Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

HACET NAMAZI İLE İLGİLİ DÖKÜMANLAR
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

lale8

Allah’uteala,Allah’ın yolu olan “SIRATIMUSTAKİM’e bizi ulaştırması için ki o yol ÜZERİNE NİMET VERİLMİŞLERİN (Peygamberlerin,Şehidlerin ve Salihlerin =MÜRŞİDLERİN= ) YOLUDUR” İSTİANE İSTİYORUZ FATİHA suresinde.Bu İSTİANE nasıl istenecek Allah’tan ? “SABIR VE NAMAZ İLE Bakara/45,153 ve A’raf/128 “ İşte (SAV) Efendimiz bu namazın adına da HACET (İhtiyac) NAMAZI BUYURMUŞ.
BU KONUDA Kİ HADİS VE EVLİYA SÖZLERİ DE ŞÖYLEDİR :
Enes b. Melikten aldigi bir rivayete dayanarak, Ebu Hasim Eyli Rasulullah (s.a.s) efendimizin söyle buyurdugunu anlatti: "Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dilegi olur ise, güzelce abdest alip iki rek'at namaz kilsin; Bu namazin birinci rek'atinda; fatiha sonra ayetul kürsi okunur, ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kisi. Bundan sonra tesehhüde oturup selam verir...."

 

 


"Bir kimsenin Allahü teâlâdan veya benîâdemden (insanoğlundan) bir hâceti olursa, tertemiz bir abdest alsın. Sonra iki rek'at hâcet namazı kılsın. Sonra Allahü teâlâya senâ (hamd)da bulunsun ve Peygambere salevât getirsin... (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
"Men ra'ni fegad ra'ni feinneş şeytane lâ yetemesselü bî velâ bî sûretişşeyhi tâbian linnebiyyi sallallâhu teâlâ aleyhi vesellem.
“Beni gören, mutlaka beni görmüş demektir. Zira, şeytan benim suretime giremez ve benim gibi görünemez. Bana tâbi olan Şeyhlerde aynen böyledir.” Müzekki-n-Nüfus, s.551
İŞTE HACET NAMAZIYLA MÜRŞİD GÖRÜLMESİ SAİD NURSİ HZ
İşte umum avam (bütün halk tabakası) için dahi bir nevi velayete mazhariyet var ki, rüya-yi sadıkada (hakikatin görüldüğü sadık rüyada EVLİYA gibi, gaybi ve istikbali (bilinmeyen ve gelecekle ilgili) olan şeyleri görüyorlar." (Mektubat/28.Mektup/333)

Abdulladir Geylani Hz.nin sohbetler kitabindan:
Sayfa-201:Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rekat namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ HACET NAMAZI (İlahi Armağan Kitabından)
İçi dışına uymayan fâsık kişilerle olma. Salih ve düzenli iş eden¬lere koş. Karışık bir durumda olursan, sâlih ile nifaklı kişiyi ayırt edemeyecek hâle düşersen Allah'a yalvar. Oturduğun yerden hemen kalk; gece olsa, daha iyi olur. İki rekât namaz kıl, sonra yalvar: “Yâ Rabbi, kulların arasında olan sâlih kişileri bana buldur. Sana varmama delil olanı bana göster. Manevî sofrandan yememe vesile ver. Manevî susuzluğumu, sonsuz denizinden kandıracak zatı bana bildir. O zat gözlerimi, yakınlık nurunla sürmelesin. Taklitçi olmayarak ayan beyan nurunu gördüreni bana haber ver.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN
Hak yolunu sana göstermek ve seni yalnız, Hakk'ın vechini di¬leyenlerin safına katmak istiyorum. Sizler heves peşindesiniz. Ciddî meseleleri ele aldığınız yok.
Allah'ım beni ve onları zatına ulaştır. Sana dönmeyi nasip eyle. Onların nifak ve şirk bağından bizi kurtar.
Diğer âyet-i kerimede ise şöyle anlatıldı:
“Yalnız O'nun vechini dilerler.” (el-Kehf, 18/28)
Bahtiyar olana kudret eli gelir; Hak’tan gayri bilinen bütün varlıktan onu kurtarır.
O el, bir gün sana da gelir; kolundan tutar, velayet makamına yerleştirir. Yolculuğun biter, sülûkün sona erer. Bulacağını bulursun. Dünya sana koşar. Âhiret de onun peşinden... Her ikisi de sana hizmetçi olur. Hiç bir darlık bil¬meden makamında kalırsın.
Sâlih kullar, o kapıdan içeri girince hiçbir gözün görmediği, ku¬lağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlamasına imkân olmayan kutsî varlıklar görür, şöyle duaya başlarlar: “Allah'a hamd olsun; Zât’ından ayrı kalma üzüntüsünü biz¬den aldı. Aramızdaki perdenin verdiği kederi kaldırdı. Bizi Zât’ı için seçti, yakınlığına erdirdi. Bilhassa Zât’ından gayri şeylerle meşgul ol¬ma derdini bizden aldı. Bizi bütün fâni varlıklardan beri edip Zât’ı ile olmayı nasip ettiği için Allah'a hamd olsun; Rabb’imız hem Gafûr, hem de Şekûr'dur. Yaratan'ımız, hatalarımızı bize göstermeden silerve yaptığımız az kulluğa karşı bol iyilik eder.”
Sizden kim olursa olsun, ortalığı gece karanlığı kapladığı zaman, halkın sesi çekildiği ve uyudukları anda kalksın. Abdest alsın ve iki rekât namaz kılsın. Ve desin: “Allah'ım, kullarından sâlih olan, Zât’ına yakınlık bulan birini bana göster. O, beni Sana iletsin ve Zât’ına varan yolu göstersin.


Şeyh Es’ad Efendi Hazretleri: Esrar Odası (Kaynak:Tasavvufun asli)
İntisab etmek istendiği zaman evvelâ istihâre yapılır. “Eğer bana nasip etmişsen ve kime nasip etmişsen bana göster, bileyim ve ona göre gireyim.” diye Allah-u Teâlâ’dan istimdat edilir. Bir alâmet zuhur ederse ehli bulunup ehline tabir ettirilir. Ehli olmazsa, yanlış bir tabir ile kişiyi dalâlete sevk eder. Ehli bulunacak ve o tabire göre hareket edilecek. Tarikat-ı aliye’ye böyle girilir. Bu kadar lüzumlu bir yol, Ahmed’e Mehmed’e intisab etmek demek değildir. Rehber bulununcaya kadar aramak icabediyor. “İntisab ettim, bağlandım.” gibi sözler boş sözlerdir.
Allah-u Teâlâ ezelden nasipdar ettiği kimsenin nasibini, yolun hakiki rehberine teslim eder ve kişiyi ona ulaştırır. Mürid günâ gün o nasibi alır ve terakki eder. Mevlâ o nasibi koymasaydı, mürşidde o nasip yoktu. Mürşid O’nun koyduğu nasibi vermiş oluyor. Daha doğrusu o kanaldan almış oluyor. Çünkü veren yalnız Allah-u Teâlâ’dır.
1-Allah'a ulaşmayı dilemek (3. basamak) * İMAM-I RABBANİ(MEKTUP61):Allah bize,kendisini dilemek yolunda terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin...şunu bilelimki,dilemk,istemek,dilenen ve istenen şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIRbir aziz şöyle buyuruyor;-isteğin yoksa isteğin meydana gelmesini iste!.............gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR.bir nimettir.bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelitrse yapalım!bu ,böylece.kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir *
Abdulladir Geylani Hz.nin sohbetler kitabindan:
Sayfa-275:Siz Allahin kitabina, Resulullahin ahlakina ve MÜRSIDLERE uymadikca ASLA FELAH BULAMAZ, KURTULUSA EREMEZSINIZ.
Sayfa-188:Ey nefs ve hevai arzularinin tabiatin kulu, sen kendi görüsünde kanaat etmis, sana hakikatleri ögretip terbiye edecek bir üstad, Mürsid edinmemissin.
Sayfa-201:Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rekat namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER.
Yûsuf-Hakîkînin Tasavvuf Risalesi
2. HakkI Talep ve Bir Mürside Baglanmak
Amma bad. iyi bil ki Hakki talep edenler bu yolda dünyayi ve nefislerini terk ederek mesafe alanlardr. Bu yola gösteriş, iki yüzlülük ve gururla girilmez. Bu yola ancak bir mürside baglanalarak girilir; er-refîk sümmet-tarîk7. Allah buyurur: Yâ eyyühel-lezîne âmenût-tekullâhe veb-tegû ileyhi’l-vesîlete ve câhidû fî sebîlihî lealleküm tuflihûn8 .
7. Önce yoldas sonra yol.
8.El-Mâide,35. Ey iman edenler! Allahtan sakinin, ona yaklasmak hususunda vesile arayin, yolunda cihad edin ki felah bulasiniz.

Risale-i halidiyye-Imam Mevlana Halid-i:
Bu tarîkatta râbitasiz sülûk çok müskildir. Hak Sübhànehû ve Teàlâ;
(Vebtegû ileyhil-vesîlete) [Allaha ulasmaya vesîle isteyin!] (Mâide: 35) buyurmustur. Padisahlar huzuruna bile vasitasiz girmek müskül olunca, Cenâb-i Hakkin huzuruna girmek için vesîle biz-zarûre lâzimdir.
(Allàhu veliyyüllezîne âmenû) Allah iman edenlerin velîsidir. buyrulmuştur. (Bakara: 257)
Bu iman sâliki istidatlı bir hale getirip, tarikata geçmesine ve dolayısıyla husûsî velîlerden olmasına da vesile olur; nefsi emmârelikten tedrîcen mutmeinneliğe yükseltir. Bu Tarîkat-ı Aliyyeyede esas olan zikr-i ilâhî, şeriat-ı garrânın emirlerindendir. Mürşid-i aramak dahi şeriatın emridir. Esteüzü billah:
(Vebteğû ileyhil-vesîlete) [Allaha ulaşmaya yol isteyin!] buyrulmuştur. (Mâide: 35)
Kaynak: Mevlana Celaleddini Rumi; Rubailer, Kültür Bakanlığı Yay. Çev: M.Nuri Gençosman, MEB Devlet Kitapları, Şark İslam Klasikleri 39
14üncü basamak:
Bir insanın içinde, manevî terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, nebiler ve velîlerdir. Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hasıl olunca başlar. Onlardan bir başka ruh alınır. Bir Âyet-i Kerimede şöyle buyurulur:
-“ Allah, ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka eder.” (Gafir, 15)
Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lâzımdır.” (S.117)
Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimizin:
“Dünyaya gelmekten murad Mürşid-i kâmil’i bulmaktan ibarettir.” buyurmaları bu hakikatın bir ifadesidir ve intisab bu bakımdan lüzumludur.
Tasavvuf, Allah sevgisine yegâne vesiledir.
İntisab etmek istendiği zaman evvelâ istihâre yapılır. “Eğer bana nasip etmişsen ve kime nasip etmişsen bana göster, bileyim ve ona göre gireyim.” diye Allah-u Teâlâ’dan istimdat edilir. Bir alâmet zuhur ederse ehli bulunup ehline tabir ettirilir. Ehli olmazsa, yanlış bir tabir ile kişiyi dalâlete sevk eder. Ehli bulunacak ve o tabire göre hareket edilecek. Tarikat-ı aliye’ye böyle girilir. Bu kadar lüzumlu bir yol, Ahmed’e Mehmed’e intisab etmek demek değildir. Rehber bulununcaya kadar aramak icabediyor. “İntisab ettim, bağlandım.” gibi sözler boş sözlerdir.
Allah-u Teâlâ ezelden nasipdar ettiği kimsenin nasibini, yolun hakiki rehberine teslim eder ve kişiyi ona ulaştırır. Mürid günâ gün o nasibi alır ve terakki eder. Mevlâ o nasibi koymasaydı, mürşidde o nasip yoktu. Mürşid O’nun koyduğu nasibi vermiş oluyor. Daha doğrusu o kanaldan almış oluyor. Çünkü veren yalnız Allah-u Teâlâ’dır.
Meselâ çocuk annesini emiyor. Annesi: “Sütü ben verdim.” diyebilir mi? “Ben verdim” dese, peki ona sütü kim verdi? Evet hakikaten çocuğu annesi emzirdi ama, süt ona ait değil. Sütü vereni kimse düşünmüyor. Her şeyde Allah-u Teâlâ’nın ikram ve ihsanı vardır.
Mürşid de böyledir, bir ana gibidir. Nasipdar olanlara Allah-u Teâlâ’nın ezelden yerleştirdiği nasiplerini verir. Kendisine ait hiçbir nesnesi yoktur.
GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER." Abdul kadir geylani guyetut talibiyn s.1018
27. FASIL hacet namazi:
Enes b. melikten aldigi bir rivayete dayanarak, ebu hasim eyli rasulullah s.a.s efendimizin söyle buyurdugunu anlatti:
-Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dilegi olur ise. güzelce abdest alip iki rek'at namaz kilsin
Bu namazin Birinci rek'atinda; fatiha sonra ayetul kürsi okunur
ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kisi
Bundan sonra tesehhüde oturup selam verir....

MÜRŞİD HAYATTAMI OLMALIDIR(GAVSULAZAM)
Gavsül Azam Abdulkadir geylani hz.lerinin ''ÖTELERDEN HABERLER''orj.adı''SIRR''ÜL ESRAR''kitabından Abdulkadir akçiçek çevrşsşnden aynen aktarıyorum...
*Basiret ,ruh gözesinden gelir.evliya için ''füad''makamından açılır.elde esdiliş tarzına gelince,ZAHİRİ BİLGİ İLE OLMAZ ötelerden,batından kopup glen ilim lazım..?ayeti kerime biz
....''O na canibimizden-ötelerden-ilim vermiştik.''(kehf65)
*İnsana gereken ,BASİRET SAHİPLERİNİ bularak ,telkin yolu ile onlardan birşeyler almaktır.o telkini yapan zat,veli,mürşid ve lahut aleminden HEBER VEREN olmalı..
*kardeşler !.ayıkınız tövbe yolu ile Rabbinizde mağfiret talebinde bulununuz.bunu için koşunuz..
*YOLA GİRİNİZ! ŞU RUHANİ KAFİLELERLE RABBİNİZE DÖNÜNÜZ!
*Marifet,nefsin kara Perdesini kalp aynasından açmak ve ONU TEMİZLEMEKLE hasıl olur. o zaman CEMAL-İ İLAHİNİN GİZLİ HAZİNESİ gözükmeye başlar. ki bu,kalp sırrını özünde gözükür.
*..''her kim ,yaratanına KAVUŞMAYI diliyorsa yar iş görsün;yaratanına yaptığı ibadete ortak etmesin..''(kehf110)
*..''alimin uykudsu,cahilin ettiği ibadetten hayırlıdır..''
..burada kastedilen alim ,tevhid nuru ile içini nur eden;sonrada ,harfsiz,sessiz,sır dili ile TEVHİD ESMASINI devam eden zattır.asıl insan budur.bunu anlatan bir kaç tane hadisi kudsi zikredelim.
...insan ,sırrımdır;bende onun..''
....''batın ilmisırlarımdan bir sırdır;onu ,kullarımın kalbine koyarım,benden gayrı o hali bilemn olmaz..''
her kim, ilahi marifeti düşünür;Allah u tealaya karşı tam irfan duygusuna sahip olmayı dilerse ,bunun yaptığı tefekkür bin yıllık ibadete bedel olur.ASILİRFAN İLMİ budur.irfan ilmi demekle TEVHİD halini kasd ediyorum.arif kim?irfanı iştiyakını duyduuğu zata ,mahbubunda BUNUNLA ERER.bu halin neticesinde ise RUHANİ BİR HALLE;TAM YAKINLIK ALEMİNE UÇUP GİTMEK OLUR..*İlahi sevgi,vucud düşmanı ölmeyince ele gelmez.vucudun ,ilk defa emmare,levvame ve mülhime derecelerinde oln nefisten temizlenmesi lazımdır..*PeygamberimizS.A.Vefendimiz dilinden söylenen;''''ben ve bana tabi olanlar basiret üzere..''''(yusuf108)ayetineki''bana uyan ''cümlesinde bir işaret vardır.peygambere tam varis olan KAMİL MÜRŞİD anlatılır.demek lurki,benden sonra irşad;her yönden benim batibni basiretime sahip olan kimse tarafından yapılacaktır.burada tam velayet haline sahip olan zat murad edilmektedir;''VELİ OLAN MÜRŞİD''''(KEHF17)AYETİNDEKİYLE AYNI ŞEYE İŞARET EDER.*peygamber efendimizS.A.V efebndimiz hayatta olsaydı doğrudan alınacak ondan alınırdı.gayrına ihtiyaç kalmazdı.öbür aleme intilkal ettikten sonra,tecerrd haline geçiyor,bizzat kendisi ile bağ kurulmıyor.İRŞADA MEMUR VELİLER de aynıdır.onlar da bu alemden göçüp gidince ,İRŞAD OLACAK OLMAZ.ANLAYIŞ EHLİ İSEN ANLA!,DEĞİLSEN BİR ANLAYANI ARA....*hayatta olan velinin ,peygamber S.A.V.EFENDİMİZ le her bakımdan ilgisi vardır .TAM VERASET HALİ BUNU GREKTİRİR .hayatta olduğu müddet o veraseti ve irşad makamını idare eder.bu hali taşıyana peygamberden rehberlik ve kulluk yardımı gelir.bu yardımla ;halk arasında tasavvuf yolunu devam ettirir;anla..*ergin,vuslat alemini bulmuş,geçmiş zatlar tarafından makbul olan bir zatın telkini LAZIMDIR.bu zat o aleme erdikten sonra ,Allahın emri ile ,noksan kişilerin ekslklikiğini tamamlmak için,bu aleme gönderilmiş olmalıdır.bu gelişde vasıta bizzat peygamber efendimizS.A.V OLMALIDIR...

MÜRŞİD ALLAHTAN İSTENİR
Tesavvuf yolunda ilerlemesi için, eski büyüklerden ba’zısının rûhlarını ona rehber, vâsıta yaparlar. Çünki, Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi şöyledir ki, bu yolun konaklarını aşabilmek için, büyüklerin rûhlarını vâsıta, sebeb kılmışdır. Bu kimse, eğer mürîdlerden ise, bunun işi, rehbersiz tehlükeli olur. Rehber buluncıya kadar, rehbere kavuşdurması için, Allahü teâlâya yalvarmalıdır. 286
*******HACET NAMAZIYLA MÜRŞİDİN SORULMASI:(A.K.geylani)
Sayfa-201:"Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rek'at namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, BANA
Kalbi ile Allah'a yönelmis (MÜNİB OLMUŞ) olarak iki rek'at namaz kilan kimse
anasindan yeni dogmus gibi bütün günahlarindan arinir.
(Imam Gazali Kalplerin Kesfi-s.121)

HACET NAMAZIYLA MÜRŞİDİN SORULMASI:
Sayfa-201:"Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rek'at namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER." Abdul kadir geylani guyetut talibiyn s.1018
27. FASIL hacet namazi:
Enes b. melikten aldigi bir rivayete dayanarak, ebu hasim eyli rasulullah s.a.s efendimizin söyle buyurdugunu anlatti:
-Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dilegi olur ise. güzelce abdest alip iki rek'at namaz kilsin
Bu namazin Birinci rek'atinda; fatiha sonra ayetul kürsi okunur
ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kisi
Bundan sonra tesehhüde oturup selam verir....
İstihare ve hacet namazlari 14 asirdan beri denenmiş bir vasita olarak Hakk'a varip hidayete ermek isteyenleri, insanlarin degil Allahu Teala'nin sectigi mürşidlerle Allah'in Zati'na ulaştirmaktadirlar.

SAİD-İ NURS-İ HZ lerinin daha önce „ZAMAN TARİKAT ZAMANI DEĞİL „sözünün esrarı çıkacaklar. Şimdi de çok müftülerden ve çok ulemalardan Nurlara karşı çok iştiyak görülüyor ve istiyorlar.
Şimdi en mühim tekkeler ehli, ehl-i tarikattır. Bütün kuvvetleriyle Nur Risalelerini nurlandırmaları ve sahip çıkmaları lâzım ve elzemdir. HAŞİYE Şimdiye kadar ben yalnız iman hakikatini düşünüp "Tarikat zamanı değil, bid’alar mâni oluyor" dedim. Fakat şimdi, sünnet-i Peygamberî dairesinde, bütün on iki büyük tarikatın hulâsası olan ve tariklerin en büyük dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi içine, her tarikat ehli kendi tarikatı dairesi gibi görüp girmek lâzım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi.
Hem ehl-i tarikatın en günahkârı dahi çabuk dinsizliğe giremiyor; kalbi mağlûp olamıyor. Onun için onlar tam sarsılmaz, hakikî Nurcu olabilirler. Yalnız mümkün olduğu kadar bid’atlara ve takvâyı kıran büyük günahlara girmemek gerektir.
Hâmisen: Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyunluğa karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var. O da Kur’ân’ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin’i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye, siyasî, maddî kuvvetlerle susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur’âniyedir.
Rehber Risalesindeki Leyle-i Kadir meselesi, şimdi hem Amerika, hem Avrupa’da eseri görülüyor. Onun için, şimdiki bu hükûmetimizin hakikî kuvveti, hakaik-i Kur’âniyeye dayanmak ve hizmet etmektir. Bununla, ihtiyat kuvveti olan üç yüz elli milyon uhuvvet-i İslâmiye ile ittihad-ı İslâm dairesinde kardeşleri kazanır. Eskiden Hıristiyan devletleri bu ittihad-ı İslâma taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için, hem Amerika, hem Avrupa devletleri Kur’ân’a ve ittihad-ı İslâma taraftar olmaya mecburdurlar.
Sâdisen: Yanıma Nur talebesi bir meb’us geldi, dedi ki:
"Ben Adliye Bakanlığına gittim. Afyon’da Nurların müsadere kararını söyledim." Adliye Vekili Özyörük dedi ki: "Ben Afyon Mahkemesine Nur’ların tamamen verilmesine emir verdim. Hattâ bendeki Asâ-yı Mûsâ’yı da müellifine iade edeceğim diye bana söyledi. Halil Özyörük’ün bu sözü Demokratlara ve Nurlara taraftarlığını gösteriyor."
Umuma binler selâm.
Kardeşiniz
Said Nursî

HACET NAMAZI
Allah'tan herhangibir haceti olan veya mürşidine ulaşmak isteyen kimse hacet namazı kılar. Bu namaz, perşembeyi cumaya bağlayan gece ya da kandil gecelerinde kılınır. Bu mümkün olmazsa herhangibir gecede de kılınabilir. Öncelikle boy abdesti alınır. Hacet namazına niyet edildikten sonra aşağıdaki âyetler okunur:
1. rekât: Sübhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî
2. rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas
Oturuş: Et Tehiyyatü
3. rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas
4. rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas
Oturuş: Et Tehiyyatü + Allahümme Salli + Allahümme Barik + Rabbena
Namaz bittikten sonra kişi, Allah'tan haceti neyse onu veya mürşidini diler. Konuşulmaz. Kıble, yatağın sağ tarafında kalmalı ve kişi vücudunun ön cephesi kıbleye doğru olarak, yanüstü dönüp yatmalıdır. Yattıktan sonra üç kere Âyetel Kürsî okunur. Allah'tan, zahirî veya batınî hacet ya da mürşid dilenir. Ardından sessiz zikir (zikr-i hafi) yapılır. Yanüstü yatıldığından sağ kulak yastığa gelecektir. Baş, hafifçe sağa sola oynatılarak kalp atışlarının (kulaktaki basınç sebebiyle) rahatça duyulacağı pozisyona gelinir. Kalbin her çift atışında "Allah, Allah" diyerek, sessiz şekilde içinden Allah zikredilir.
Hacet namazının ilk kılındığı gece, hacete dair bir rüya görülmezse, hedefe ulaşana kadar perşembeyi cumaya bağlayan geceler, kılmaya devam edilmelidir. Her gece de kılınabilir.

Uykunun ilk halinde ve tam uyku halinde görülenrüyalar gerçek olduğu gibi, faydalıdır Şu ayet rüyanın
gerçek olduğunu ifade eder:

Allah (CC) gerçekten, Peygamberini (SAV) rüya ile
doğruladı. İnşallah Mescid-i Harama emin olarak
gireceksiniz.[1]

Sonra Yusuf Nebinin (SAV) dilinden ifade edilen şu Ayet
de önemlidir:

Ben rüyada onbir yıldız gördüm[2]

Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif
de önemlidir:

Benden sonra peygamberlik kalmadı, ancak bazı müjdeler
onlara görünür.

Bu Hadis-i Şerifi şu Ayet-i Kerime doğrular:

Onlar için dünya ve ahiret hayatında müjdeler
vardır.[3]

Ayrıca Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i
Şerif de rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:

Rüyada beni gören gerçekten görmüş olur; çünkü şeytan
benim şeklime giremez.

Bu, demek olur ki, hakikat ve basiret nuru ile şeriat,
tarikat, marifet nuruna uyarak bana uyanları da, şeytan
temsil edemez.

Sahib-i Mazhar der ki:

Şeytanın bu durumu yalnız Peygamber (SAV) için
değildir; bilcümle rahmet, şefkat, lütuf ve hidayet
mazharı olan hiçbir varlığın şekline giremez,
Peygamberin (AS) cümlesi, evliya, melekler, Kabe, güneş,
ay beyaz bulut ve Kuran, şeytanın temsil edemeyeceği
kudsî varlıklardır. Çünkü şeytan kahır isminin zuhur
yeridir. Ancak şaşkınlığı temsil edebilir. Bir kimse
Hâd+i, isminin mazharı olursa; zıddı olan Mudill ismi,
onu nasıl temsil etsin Zıt isimlerin hiçbiri diğerini
temsil edemez. Su ile ateş burada bir misal olarak
verilebilir. Su, ateş şeklini alamıyacağı gibi, ateş de
su şekline giremez. Aralarında ayrılık, tenafür ve
uzaklık bulunur. Böylece Allah-ü Teala (CC) hakkı
batıldan ayırmak ister.

Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
Allah (CC), böylece hakkı, batılı, misal yolu ile
anlatır.

Şeytanın rububiyet sıfatını temsil etmesi ve bu yolda
bir dava He meydana çıkması, Allahtan (CC) gelir. Çünkü
Allah-ü Tealanın (CC) Celâl ve Cemâl sıfatı vardır.
Şeytan yalnız Celâl sıfatından görünebilir. Çünkü kahrın
mazharıdır. Bundan ötürü rububiyet davasını güder. Bu
dava, yukarıda anlatıldığı gibi Mudill isminden gelir.

İçinde hidayet izi bulunan hiçbir ismi temsil edemez.
Burada denecek hayli kelam vardır. Şerhi yapılsa çok
uzar. Peygamber (SAV) Efendimizin dilinden söylenen:
Ben ve bana uyan basiret üzere[4]

Ayetindeki bana uyan cümlesinde bir işaret vardır.
Peygambere (SAV) tam varis olan kamil mürşidi anlatır.
Demek olur ki, benden sonra irşad; her yönden, benim
batini basiretime sahip olan kimse tarafından
yapılacaktır. Burada tam velayet haline sahip olan zat
murad edilmektedir:

Veli olan mürşid[5]

Ayeti de aynı şeye işaret eder.

Rüya iki çeşittir. Biri enfüsî, diğeri afâkî… Her ikisi
yine kendi özünde ikiye ayrılır.

Enfüsî: Bu rüya nevi, ya iyi huydan veya kötü huydan
ileri gelir. İyi huydan hasıl olan rüya, cennet ondaki
nimetler; huri köşkler, nurani beyaz sahralar, güneş,
ay, yıldızlar, bunların benzeri şeklinde görünürler.
Bunların hepsi kalbin sıfatlarını ilgilendirir. Bazı
şeyler de Mutmainne tabir edilen nefsin hazzıdır ki,
bunlar da eti yenen hayvanlar, kuşlardır. Çünkü nefsin
cennetteki nimetleri bu neviden olacaktır.

Rüyada görülen birçok hayvan, cennetten gelmiştir.
Mesela öküz, ziraata yaraması için Adem nebiye (AS)
gönderildi. Deve de cennetten geldi…

At; büyük ve küçük cihad için aynı şekilde cennetten
geldi Bunların hepsi öbür aleme ait şeylerdir. Bir
Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:

Koyun, cennetin balından; sığır zafiranından; deve
nurundan; at reyhanından yaratıldı.

Katır, mutmainne sıfatının en alt derecesindedir.
Rüyasında katır gören, ibadette tembel, nefsi ağır
bastığı ve yaptığı işin neticesiz kaldığı anlaşılır.
Ancak tevbe edip, iyi iş tutarsa; yaptığı iyiliğinin
mükafatını görür.

Merkep cennetin taşından oldu. Adem (AS) ve zürriyetinin
iyiliğine yaratıldı. Dünyada oldukça, ahiret işlerini
tedvir için o da bir vasıta kılındı

Rüyada güzel bir gençle konuşur gibi ruhla konuşmak,
ilahi tecelliye ermeye delalet eder.
Çünkü ilahi tecelli nuruna erip cennete girenler aynı şekilde güzel suretidir.
Çünkü Peygamber (SAV) Efendimiz onları tarif
ederken:

Güzel endamlı ve sürmeli.
Buyurur Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz:

Rabbımı güzel bir genç suretinde gördüm. Buyurur. Bazı
zatlar, bu tecelliyi şöyle tefsir ederler:

Çünkü Hak Teala (CC) ruh aynasında Rububiyet sıfatı ile
tecelli etmektedir.

Buna Tıfl-ı Maani -manalar çocuğu- adı verilir. Çünkü
mürebbinin aynası cesettir. Aynı zamanda kulla Rabbı
(CC) arasında bir vesile sayılır. Hz. Ali (KV) der ki:

Rabbımın terbiyesi olmasaydı; O’na (CC) karşı irfana
sahip olmazdım.

Bir insanın içinde, manevi terbiyenin gelişmesi için,
zahirde bir mürebbiye bağlanıp ondan alınan bir telkin
gerektir. Bu mürebbiler, Nebiler (AS) ve Velîlerdir
(RA). Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların
terbiyesi hasıl olunca başlar. Onlardan bir başka ruh
alınır. Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:

Allah (CC), ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka
eder.[6]

Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini
için bir irşadcı aramak lazımdır.

İmam-ı Gazali (RA) der ki:

Allah-ü Tealanın (CC) güzel bir surette rüyada
görülmesi caizdir.

Bu tevile göre yine diyor ki:

Görülen bir şeyi Allah-ü Teala, görenin istidadına göre
bir misal olarak halk eder. Görülen o şey, gerçekten
zat-ı ilahi değildir. Çünkü o bu şekilde görünmekten
münezzehtir. Peygamber (SAV) Efendimizin de görülmesi,
aynı şekildedir. Onun da (SAV) muhtelif şekilde
görülmesi olur. Hepsi görenin istidad ve kabiliyetine
göredir, Hazret-i Muhammedi (SAV) gerçekten kimse
göremez. Ancak, ilimde, amelde ve halinde ona tam varis
olanlar hariç. Bunlar görür Çünkü bu zümre her bakımdan
ona varistir.

Müslimin şerhinde denir ki:

Allah-ü Teala (CC) beşeri ve nurani şekilde rüyada
görülse caizdir. Anlatılan kıyas esas olmak üzere her
sıfatta tecelli eder. Musa Peygambere de (AS) unnap
ağacından, ateş şeklinde kelam sıfatı ile tecelli
etmiştir. O tecelli anında kelam sıfatı, Musa Peygambere
(AS) şöyle demişti:

Elindeki ne ola, ya Musa (AS)[7]

Musa Peygambere (AS) ateş şeklinde görünen aslında
nurdu. Ateş görünmesi onun anlayışına ve talebine göre
olmuştur. Çünkü o, ateş aramaya çıkmıştı

İnsan için, ağaçtan daha alt derece olmaz Hal böyle
olunca, her bakımdan iç temizliğine erene gerçek varlığı
sıfatlarından biriyle, Hak tecelli eylese hayret edilir
mi? Çünkü o insan, tasfiyeden sonra, hayvanî sıfatları
bırakmış tam insan olmuştur. Bu hali bulan birçok
velîlere aynı tecelli olmuştur. Bunlardan biri de
Bayezid-i Bestamidir. Allah (CC) ona rahmet eylesin

O tecelli anında Bayezid-i Bestami (RA) şöyle diyordu:

Özüm sübhandır. Şanım ne kadar büyük…”

Cüneyd-i Behre (Bağdadî) (RA) ise şöyle diyordu:

Cübbemin altında, Allahtan (CC) başkası yoktur.

Bu makamda birçok, incelik var; onların şerhi burada
olmaz. Yapılacak olsa uzar. O incelikler bilhassa
tasavvuf ehlini ilgilendirir.

Gerek ilahi tecelli için, gerekse Peygamber (SAV)
Efendimizin ruhaniyeti ile münasebet için terbiye
şarttır. Bu yola ilk giren, ne Allah-ü Teala (CC) ile,
ne de Peygamber (SAV) Efendimizle; kendi başına bir
münasebet kurabilir. Bu sebeple bir velî terbiyesini
görmesi ilk akla gelendir. Çünkü o velî ile Peygamber
(SAV) Efendimiz arasında beşeri bir münasebet vardır.
Peygamber (SAV) Efendimiz hayatta olsaydı, doğruca
alınacak Ondan (SAV) alınırdı, gayrına ihtiyaç
kalmazdı. Öbür aleme intikal ettikten sonra, tecerrüd
haline geçiyor, bizzat kendisi ile bağ kurulamıyor.
İrşada memur velîler de aynıdır. Onlar da bu alemden
göçüp gidince, irşad olacak olmaz. Anlayış ehli isen
anla; değilsen, bu anlayışı


Nefsin, zulmani haline, nurla galip gelmek için
riyazetle o anlayışı bulmaya tabi ol. Çünkü anlayış
nurla olur; zıddı ile olmaz. Nur bezeli düzenli yere
gelir, şerefli yere düşer. Müptadi, kendi başına bu hali
bulamadığı için, bir velîye mutlaka ihtiyacı vardır.

Hayatta olan Velinin, Peygamber (SAV) Efendimizle her
bakımdan ilgisi vardır. Tam veraset hali bunu
gerektirir. Hayatta olduğu müddet o veraseti ve irşad
makamını idare eder. Bu hali taşıyana Peygamberlerden
(AS) rehberlik ve kulluk yardımı gelir. Bu yardımla;
halk arasında tasavvuf yolunu devam ettirir; anla…

Bundan ötesi derin bir sırdır; ki, ehli idrak edebilir.
Bu sırrı:

İzzet, Allahın (CC), Peygamberin (SAV) ve mümin
kullarındır.[8]

Ayeti tam ifade eder.

Ruhların terbiyesi; başlı başına bir iştir. Cismani ruh,
bedende terbiye edilir. Ruhani ruhun yeri kalb, sultani
ruhun yeri fuad, Kudsî ruhun yeri ise sırdır. Sır,
Hakkla (CC) kul arasında bir vasıtadır. Hakktan (CC)
halka tercüman olur. Çünkü o, Allah (CC) ehli ve Onun
(CC) mahremi sayılır.

Kötü huyların sonucu olan rüyaya gelince, bu nefsin
emmare ve levvame sıfatlarını gösterir. Mülhime de bu
makamdadır. Bu sıfatları taşıyanlar çok kere rüyada
yırtıcı hayvanları görür. Misal olarak, aslanı, kaplanı,
kurdu, ayıyı, köpeği, domuzu; ayrıca bunlara benzeyen,
tavşanı, tilkiyi, kediyi, yılanı, akrebi ve daha benzeri
hayvanları verebiliriz. Bunların hepsi zararlıdır, atmak
gerek;

Bu hayvanların temsil ettiği bazı vasıfları anlatalım:
Kaplan; kendini beğenmişliği, kibri belirtir. Allah-ü
Tealaya (CC) karşı büyüklük satmayı anlatır. Allah-ü
Teala (CC) bu vasfı taşıyanları şöyle anlatır:

Onlar ki, ayetlerimize yalan dediler, Ona (CC) karşı
büyüklük sattılar İşte bunlara sema kapıları açılmaz,
deve iğne deliğinden geçinceye kadar, cennete
giremezler.[9]

İnsanlara karşı kibirli olanlar da, aynı cezaya uğrar.

Arslan, böbürlenmeyi ve halka karşı büyüklük satıldığını
gösterir.

Ayı, öfkeyi temsil eder; eli altında bulunanlara
üstünlük gösterişini anlatır.

Kurt, araştırmadan, helal, haram, şüpheli, ne olursa
olsun; ele geçenin yendiğini anlatır.

Köpek, dünya sevgisini anlatır. Dolayısı ile kahra
gazaba

Domuz, çekememezliğe, kinciliğe, hırsa delildir. Şehvet
düşkünlüğünü gösterir.

Tavşan, yapılan dünya işlerinde hileciliği,
kandırıcılığı gösterir.

Tilki de, aynı olup, tavşanda gaflet daha fazladır.

Pars görmek, cahilce bir gayrete sahip olmaya delildir.
Aynı zamanda baş olma sevgisine de işarettir.

Kedi, cimriliği, nifakı temsil eder.

Yılan, yalancılığa, dille halka eziyet ettiğine,
insanlara karşı düşmanlığa, gıybet yapıldığına
işarettir. Anlatılan bu yırtıcı hayvanların gerçek
yüzünü, manasını basiret ehli bilir.

Akrep, koğuculuğa, alaycılığa, onu bunu ayıplamaya
delildir.

Eşek arısı, dille gizliden insanlara eziyet edildiğine
işaret eder.

Bir Hakk (CC) yolcusu, rüyada bu eziyetli mahlukatla
cenk ettiğini, galip gelemediğini görürse; ibadete,
zikre devam etsin. Taa, onlara galip gelip, kahre
uğratıncaya kadar devam etmeli. Beşeri sıfatlardan
kurtulmalı.

Keza, o yırtıcı hayvanları kahredip, tamamen yok
ettiğini görürse; hataları bırakmış, kötülük etmiyor
demektir. Allah-ü Teala (CC) hatalardan dönen kullar
için şöyle buyurdu:

Günahları onlardan alındı; özleri hoş oldu.[10]

Yine bir Hakk (CC) yolcusu o hayvanları insan şekline
girer görürse, hatalarının iyiliğe çevrildiğini
anlamalı Allah-ü Teala (CC) hatalardan tevbe edenler
için şöyle buyurur:

Allah (CC), hatalarından dönen, iyi işler tutan Yahudi,
mülhime nefsin Nesara kılığında görüldüğü zümrenin,
hatalarını iyiliğe çevirir.[11]

Dolayısı ile bütün eziyetli işlerden kurtulur. Bu
kurtulma sonunda, emin olmamak icab eder. Nefis, hata ve
isyan canibinden en ufak bir yol bulunca kuvvetlenir,
yolcuyu alt eder. Mutmainne halini siler. Bu sebeple
Allah-ü Teala (CC) kullarına, dünyada oldukları müddet,
bütün yasaklardan çekilmeyi emreder.

Rüyada emmare nefsin küffar, levvame nefsin Yahudi,
mülhime nefsin Nasara kılığında görüldüğü olur. Aynı
şekilde bidatçı kılığında dahi görüldüğü olur.


www.GAVSULAZAM.de


[1] Fetih S. A.27
[2] Yusuf S. A.4
[3] Yunus S. A.64
[4] Yusuf S. A.105
[5] Kehf S. A.17
[6] Mümin S. A.15
[7] Taha S. A.17
[8] Münafikun S. A.8
[9] Araf S. A.40
[10] Muhammed S. A.2
[11] Furkan S. A.70
Konuşma SonuKonuşma Sonu
Allah hepinizden razı olsun FERHAT BAŞTUĞ www.ferhatbastug.com

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile