kullanarak eziyet etmekte ve tesirsiz
hale getirmeye çalışmaktadır. Hadis-i şerifin ifadesine göre artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Yani
durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır. Bu arada Mehdi'yi tesirsiz hale getirdiğini zanneden Deccal karşısında
Mehdi'nin ordusu çiğ gibi gelişini görür. Artık Deccal Mehdi'yi mahkum edemiyor, bu noktayı hadis-i şerif şöyle
ifade ediyor: "Ey insanlar şu muhakkak ki, artık Deccal bana yaptığı bu işi insanlardan hiçbir kimseye
yapamayacaktır. Tam bu sırada o müminin boynu ile köprücük kemiği arası bir bakır levha haline gelir de, artık
Deccal onu kesmeye hiçbir yol bulamaz."
Su son ifadeler çok dikkate değerdir. Boyun ile köprücük kemiğine gelince, hepimiz biliriz ki, idam edilecek
adamın suçları bir kağıda yazılıp boynuna asılır. Şu halde hadiste bu kısım bakır levha haline geliverir dediğine
göre Deccal Mehdiye artık kılıç geçiremeyecektir (ona hiçbirşey yapamayacaktır) demektir. (Mehdilik ve Imamiye
39)
DECCAL'İN MEHDİ'YE EZİYET ETMEYE ÇALIŞMASI
Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Deccal çıkınca, ona karşı
müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'in merkezlerde
gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. Ve kendisine: Nereye gitmeyi kasdediyorsun? diye sorarlar. O
da: Şu çıkan kimseyi (yani Deccal'e) karşı gitmeyi kasdediyorum, der. Deccal'in taraftarı ona: Sen bizim
Rabbimize inanmıyor musun? derler. O zat da: Bizim Rabbimiz de hiçbir gizlilik yoktur der. Ötekiler de:
Bunu öldürün, derler. Bu söz üzerine taraftarların bir kısmı diğerlerine:
Sizin Rabbiniz, kendi izni olmadan herhangi bir kimseyi öldürmekten sizleri men etmiş değil midir?
Müteakiben o zatı Deccal'in yanına götürürler:
Mehdilik ve Imamiye 37
Deccal, kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'yi öldürmek istemez, ona sıkıntı verir eziyet eder. Önce onu insanların
gözünde karalayarak tesirsiz hale getirmeye çalışır, başarısız olduğunu görünce bu sefer onu insanlardan
ayırarak uzaklaştırır, hadisin ifadesiyle firlatıp atar.
"Mehdilik ve İmamiye" yazarı izahına şöyle devam ediyor:
Ayrıca onu zindanlarına atmakla bir ateş içine attığını zanneder. Halbuki onu cennete atmıştır. Zira mümin
cehennemde olsa bile gönlü cennettedir. Müslim-i Şerif'in mütercimi Mehmed Sofuoğlu buradaki cennetin
dünya bahçelerinden bir bahçe olduğunu söyler. Şu halde anlaşılıyor ki, Deccal Mehdiyi ıssız yerlere
sürecek ama onun sürdüğü yerler bağlık yerler olacaktır.
Mehdilik ve Imamiye 40
HAKKINDA OLUMSUZ PROPAGANDA YAPILMASI
Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'i görünce:
Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur, der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de, o zat
karnı üzerine uzatılır ve arkasından:
Onu alın da yaralayın! der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir.
Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da firlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını
sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.
Mehdilik ve İmamiye 40
Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşabih olarak (benzetme yapılarak )
söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı burası için; Mehdi'nin ünü "Durmadan etrafa ilan edilip
yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme
şeklinde olacağını söyleyebiliriz.
Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyordu.
Şairler, panayırlarda, çarşılarda peygambere çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin diyorlardı. Şimdi de
İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında
itibarını sarsmaya çalışacaklardır. (Allahualem)
Hadislerde Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğunu gördük. "Altın Çağ"
olarak anlattığımız devre, Mehdi'nin halife olduğu son dönemlerine aittir. Mehdi ve müslümanlar ancak bu devrede
rahata, bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devrede yaşayacaklardır.
İşari manada ayet meali:
93/4-5 " Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana
verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın."
HİCRETİ
O Kudüs'te hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır.
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)
KONUŞMASI
Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur. Kırk yaşındadır.
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, sf.1699, sf.174)
MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
SOYU (NESEBİ)
Hz. Ali'nin (r.a.) rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i
Beytimden bir zatı (Mehdi'yi gönderecek.)
Sünen-i Ebu Davud, 5/92
Hz. Ali (r.a.) den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu:
El-Mehdi , bizden Ehl-i Beyt'tendir.
Said b. el Müseyyeb (r.a.) dan, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Mehdi, kızım Fatima'nın neslindendir.
Sünen-i Ibn Mace, 10/348
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir.
Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232)
Bütün peygamberler birbirinin neslindendir. Mehdi (a.r.) de bu nesilden gelmektedir. Halk arasında bu nesilden
gelenlere Seyyid denmektedir.
İşari manada ayet mealleri:
2/128- "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş
(müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et.
Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."
3/33- Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;
6/87- Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru
yola yöneltip-ilettik.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile