Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

İSLAMIN BEŞ ŞARTI KURTULUŞ İÇİN YETERLİ Mİ? - KUR’AN,HADİS VE EVLİYALARIN SÖZLERİ IŞIĞINDA
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri


lale6

Bugün İslam alemi nin Dünyadaki en geri toplumu oluşturmasındaki tek negatif unsur “İSLAMIN BEŞ ŞARTI UYDURMASIDIR “.

Bu uydurma İslam aleminin ve örnek olamadıkları için insanların büyük bir kısmının da  islamla şereflenmediklerinden dünya saadetinide yaşayamadıkları Ahirettede Cehenneme gitmelerine sebeb olacaktır.Çünkü bütün insanlar başlangıçta DALALETTEDİR.

DALALET; Dünya hayatında da huzursuz olmanın ve kıyametten sonrada cehenlemlik olmanın kesin işaretidir.

 

 

 

 

 

5 / MAİDE – 105

Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allâh'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17 / İSRA - 97

Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah'a ulaşmayı dilemezse), o taktirde onlar için O'ndan (Allah'tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz (edeceğiz, toplayacağız). Onların me'vası (kalacakları yer) cehennemdir. Ve Biz, onlara (ateşin) her sönmeye yüz tutuşunda (alevli ateşi) arttırdık (arttıracağız).

  

 

dalâlet

Sıratı Mustakîm üzerinde olmamak

 

 

 

22 / HAC - 4

Onun (şeytanın) üzerine yazıldı ki; kim, ona (şeytana) dönerse, o taktirde onu mutlaka dalâlete düşürür ve onu cehennem azabına götürür.

 

 

Bu uydurmanın içerdiği <<Kelimei Şahadet(kendi kendine söylemesi),Namaz , oruç, Zekat , Hac>> dır.

Bunlar birer araçtır. Bu araçlarla fasit bir daire içinde dolaşır durursunuz.Dalaletten kurtulamazsınız.Hidayete

Eremezsiniz .HİDAYET; Allah’a ulaşıp teslim olmaktır.

Aslında  İSLAM NEDİR? TESLİM OLMAKTIR.

Neyin teslimi?

 

  1 ) Ruhun Allah’a Teslimidir

  2 ) Fizik vucudun  Allah’a Teslimidir.

  3 ) Nefsin  Allah’a Teslimidir.

  4 ) İradenin Allah’a Teslimidir.

 

Peki bu teslimlerin temelinde ne vardır.?

  • Allah’a ULAŞMAYI DİLEMEK  ve ilk teslimi gerçekleştirmek vardır.

İlk teslim ne idi ;

RUHUN ALLAH’A TESLİMİDİR. Bu teslim <<Allah’a Ulaşmayı Dilemek>> ile gerçekleşir.

Siz bu dileği yerine getirince geri kalanını Allah u Teala gerçekleştirecektir. Ruhunuzu kendisine

HİDAYET(ulaştıracak) edecektir. Çünkü HİDAYET; Allah’a Ulaşmaktır.

 

HİDAYET

Ruhumuzun Allah´a ulaşması

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 73

Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: “Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah'ın (Kendisine) ulaştırmasıdır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'un Alîm'dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.)

 

 

 

 

 

 

 

2 / BAKARA - 120

Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.

 

 

Ankebut Suresi 5. ayeti kerimesinde o kişinin dileğini işittiğini bildiğini ve dileğini yerine getireceğini buyuruyor.

 

 

 

 

 

 

29 / ANKEBUT - 5

Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

 

Rad Suresinin 27. Ayeti kerimesinde ve Şura Suresinin 13. Ayeti kerimesinde

<< Allah’a ulaşmayı>> Ona HİDAYET olmayı dileyeni mutlaka kendine ulaştıracağını HİDAYETE erdireceğini garanti ediyor.

 

 

 

 

 

 

13 / RAD - 27

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

 

 

 

 

 

 

 

42 / ŞURA - 13

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

 

Bu dilekten sonra kişi Allah’a ulaşabilmek için vesile aramaya başlayacaktır.

Bunun aksi düşünülemez, çünkü onun önündeki bütün engeller kalkmıştır.

 

Rum Suresi 31. Ayeti kerimesine göre Allah’a  ulaşmayı dileyenin Takva sahibi

Olduğunu görüyoruz.

 

 

 

 

 

 

30 / RUM - 31

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

 

Takva sahibi olan kişiye Allah’u Teala Enfal Suresi 29. Ayeti kerimesinde ikramlarını veriyor<< Furkanlar veriliyor, günahlar örtülüyor… o zaman takva

Sahibi olduğu için cennetlik olur.

 

 

 

 

 

 

8 / ENFAL - 29

Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

 

 

 

 

 

 

50 / KAF - 31

Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.

 

O zaman kişi Hacet namazıyla Allah’tan sorarak bulduğu Mürşidine tabi olacak ve araçlar yani ibadetler o zaman başlayacaktır.

 1) Allah’ın Huzurunda Mürşidinin önünde <<La ilahe illallah Muhammeder- resulullah ve Nebiyyullah>> diyerek tabiyeti gerçekleşecek

 

 2) Namaz kılacak

 3) Oruç tutacak

 4) Zekat verecek

 5) Hacca gidecek

 6) Zikir yapacak 

 

Allah’a ulaşmayı dilemeden , daha sonra Mürşide tabi olmadan yaptığınız ibadetler size hiçbir şey kazandırmaz.Ne kazandırır? Kendi kendinizi oyalarsınız. Ne zamana kadar ? Ölümünüze(Eğer ölümünüze kadar Allah’a ulaşmayı dilemezseniz) kadar. Ölüm anında gerçeğin farkına varırsınız ve hayıflanırsınız. Enam suresi 31.ayetikerimesınde beyan edildiği üzere

 

 

 

 

 

 

6 / EN'AM - 31

Allah'a mülâki olmayı (ölmeden evvel, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah'a ulaştırmayı) yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. O saat aniden onlara gelince, sırtlarında yüklerini taşıyarak: “Orada (dünyada) aşırı gittiğimiz şeyler üzerine (günahlar sebebiyle) bize yazıklar olsun.” dediler. Yüklendikleri şey ne kötü, (öyle) değil mi?

 

Kıyametten sonra yaptığınız amellerin (HEBA)olduğunu ,  boşa gittiğini

Görürsünüz,HÜSRAN’a uğradığınızı anlarsınız .Cehennemlik olursunuz.

 

Kehf Suresinin 103-104-105 ve 106. ayetlerde Allah’u Teala şimdiden hatırlatıyor.Sebebi de açık

 

18 / KEHF - 103 

De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”

18 / KEHF - 104

Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.

18 / KEHF - 105 

İşte onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

18 / KEHF - 106

(Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.

 

Halbuki Allah’uteala 73 Ayeti Kerimede Allah’a ulaşmanın varlığından ,12 ayetikerimede farz olduğunu beyan buyuruyor.

Yetmez açıkça Yunus suresi 7.ve 8. Ayetikerimelerinde Allah’a Ulaşmayı dilemeyenlerin Dünyaya daldıklarını ve Allah’ın ayetlerinden GAFİL olduklarını ve gidecekleri yerin CEHENNEM  olduğunu buyuruyor.

 

10 / YUNUS - 7

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10 / YUNUS -8

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

 

Dikkat ederseniz baştan beri yazdıklarımız hep KURAN Ayetleri <<Değişmez Allah’ın sözleridir>>Rivayet değil,Hikaye değil,yorum değil,İçtihad değil.

 

İslam; <<Teslim olmak >>demiştik .

Teslim olabilmek için Allah’u Tealanın o kişide bir ön hazırlığı oluşturması gerekiyor, yani onun sadrını(Göğsünü) Teslime açması(Şerhetmesi)gerekiyor.

İşte Enam suresin 125.Ayeti kerimesi;

 

dalâlet

Sıratı Mustakîm üzerinde olmamak

 

 

 

6 / EN'AM - 125

Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah'a) teslime (İslâm'a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü'min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.

 

Bu şerhetme olayı için Allah’ın o kişiyi kendine Hidayet etmeyi dilemesi lazım.

Peki Allah kimleri Kendine hidayet etmeyi diler?

 

Şura suresi 13. Ayeti kerimesinde <<Kim Allah’a ulaşmayı dilerse (MÜNİB OLURSA) onu kendisine hidayet eder>> buyuruyor.

   (Ayet yukarıda geçmişti)

 

 

 

 

 

Rad suresinin 27. Ayeti kerimesinde <<Allah dilediğini dalalette bırakır(onlarda bir hareket olmadığı için onları kendi hallerine bırakır)

Kimde Allah’a Ulaşmayı dilerse (ENAB OLURSA) onu kendine hidayet eder  >>

Buyuruyor. (Ayet yukarıda geçmişti)

 

 

 

 

 

 

Öyleyse Allah’a ulaşmayı , Ona hidayet olmayı dilediği zaman <<Allah o kişiyi Kendine hidayet etmeyi diliyor ve onun göğsünü İslama (Teslimlere)açıyor.

 

dalâlet

Sıratı Mustakîm üzerinde olmamak

 

 

 

39 / ZUMER - 22

Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah'a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah'ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.

 

Rahmet nuruna mazhar olmayan kişi İSLAM olabilir mi ? Hayır çünkü o Allah katında ÖLÜDÜR. Adamdan bile sayılmaz.Enam suresi 122.ayette buyurduğu gibi

 

 

 

 

 

 

6 / EN'AM - 122

Ölü (Allah'a ulaşmayı dilememiş) iken (ona on iki ihsan vererek) dirilttiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüyeceği nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup, ondan çıkamayacak kimse gibi midir? Böylece kâfirlere, yapmış oldukları şeyler süslü gösterildi.

 

O zaman rabbinden bir nur üzere olmayan ve kalbi kasiyet bağlamış karanlıklar içinde kalmış bir kişi ise Allah’ta o na KAFİR diyorsa .Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişinin İSLAM olması mümkünmüdür.? Uydurma 5 şart olan;Sadece Namaz ,oruç,zekat,hac,ve kelimei şahadet(kendi kendine) bunu

Gerçekleştirebilir mi ? Buna dair Kur’anda bir açıklamaya rastlayan varmı?

Olamaz.

Çünkü Allah’ın kuralı, kaidesi asıldır.Alimlerin(Allahtan ilim almayan) akaidinde olması asıl değildir.EMANİYYEDİR,UYDURMADIR.

 

İşte rabbinden bir nur üzere olan kişi Allah’ı ZİKRETMEYE  başlar (beş şart uydurması içinde yer almayan zikir.) ve HUŞU sahibi olur.Hadid suresinin 16.ayetikerimesinde buyurulduğu üzere;

 

 

 

 

 

 

57 / HADİD - 16

Allah'ın zikri ile ve Hakk'tan inen şeyle (Allah'ın nurları ile), âmenû olanların (Allah'a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

 

Huşuya ulaşan kişi Allah’a tam boyun eğen kişidir.Hacet namazı kılarak Allah’tan İSTİANEYİ(yardım)ister.Ruhunun Allah’a ulaştırılmasına vesile olan

Mürşidi ister.Allah’ ta ona mürşidini gösterir, ve ona tabi olarak ibadetleri yapmaya başlar(Namaz,oruç,zekat,hac,zikir,) bu ameller Salih amelleri(ISLAH EDİCİ AMELLERİ-NEFS TESKİYESİNİ) oluşturur. Nefis teksiye sine paralel Ruh Allah’ın zatına ulaşır.Hidayete erer.

Huşuya ulaşmadan hacet namazını kılmak o kişiye zor gelir.Kılsa bile mürşidini göremez.

    

 

2/ BAKARA - 45

(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

2 / BAKARA - 46

O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

 

 

 

 

 

 

5 / MAİDE - 35

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takvâ sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

 

 

  33 / AHZAB - 70 

Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı takva sahibi olun ve sedîd (doğru) söz söyleyin!

33 / AHZAB - 71 

(Böylece) sizin için amellerinizi ıslâh etsin (salih amele çevirsin). Günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve kim, Allah'a ve O'nun Resûl'üne itaat ederse, o taktirde fevzül azîm (en büyük mükâfat) ile kurtulmuş olur.

Görülüyorki;kişinin takva sahibi olmasıyla ve Allah ın huzurunda MÜRŞİDİNİN söylediği sözlerin tekrarıyla (bu söz Allah tan geldiği için en doğru sözdür) yapılan tövbe merasimiyle o kişinin amellerini Allah SALİH AMEL kılıyor (nefsi ıslah edici amel) bundan önce yapılan ibadetler ıslah edici amel olmadığı için kişiyi bir yere ulaştırmıyor.

Hidayete ermek ancak bu şekilde gerçekleşiyorsa;

 

 

  Peki bu beş şart uydurması nereden çıktı.?

-      Kur’anın dışındaki kitapları,rivayetlerle elde ettikleri ilimlerle yaptıkları İÇTİHAT larıyla ortaya koymuşlardır.

Bu  rivayetleri(Hadisleri) gerçekten anlayabilselerdi yine bu hataya düşmezlerdi. Ama onlar   HEVALARINA  tabi olarak hareket ettikleri için

Gerçeği kavrayamadılar.

  Şimdi bu alimlerin oluşturdukları <<Beş şart uydurmasının>> kaynaklarına bakalım.

Sadece Kütib-i sitte adı verilen altı hadis kitabından biri olan <<SAHİHİ BUHARİ>> de yedi ayrı yerde geçmektedir. Ve her biri diğerinden farklıdır.

 

BU HADİSLER (Hepsi SAHİHİ BUHARİ de )

 

  1. 1)1. Cild. 8. Hadis

 İslam beş şey üzerine bina edilmiştir<<Kelime-i Şahadet, Namaz, Oruç, Zekat,Hac>>

 

İslam beş şeyden ibarettir demiyor. Bunlarsız olmaz ibadetsiz olmaz, gereklidir ama yeterli değildir.

 

  1. 2)1.Cild 47.Hadis ;

Cebrail(a.s)mın  Peygamber (S.a.v) Efendimize islamı soruyor;

Peygamber (S.a.v) Efendimiz <<Allah’a Kul olmak ve şirkten kurtulmak, Namazı kılmak , Zekatı vermek, Oruç tutmak…>>

Burada bir gerçek var . Allah’a kul olmak şeytanı devreden çıkarmaktır            Yani ŞİRK ten kurtulmaktır. Bu nasıl gerçekleşir.? (Şeytandan) Taguttan

Kaçınıp Allah’a Ulaşmayı dilemekle olur.Sahabenin bunu gerçekleştirdiğini

Zumer Süresi 17. Ayeti Kerimede Allah’u Teala açıkça beyan ediyor.

Hadiste geçen<<En ta’budullahi vela tuşrike bihi şey’an>> olan Arapça aslını <<Allah’a ibadet et ve Ona hiçbir şeyi ortak koşma>> olarak meallendirmişler. Eğer bu hadisteki kul olmayı ibadet olarak almaları,

Zaten mantık dışı hem Allah’a ibadet diyecek hem de diğer ibadetleri sayacak yani Namaz,Oruç,Zekat,Hac ‘ı  bunlarda ibadet değil mi.?

Bunu dahi akletselerdi,

O zaman ortaya beş şart uydurması çıkmazdı.

 

 

 

 

 

 

39 / ZUMER - 17

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

 

 

 

 

 

 

30 / RUM - 31

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

 

 

  1. 3)1.7.Hadis ;

(Rum Kayseri hükümdarı Hırakl Şam’a gelen Sahabeden bir grubu davet eder ve onlara  Peygamber (S.a.v) Efendimizin neleri emrettiğini sorar

Grupta ki Ebu Süfyan; <<Allah’a Kul olmayı ve şirkten kurtulmayı ,dedelerimizin ibadetlerini terk etmeyi ,Namaz kılmayı , Sadaka vermeyi ,

Sadakat göstermeyi ve Affetmeyi>> emrediyor. Burada da yine<< Allah’a kul Olmak ve şirkten kurtulmak>> var ,Mealde yine <<Allah’a ibadet etmek ve hiçbir şeyi ortak koşmamak >>olarak yazılmış.

 

  1. 4)1. CİLD 43. HADİS : 

Necidli biri <<İSLAM>>ı Peygamber (S.a.v) Efendimize soruyor.

Cevabı: <<Bir gün ve bir gecede beş vakit namazı kılmak, Ramazanda

Oruç tutmak ve farz olan Zekatı vermektir>> burada sadece üç ibadetten

Bahsediliyor. Burada adam  Peygamber (S.a.v) Efendimize tabi olmuş ve Kelime-i şahadeti gerçekleştirmiş biri.

 

  1. 5)1.Cild 49. Hadis:

 Bahreyn tarafından gelen bir grup Peygamber (S.a.v) Efendimize <<Biz her zaman gelemeyiz. Bize öyle bir şey söyle ki onunla cennete girebilelim  ve kabilemize de bunu anlatalım.>> diyorlar.

Peygamber (S.a.v) Efendimizin onlara dört şeyi emrettiği dört şeyden de nehyettiğini yazıyor.

Kelime-i Şehadet , Namazı kılmak, Orucu tutmak,ve ganimetlerin humusunu (beşte birini ) vermek.

Burada yine bunların  Peygamber (S.a.v) Efendimize tabi olduğunu ve kabilelerine tabiyet için bu kişilere yetki verildiğini görüyoruz.

 

  1. 6)5.cild 687. hadis :

 

  Peygamber (S.a.v) Efendimizin sohbetinde ki bir kişinin << Ya Resullullah kendisiyle amel edilince beni cennete götürecek Muteber bir ibadet haber ver>> dediğini yazıyor.

Cevap: Allah’a kul olur ve şirkten kurtulursun , Namazı kılarsın,Zekatı verirsin ve Er-Rahim olan Allah’a vasıl olursun(ulaşırsın)>> buyuruyor.

 Burada yine<< Allah’a kul olmayı>> ibadet olarak almışlar,<<Er-Rahim olan Allah’a vasıl olmayı da >> Sıla-ı Rahim(Memleket ziyareti, Akraba ziyareti) olarak almışlar.

Memleket ziyareti olan sıla-i Rahim,<<sad,lam,te,rı,ha,mim>> den oluşuyor. Aynı hadis kitabında örneği var.5. cild 709.hadiste ve 6.cild 965. hadiste .

Halbuki 5. cild 687. hadiste << vav,te,sad,lam,elif,lam,rı,ha,mim>> den oluşuyor.<< Er-Rahim >> Allah’ın isimlerindendir.<< Er-Rahim>>e vasıl ol ulaş buyuruyor  Peygamber (S.a.v) Efendimiz. Çünkü bütün sahabe Ruhlarını Allah’a ulaştırmışlar, vasıl etmişler. Rad suresinin 20.21.ayetlerinde

13 / RAD - 20

Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

13 / RAD - 21

Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

 

7-) 5.Cild 688. Hadis:

 

 Bir arap Peygamber (S.a.v) Efendimize geliyor ve << Ya Resullullah beni bir ibadete delalet buyurun ki ben onunla cennete girebileyim.>> diyor.

 

Peygamber (S.a.v) Efendimiz ; <<Allah’a kul ol ve şirkten kurtul ,Namazı kıl ,Zekatı ver, oruç tut>> buyurdu. Burada yine kul olmak şirkten kurtulma beyan edilmiş – Her ne kadar kulluğu ibadet olarak alsalar da asıl olan kul olmaktır.

 

Hadislerin hiç birinin bütünüyle, diğerleriyle aynı olmadığını ,Ravilerinin farklı olduğunu görüyoruz.100-150 yıl sonra ortaya çıkan hadislerin  birbirleriyle yüzde yüz örtüşmesi zaten mümkün değildir.

 

  Peygamber (S.a.v) Efendimiz den sonra 30 yıl daha Kur’an la amel edilmiş sonra yozlaşma başlamış ve gittikçe azalan küçük guruplar halinde

Sahabenin yaşantısı devam etmiş.Şeytan boş durmamış insanları DALALETTE  bırakmak için KUR’AN, rafları süslemeye başlamış.İnsanlara Allah’ı Zikretmeyi unutturmuş

 

 

 

 

 

 

58 / MUCADELE - 19

Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah'ın zikrini onlara unutturdu. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Şeytanın taraftarları, gerçekten hüsranda olanlar, onlar değil mi?

 

Zikir olmayınca şeytan la dostluk başlamış;

 

 

 

 

 

 

43 / ZUHRUF - 36

Ve kim Rahmân'ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

 

Şeytan da onları EMANİYYE ye sevketmiş

 

 

4 / NİSA - 118

Allah, ona (şeytana) lânet etti. O da dedi ki: “Elbette ben, Senin kullarından belirli bir pay edineceğim.”

4 / NİSA - 119

Onları elbette dalâlette bırakacağım ve onları emaniyyeyi emrederek kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak emredeceğim ve onlar, davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, Allah'ın yarattıklarını değiştirecekler. Ve kim, Allah'tan gayrısını, şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.

4 / NİSA - 120

(Şeytan) onlara vaad eder. Onları emaniyyeye düşürür, kuruntuya düşürür. Oysa ki; şeytanın, onlara vaadi sadece aldatmadır (aldatmaktan başka bir şey vaadetmez).

 

Emaniyye: El yazması kitaplardır.

2 / BAKARA - 78

Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah'ın) Kitabı'nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.

2 / BAKARA - 79

Yazıklar olsun onlara ki; elleriyle kitap yazarlar, sonra da (emaniyye bilgiler içeren) bu yazdıklarını az bir bedel (para) karşılığında satmak için: “Bu, Allah'ın indindendir.” derler. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

 

Bu el yazması kitapların oluşumunda RİVAYETLER asıl olmuş Kur’an askıya alınmış, Kur’ana ölçmeden oluşturulan bu kitaplar ortaya İslam’ın yaşanmasını engelleyen en büyük unsur olan BEŞ ŞART UYDURMASINI çıkarmıştır.Bunu yapanlarada şeytan yaptıklarını güzel göstermiş hem kendilerini hemde bütün İslam alemini DALALETTE  bırakmış ve hala da Dalalet devam ediyor.

 

Bu alimler Kur’an ı gerçek anlamda idrak etmiş olsalardı ve her rivayeti Kur’an a ölçerek değerlendirselerdi.Bu <<Uydurma>> ortaya çıkmazdı ve şeytanın ekmeğine yağ sürülmezdi.

 

Ancak gerçeğini ayırabilmek ortaya çıkarabilmek Kur’an ı bilmekle mümkündür.Kur’anı Hadislerle açıklayan sistemle nasıl HADİSİ doğru olarak seçebiliriz. KUR’AN I ALLAH’IN ÜNÜVERSİTESİNDEN öğrenenler ancak bu HADİSLERİN  gerçeğini ortaya çıkarabilir. Allah’ın üniversitesi, Allah’ın tayin ettiği ;Nebi,Resul, Mürşid olarak görevlendirdiği öğretim üyelerinin olduğu üniversitedir.O öğretim üyelerine Allah öğretir. Onlarda talebelerine öğretir.

Sahabe döneminde Peygamber (S.a.v) Efendimizin bu görevi yaptığını görüyoruz.

 

 

 

 

 

 

2 / BAKARA - 151

Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

 

Daha sonraki dönemlerde ise ;Kıyamete kadar devam edecek olan her havimde görevli kavim resulleri,bunların içinden seçilen devrin imamları ve mürşidlerdir.

Said-i Nurs-i hz. 11.Şua 9.meselede şöyle buyuruyor:

 Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz ayatla ve manidar nakışlarla tezyin edilmiş bir mescid-i Rahmanidirki;her bir köşesinde bir taife,bir nev’ ibadt-i fıtriye ile iştigal eder bir şekilde halkeden bir Allah,bir mabud-u bilhak,o kitab-ı kebirin manalarını ders verecek ÜSTADLARI ve o kur’an-ı samedani’nin ayetlerini tefsir edecek müfessirleri (RESUL) ELÇİ olarak göndermesin…ve o ÜSTADLARA ve MÜFESSİRLERE ve İMAMLARA fermanları vermesin?Haşa yüzbin haşa! (Orijinal sayfa:234)

 

 

 

 

 

62 / CUMA - 2

Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (resûle tâbî olmadan evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

 

 

 

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 164

Andolsun ki mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere kendi zamanlarında, kendi içlerinden bir resûl beas ederiz, onların aralarında (kendi kavminin içinde) onlara Allah'ın âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (resûle tâbî olmadan evvel) onlar açık bir dalâlet içinde idiler.

 

Ayeti Kerime ler de açıklanmıştır.

 Peygaber (sav) hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur.

<<Benden sonra benim hadislerim tartışılacaktır.Doğrusunu bulmak için Kuran’a bakınız.Benim hiçbir sözüm Kur’an a aykırı olamaz>> Riyazus Salihin

 

Buradan bir gerçek ortaya çıkıyor. Yedi adet Hadisin dördünde Allah’a kul olmak ve şirkten kurtulmak açıkça beyan edildiğine göre <<Kul olmak ve şirkten kurtulmak >> nedir.Başlangıçta bütün insanlar Dalalettedir.Bunun manası Taguta (insan ve cin şeytanlara ) kuldur.Dolayısıyla Allah’a inansa bile puta tapmasa bile kişi şirktedir.Gizli şirktedir.Yani Hem Allah’a Hemde Tagut ‘a kuldur.Öncelikle Tagut a kul olmaktan kurtulup Yalnız Allah’a kul olacaktır ki şirkten kurtulsun.Buda kalben bir DİLEĞE bağlıdır.Amelden evvel bu dilek kişiyi İMAN sahibi yapar. Mü’min kılar kişiyi.Bu dilek <<Allah’a Ulaşmayı dilemektir. >> Bu da HİDAYETİN BEYANI ile olur. Bu beyan Allah’ın YETKİLİLERİYLE olur.

Bunlar;Peygamber döneminde Peygamberdir, olmadığı dönemlerde onun varisi, vekili devrin İmamıdır.onlarla beraber bir kavim Resulü dür, Bir Mürşid tir veya onların yardımcıları Tabiinleridir.TEBLİĞ olarak HİDAYETİ beyan ederler. Nedir HİDAYETİN BEYANI .?

Hidayet Allah’a Ulaşmaktır.(Ali İmran -73 ,Bakara -120, Enam -71) veya Allah’ın (insan Ruhunu) Kendisine ulaştırmasıdır.Diğer iman esaslarıyla birlikte bu tebliğ edilir.

<<Allah’a,Meleklerine ,O ‘na (Allah’a) Mülaki olmaya(Ulaşmaya,hidayet olmaya) ,Resullerine ,Kitaplarına,Hayrın Allahtan Şerrin Kendisinden olduğuna ve Öldükten sonra dirilmeye >> iman, Kalben iman etmektir.

   (Aliimran-73,Bakara-120,Enam-71 in mealleri yukarıda yralmıştı)

HİDAYET

Ruhumuzun Allah´a ulaşması

 

 

 

 Bediüzzaman SAİD-İ NURS-İ Hz. Onüçüncü Reşha;

Acaba bütün efazıl-ı beni-ademi arkasına alıp,Arz üstünde durup,Arş-ı a’zama müteveccihen el kaldırıp dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferid-i kevn-ü zaman ve bil hakkın fahr-ı kainat ne istiyor? Bak dinle;SADETİ EBEDİYE istiyor,BEKA istiyor,LİKA (Allah’a ulaşma) istiyor,CENNET istiyor.

  26.söz. “FANİYİM,FANİ OLANI İSTEMEM.ACİZİM,ACİZ OLANI İSTEMEM.RUHUMU RAHMANA TESLİM ETTİM,GAYRISINI İSTEMEM.İSTERİM BİR ZATI BAKİ İSTERİM.”

  23.söz.”İMAN İNTİSAPTIR” Buyuruyor mubarek.

İntisap nedir: Tabi olmaktır.Allah’a ulaşmayı dileyip Allah’ın ezelde kendisi için tayin ettiği  

MÜRŞİDİNİ Allahtan(hacet namazıyla) öğrenerek o na tabi olmaktır.

   Mehmet Zahid Kutku Hz.(Tasavvufi ahlak)

Allah utealaya MÜLAKİ olmak için muhabbet ve iştiyak üzere olup Salih ameller üzeri Hak celle vealaya MÜLAKİ olmayı arzu ve ümit eyleye.Hak cellevealaya MÜLAKİ OLMAYI İSTEYEN herkese yakışan şey amelisalihtir.

Süleyman Hilmi TUNAHAN Hz.şöyle buyuruyor;”BİR MÜRŞİDİ KAMİLİN ETEĞİNE YAPIŞMADAN ÖBÜR ALEME GÖÇÜNDE ,BİR OKKA SAMANDAN NE KADAR DUMAN ÇIKARMIŞ GÖRÜN”

İbtida-i kelamda da mezkur olan bir sualde şöyle beyan edilmekteydi. Bize sadece Kur anıkerim ve sünnet bırakılmamış mı? Evet veda hutbesinde de söylediği gibi bize kur anıkerim ve sünneti bırakmış.Ama kur anıkerimi açtığınız zaman sünnetlere baktığınız zaman da TASAVVUFUN gereklili belirtiliyor.Böyle meseleler ilmi zaruri ile değil ilmi istidlali ile yani MEFHUMU için nazar ve kizbe ihtiyacı olan ilimlerdir.Araştırma yapmadan sadece gördüğü kadarıyla insanlar nasıl yorum yapıyorlar anlamıyorum.

Allah tan başkası için iş yapmaktan kaçaçağız.Mürşidi kamillere niçin bağlanıyoruz?Onlara taptığımız içinmi?Haşa!.. Onlar vasıtasıyla Allah a bağlandığımız içindir.Merkezden cereyan almak için aradaki vasıta direklere bağlı olmak şarttır.Sen otur televizyonun başına,bas düğmeye.Seyredemezsin ancak anteni gereken istikamete çevireceksin,görüntü gelsin.Yoksa boşş.

   AZİZ MAHMUT HÜDA-İ Hz.(ilim, amel ve seyrisüluk s.19)

Her ilim cenab-ı hak ka yakınlık hasıl etme hususunda bir etkisi bulunmakla beraber,tam ve külli yakınlığı sağlayan ilim,sufiyenin ilmidir.Çünkü Hak’ka vuslat,celal ve cemal tecellilerini müşahadede,bu ilim sayesindedir.Çünkü şeriat mertebesinde bulunan farz ve vaciplerden MAKSAT,Allah subhanehu ve tealaya VUSLATTIR.

 İmam-ı Gazâlî ve Tasavvuf:

İmâm-ı Gazâli -kuddise sırruh- Hazretleri hicri beşinci asrın en büyük âlimlerindendi ve kendisine “Hüccetül-İslâm” ünvanı verilmişti. Zamanın en büyük ilim merkezi olan Nizamiye medresesi’nde yüzlerce talebe okutuyordu, yüzlerce âlim yetiştirdi. Yaşadığı devrin bütün ilimlerine vukûfiyet kesbetmişti.

Buna rağmen içindeki boşluğu dolduramıyordu, bir türlü tatmin olamamıştı.

Nihayetinde tasavvufa yönelmiş, on yıl kadar süren bir inziva hayatına çekilmiş, seyr-ü sülûk yolundaki zevki tattıktan sonra durumunu şu şekilde dile getirmiştir:

“...Sonra kendi durumuma baktım. Bir de ne göreyim! Dünyevî alâkalar içine dalmış batmışım. Bu alâkalar beni her taraftan sarmışlar. Yaptığım işlerimi gözden geçirdim. Onların en güzeli tedris ve tâlim idi. Fakat bu sahada da ehemmiyetsiz, âhiret yoluna faydası olmayan ilimlerle meşgul olduğumu anladım. Tedris hakkındaki niyetimi yokladım. Onun da Allah rızâsı için değil, mevki ve şöhret kazanmak gayesi ile olduğuna kanaat getirdim. Bu hâlimle uçurumun kenarında bulunduğuma, eğer durumumu düzeltmek için harekete geçmezsem ateşe yuvarlanacağıma kanaat getirdim.”

“Yakinen anladım ki, sûfiler hakikaten Allah yolunu bulan kimselerdir. Onların gidişleri, gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlâkları ahlâkların en temizidir.

Dünyadaki bütün akıllı insanların akılları, hikmet sahiplerinin hikmetleri, şeriatın bütün teferruatını bilen zâhir ulemâsının ilimleri, onların gidişat ve ahlâkından bir şey değiştirmek ve yerine daha iyisini koymak üzere bir araya gelseler, buna muvaffak olamazlar.

Onların zâhir ve bâtınlarındaki hareket ve duyguların hepsi, Nübüvvet kandilinin nûrundan alınmıştır. Yeryüzünde ise nübüvvet nurundan başka hidâyet rehberi, nûr kaynağı yoktur.” (El-munkizu min’ed-dalâl)

Bediüzzaman ve Tasavvuf:

Bediüzzaman -kuddise sırruh- Hazretleri İstanbul’a geldiği yıllarda Erenköy’de zamanın Mürşid-i kâmil’i Şeyh Muhammed Es’ad Erbilî -kuddise sırruh- Hazretleri ile görüşmüş ve intisab etmiştir. “Yeni Said” olarak kendisini tanıtması bu yıllarda olmuştur.

Mektubat adlı eserinin 29. Mektub’undaki 3. Telvih’te tarikat hakkındaki şu beyanları ne kadar arza şayandır:

“Madem Adalet-i ilâhiyye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür; tarikat, yâni Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatın hasenatı seyyiatına kat’iyyen müreccah olduğuna delil: Ehl-i tarikat, ehl-i dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir. Adi bir samimi ehl-i tarikat; sûrî, zahiri bir mutefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. O zevk-i tarikat vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle imanını kurtarır. Kebâirle fâsık olur, fakat kâfir olmaz; kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. Şedit bir muhabbet ve metin bir itikad ile aktab kabul ettiği bir silsile-i meşâyihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez. Çürütemediği için, onlardan itimadını kesemez. Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez. Tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik âlim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir.

Bir şey daha var ki: Daire-i takvâdan hariç, belki daire-i İslâmiyetten hariç bir suret almış bazı meşreblerin ve tarikat namını haksız olarak kendine takanların seyyiatiyle, tarikat mahkûm olamaz. Tarikatın, dini ve uhrevî ve ruhânî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız Âlem-i İslâm içindeik kudsî bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, te’sirli ve hararetli vasıta tarikatlar olduğu gibi, âlem-i küfrün ve siyaset-i hıristiyaniyyenin, Nur-u İslâmiyeti söndürmek için müdhiş hücumlarına karşı dahi, üç mühim ve sarsılmaz kal’a-i İslâmiyyeden bir kal’asıdır.

Merkez-i Hilâfet olan İstanbul’u, beşyüzelli sene bütün âlem-i hıristiyaniyyeninin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul’da beşyüz yerden fışkıran envâr-ı Tevhid; ve o Merkez-i İslamiyedeki ehl-i imanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük camilerin arkalarındaki tekyelerde “ALLAH, ALLAH!” diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve Mârifet-i İlâhiyyeden gelen bir muhabbet-i ruhanî ile cuş u huruşlarıdır.

İşte ey akılsız hakimiyet-füruşlar ve sahtekâr milliyet-perverler! Tarikatın, hayat-ı içtimaiyenizde bu hasenesini çürütecek hangi seyyiatlardır, söyleyiniz?” (29. Mektup)

Dokuzuncu telvih’te Tarikat-ı aliye’nin faydalarından bahsetmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Üçüncüsü: Âlem-i berzah ve âhiret seferinde, tarikat silsilelerinden bir silsileye iltihak edip ve o kafile-i nuraniye ile ebedü’l-âbâd yolunda arkadaş olmak ve yalnızlık vahşetinden kurtulmak ve onlarla dünyada ve berzahta mânen ünsiyet etmek ve evham ve şübehâtın hücumlarına karşı onların icmâına ve ittifakına istinad edip, herbir üstadını kavî bir senet ve kuvvetli bir burhan derecesinde görüp, onlarla o hatıra gelen dalâlet ve şübehâtı def etmektir.”

“Yedincisi: Sülûk-ü tarikatin en mühim şartı, en ehemmiyetli neticesi olan ihlâs vasıtasıyla, şirk-i hafîden ve riyâ ve tasannu gibi rezâilden halâs olmak ve tarikatin mahiyet-i ameliyesi olan tezkiye-i nefis vasıtasıyla nefs-i emmârenin ve enâniyetin tehlikelerinden kurtulmaktır.”

11.ŞUA 9.MESELE

ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla ve mânidar nakışlarla tezyin edilmiş ve mescid-i Rahmânîdir ki, herbir köşesinde bir tâife, bir nevi ibadet-i fıtriye ile iştigal eder bir şekilde halk eden bir Allah, bir Mâbud-u Bilhak, o kitab-ı kebîrin mânâlarını ders verecek üstadları ve o Kur’ân-ı Samedânînin âyetlerini tefsir edecek müfessirleri elçi olarak göndermesin ve o mescid-i ekberde hadsiz tarzlarda ibadet edenlere imamları tayin etmesin ve o üstadlara ve müfessirlere ve imamlara fermanları vermesin? Hâşâ, yüz bin hâşâ!

ORJİNAL SAYFA:234  11.ŞUA 9.MESELE

 

 

 

 

 

 

 Hem hiç mümkün müdür: Bir Sâni san’atını sever, beğendirmek ister, hattâ ağızların bin çeşit zevklerini nazara alması delâletiyle, takdir ve tahsinlerle karşılanmak arzu eder ve herbir san’atıyla kendini hem tanıttırmak, hem sevdirmek, hem bir çeşit mânevî cemâlini göstermek ister bir tarzda bu kâinatı antika san’atlarla süslendirdiği halde kâinattaki zîhayatın kumandanları olan insanlara onların büyüklerinden bir kısmıyla konuşup elçi olarak göndermesin; güzel san’atları takdirsiz ve fevkalâde hüsn-ü esmâsı tahsinsiz ve tanıttırması ve sevdirmesi mukabelesiz kalsın? Hâşâ, yüz bin hâşâ!

 

 

 

 

 

 

Cibril Hadisi –Sahihi Buhari ;1.Cild.47.Hadis (yukarıda gecmişti)

İşte hidayetin beyanı ile kişi dalaletten kurtulur hidayete adım atar.Tagut a kul olmaktan kaçınır Allah’a Ulaşmayı dildiği için Allah’a Kul olur , Şirkten kurtulur ve hak Mü’min olur.

Bütün sahabe bunu gerçekleştirmişler.Zümer suresi 17. Ayette beyan edildiği üzere (yukarıda bu ayetin meali yeralmıştı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir başka grubun iman etmesi, Cin suresinin 13. Ayetinde <<Bize hidayet beyan edildiğinde O na (Allah’a) iman ettik diyorlar.

 

 

 

 

 

 

72 / CİN - 13

Ve gerçekten biz, hidayeti işittiğimiz zaman O'na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden ve zulme uğrayacağından korkmaz.

 

Kişi gerçek iman sahibi olduğu an;(Allah’a Ulaşmayı dilediği an)

 

  • Hidayete adım atmıştır.(Hidayete ermeyi diledi) Muhammed -17
  • Takva sahibi kılınmıştır.Allah tarafından  Muhammed-17,Rum -31
  • Şirkten kurtulmuştur.                            Rum -31
  • Allah ‘a Kul olmuştur.                             Zümer -17
  • Furkanlar verilmiştir ,Günahları örtülmüştür,Cennetliktir Takva sahibi olduğu için bundan sonra Allah ona bütün ibadetlerini sevdirmiştir ,kolaylaştırmıştır. Mürşid sevgisini vermiştir. Hacet namazı kılarak Allah ‘ın kendisi için ezelde tayin ettiği Mürşidini öğrenerek ona tabi olur.

Takva sahibidir ve bu kişi Mürşidine ulaşmadan ölse bile imanı sebebiyle günahları örtülmüştür.Kesinlikle cennetliktir.

(Kaf suresi-31. ayet.yukarıda meali gecmişti)

23/MÜ’MİNUN-102

O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar felah’a erenlerdir.

 

 

 

 

 

 

 

İşte Mürşidine tabi olduğunda Allah’ın huzurunda Mürşidinin önünde yapılan Tövbe  merasiminde <<La ilahe illallah Muhammeder Resullullah ve Nebiyullah>> diyerek kelime-i Şahadeti gerçekleştirir.(kendi kendine değil) ve ibadetlerini yapar Namaz ,Oruç, Hac ,Zekat ve (bu hadislerde olmayan) Zikir .

 

Artık islamı yaşamaya başlamıştır. Devamında da birinci teslimi gerçekleştirecektir. (Ruhun Teslimini) daha sonra Fizik vücudun teslimini, Nefsinin teslimini ve İradesinin teslimini.

 

Demek ki İslam’ın şartı, Temelde iman etmek (Hak Mü’min) olmak devamında ise Kur’an ın bütününe tabi olmakla gerçekleşen dört teslimdir. Bunu, bize örnek olan bütün sahabe böyle gerçekleştirmiştir.

 

Bu günkü <<İSLAMI BEŞ ŞARTLA sınırlandırma UYDURMADIR.

ŞEYTANIN ALDATMACASIDIR: İçinde <<Allah’a ulaşmayı dilemek >> olmayan bir inanç, Sırat-ı Mustakim’e adım atamaz çünkü ; Sırat-ı Müstakim Allah’a ulaşan yoldur.

 

4 / NİSA - 175 Allah'a âmenû olanları ve O'na sarılanları (sarılmayı dileyenleri), Allah kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.

 

Şeytan ‘ın gayeside Sırat-i Müstakime insanları sokmamaktır

 

7 / A'RAF - 16

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

 

İslam bu <<Beş şarttan ibaret>> olduğu şekliyle yaşanmaya çalışılırsa ne olur.?

 

  • Ne Dünya saadeti yaşanır
  • Ne Ahiret saadeti yaşanır.

 

Rabbimiz Hac Suresinin 11. ayeti Kerimesinde;”insanların bir kısmının dinin bir tarafından tuttuğunu” buyuruyor.

 

 

 

 

 

 

22 / HAC - 11

İnsanlardan (öyle) kimseler vardır ki, Allah'a az (gönülsüz) ibadet eder. Ona bir hayır isabet etse onunla tatmin olur. Ve bir fitne isabet etse yüz geri döner. (Onlar), dünyada ve ahirette hüsrandadır. İşte o, apaçık hüsrandır.

 

Bu beş şart (Namaz,Oruç,Zekat,Hac,Kelime-i Şahadet) birer araçtır. Bunlarla sadece olduğunuz yerde döner durursunuz.Hedef belirlenmediği için.Hedef nedir.?<<Allah’a Ulaşmak ve O na teslim olmaktır.>>

 

Abdulkadir Geylani Hz. Şöyle buyurıyor; <<Dünya nimetleride Ahiret nimetleride insan ile Allah Arasına konulmuş bir engeldir. Asıl olan Allah’a ulaşmanın amaçlanmasıdır.>>

Dünyada mutluluk; Karşılaşılan olaylardan etkilenmemektir,İstikbalden korkmamaktır. Nefs Teskiyesi olmayınca bunlardan emin olmak mümkün değildir. Bu ibadetler tezkiye olmayı gerçekleştiremez.

 

Ahiret mutluluğu ; Takva sahibi olmakla mümkündür. Bu ibadetler kendi başına bunu gerçekleştirmeye yetmez. Çünkü Allah ‘a ulaşmayı dilemedikçe ,Hidayete adım atmadıkça Allah O kişiyi takva sahibi kılmaz

Muhammed Suresinin 17. ayeti kerimesinde <<Ancak takvayı Allah’ın verdiğini buyuruyor.>>

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       

 

 

 

 

 

47 / MUHAMMED - 1

Ve onlar ki hidayete ermişlerdir, (Allah) onların hidayetini artırdı ve onlara takvalarını verdi.

 

 

Peygamber (S.a.v) Efendimizin dört hadisinde de yer verdiği <<Allah’a kul olmak ve şirkten kurtulmak>> ile Allah’u tealanın Zariyat suresinin 56. Ayeti Kerimesinde buyurduğu şeyin aynı olduğu da bir gerçektir.

 

 

 

 

 

 

51 / ZARİYAT - 56

Ve Ben, insanları ve cinleri, Bana kul olsunlar diye yarattım.

 

Allah’ın yaratma amacı En üst seviyede kulluk yani İradenin teslimiyetiyle gerçekleşen KÖLELİK tir. SALİHLERDEN olmaktır.

Yeryüzünün varisi olmaktır.

 

 

 

 

 

 

21 / ENBİYA - 105

Andolsun ki; zikirden (Tevrat'tan) sonra Zebur'da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

 

Ancak islamın bütününü gerçekleştiremezse bile asgari seviyede Ruhun teslimiyle gerçekleşen 3. kulluğuğa ulaşması şarttır.Yukarıda izah edildiği gibi bunun “tek şartı da birtek dilektir.(Allah’a ulaşmayı dilemek) Bunun dışında KURTULUŞ YOKTUR. İslam yedi safha dört teslimden ibarettir.Bunu bütünüyle gerçekleştiren ,bizim için sünnet ve örnek olarak Kur’an da beyan edilen İSLAM budur.

 

Sahabe İslam’ı nasıl yaşadı:?

 

1-) Allah’a ulaşmayı dilediler.Şeytana kul olmaktan kaçınıp Allah’a kul oldular.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

39 / ZUMER - 17

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

 

 

     1.safha

     1.Kulluk

     1.Takva

     1.Hidayet(Hidayete adım atma)

 

2-) Hepsi Kainatın En büyük MÜRŞİDİNE tabi oldular.(Peygamber (S.a.v) Efendimize)

 

 

 

 

 

 

7 / A'RAF - 157

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma'ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O'na îmân ettiler ve O'na saygı gösterdiler ve O'na yardım ettiler ve O'nunla beraber indirilen Nur'a (Kur'ân-ı Kerim'e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.

 

 

                2. Safha

                2. Kulluk

                2. Hidayet(Hidayet üzere olmak)

                2. Takva

 

3-) Hepsi nefslerini teksiye edip Ruhları Allah’a Ulaştı

 

 

 

 

 

 

2 / BAKARA - 151

Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

 

  13 / RAD - 20

Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

13 / RAD - 21

Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

 

 

 

 

 

 

7 / A'RAF - 158

De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah'ın resûlüyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O'nundur. O'ndan başka ilâh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve O'nun ümmî, nebî, resûlüne îmân edin ki; O, Allah'a ve O'nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O'na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”

 

 

 

 

 

 

39 / ZUMER - 18

Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri).

 

 

 

                3. Safha

                3. Kulluk

                3. Hidayet(Hidayete erme)

                3. Takva

              1. TESLİM (Ruh un  Allah’a Teslimi)

 

 

4-) Hepsi Fizik vucutlarını Allah’a Teslim etti.

 

 

 

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 20

Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ÜMMÎ'lere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu Allah'a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun ki; hidayete ermişlerdir. Eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen (görev) ancak tebliğdir. Allah kullarını BASÎR'dir (görendir).

 

 

 

                   4. Safha

                   4. Kulluk     

                   4. Hidayet

                   4. Takva

             2. TESLİM (Fizik Vucudun Teslimi)

 

 

5-) Hepsi Nefslerini tasfiye edip Allah’a teslim ettiler.

 

 

 

 

 

 

2 / BAKARA - 136

Deyin ki: “Biz Allah'a, bize indirilenlere, İbrâhîm'e İsmail'e, İshak'a, Yâkub ve torunlarına indirilenlere, Musa ve İsa'ya verilenlere ve (diğer) nebîlere, Rab'leri (tarafı)ndan verilenlere (sahife, kitap ve vahiylere) îmân ettik. Onların arasında hiçbir ayırım yapmayız (fark gözetmeyiz). zaten biz, O'na teslim olanlarız.”

 

 

 

 

 

 

39 / ZUMER - 18

Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri).

 

 

                  5. Safha      

                  5. Kulluk

                  5. Hidayet

                  5. Takva

          3. TESLİM (Nefsin teslimi)

 

6-) Hepsi İRŞAD oldular hepsi MUHLİSLERDEN oldular.

 

 

 

 

 

 

49 / HUCURAT - 7

Ve aranızda Allah'ın Resûlü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

 

 

 

 

 

 

2 / BAKARA - 139

De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (muhlis) (kul)larız.”

 

                  6. Safha

                  6. Kulluk

                  6. Hidayet

                  6 .Takva

 

 

7-) Hepsi İradelerinide Allah’a teslim edip İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINDILAR.

 

 

 

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 110

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. Ma'ruf ile emreder, münkerden (kötülükten) alıkoyarsınız (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım edersiniz). Allah'a îmân edersiniz. Eğer kitap ehli de îmân etmiş olsaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu. Onlardan mü'min olanlar da var ama onların çoğu fasıklardır.

 

 

 

 

 

 

9 / TEVBE - 100

O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

 

 

 

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 102

Ey îmân edenler! Hakkıyla takva sahibi olanlar (nasıl bir takvanın sahibi ise aynı onlar) gibi, Allah'a karşı takva sahibi olun ve (ölmeden önce) Allah'a teslim olun.

 

 

 

 

 

 

3 / AL-İ İMRAN - 119

(Ey mü'minler)! Siz öyle kimselersiniz ki; onlar, sizi sevmedikleri halde siz, onları seversiniz ve siz Kitab'ın bütününe îmân edersiniz. Onlar, sizinle karşılaştıkları zaman: “Îmân ettik.” derler. Ama tenhada, kendi başlarına kaldıkları zaman size olan öfkelerinden (dolayı), parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizle ölün.” Hiç şüphesiz Allah, sinelerde olanı bilir.

 

 

 

                   7. Safha

                   7. Kulluk

                   7. Hidayet

                   7. Takva

           4. TESLİM ( İradenin teslimi)

 

Allah’u Teala Ahzap Suresi 21. Ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor.

 

 

 

 

 

 

33 / AHZAB - 21

Andolsun ki, sizin için ve Allah'a ve ahiret gününe (Allah'a ulaşma gününe) ulaşmayı dileyen ve Allah'ı çok zikredenler için, Allah'ın Resûl'ünde güzel bir örnek vardır.

 

Burada Hadislerde geçmeyen ZİKİR ibadetinin asıl olduğunu görüyoruz.

 

Ayrıca 5. cild 687. hadiste geçen <<ER- RAHİM E (er rahim olan Allah a) VASIL OLMANIN  da

İslamın 3. safhasını ve Ruh un Allah’a ulaşmasını 1. Teslimi 1.Hidayeti 

(Hidayete ermeyi) 3. Kulluğu , 3. Takvayı içerir.

 

 

Peygamber (S.a.v) Efendimizin hadislerinin doğrusunu bulmak ve anlamakla gerçeğe ulaşılabilir. Bu da KUR’AN ‘ı Allah’ın Üniverstesinde

TEDRİS etmekle olur.

Sonuç Olarak;(Yine tekrar ediyoruz.)

 

İSLAM ; Yedi safha dört teslimden ibaret olup . Kur’an ın bütününün yaşanmasıdır.

 

ALLAH RAZI OLSUN

                                                           Ferhat BAŞTUĞ

 

 

     

 

  

 

Yorumlar 

 
-4 #3 Abdullah 05-02-2012 07:04
Peygamber efendimize bir bedevi gelir ve sorar ne yapayım diye islamın beş şartını sayar ve bunları yap yalan söyleme der adam sadece bunları yapacağım ne bir eksik ne bir fazla der gider peygamberde eğer bunu yaparsa cennete girer der sahabeye. Peki siz kim oluyorsunuzda peygamberimizin yeterli dediğini yetersiz sayıyorsunuz
Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
0 #2 tevfik 04-01-2012 00:34
ıslam
Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
0 #1 tevfik 27-11-2011 05:35
islamın 5 sartı
Alıntı | Yöneticiye raporla
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile