Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

RUH
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

lale5Ruh,rabbimizin emr inden olan ve insanoğluna kendinden üflediği emanetidir.Ölmeden evvel iade etmek üzere (o’na vasıl etmek-ulaştırmak üzere) ve bunun için de “kalu bela “günü olarak bilinen günde insanlarla bir sözleşme (misak)yapmıştır.RUH,Ya Allah’ın emrettiği şekilde “ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEREK” Allah’a ölmeden evvel ulaşacak VUSLAT hasıl olacak (Rad/20,21- Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar. Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar.

 

Diyanet İşlerinin hatalı ve Kur'ân'a aykırı RUH açıklaması:
Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=516
Sözlükte "can, nefs, hayatın kendisine bağlı olduğu varlık, maddenin zıddı" anlamlarına gelen ruh, Kur'ân'da yirmi dört yerde geçmiş ve şu anlamlarda kullanılmıştır: Rahmet, melek, Cibril, vahiy ve Kur'ân, ilham, Hz. İsâ ve ruh. Ruhun çeşitli tanımları yapılmıştır. Kur'ân'da, "Sana ruhtan soruyorlar. De ki; Ruh, Rabbimin emrindedir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir" buyurulmaktadır (İsrâ, 17/85). Buna göre ruhun mahiyetini bilmemiz mümkün değildir, mahiyetini sadece Allah bilir. Biz ancak onun varlığını yaptığı işlerden ve hareketlerinden anlayabiliriz. İnsan, beden ve ruhtan müteşekkil bir varlıktır. İnsan öldükten sonra ruh yaşamaya devam eder. İlâhî hitâba muhatap olan, sorumluluk yüklenen ve mükellef olan ruhtur. İnsan ruhu dünyaya gelmeden önce ruhlar âleminde idi. Bu âleme geldikten sonra ise asli vatanı olan o âleme kavuşmanın hasret ve iştiyâkı ile yaşar. (M.C.)

17 / İSRA - 85
Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir şey verildi.

15 / HİCR – 28-29 :
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben mutlaka, “hamein mesnûn olan salsalin”den (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) bir beşer (insan) halkedeceğim.” Artık onu dizayn edip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!

38 / SAD – 71-72 :
.Rabbin meleklere: "Muhakkak ki Ben, tînden (nemli topraktan, balçıktan) bir insan yaratacağım." demişti. Böylece onu sevva ettiğim ve onun içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın!

32 / SECDE – 7,8,9
Ki O, herşeyin yaratılışını en güzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tînden (nemli topraktan) başlayandır. Sonra onun neslini, basit bir suyun özünden (nutfeden) kıldı (yarattı). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak hassası) kıldı.Ne kadar az şükrediyorsunuz.

33 / AHZAB - 72 :
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

13 / RAD – 20-21
Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar. Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

 

 

***Haklarında “Huzurumuzdadır” denenler yok olamazlar, iyi dikkat et de ruhların bekasını iyice anlayasın!
Bakadan mahcup olan ruh azaptadır, Tanrı’ya vasıl olan ruh’sa beka aleminde hicaplardan kurtulmuş bir haldedir.
İşte bu hayvani duygu kandilinden ne murat edilmişse, bu kandilin hakikati neyse sana söyledim... kendine gel de sakın bu hayvani duyguyla (Nefs’le) ruh arasında bir birlik tasavvur etme!
Çabuk, ruhunu, yolcuların kutlu ruhlarına ulaştır!
Yüz tane kandilin olsa ister sönsünler, ister yansınlar, değil mi ki hepsi ayrı ayrıdır... bir olamazlar! (Mevlana hz.Mesnevi/445)

 

OSMAN HULİSİ EFENDİ=“İhvânımızın müreffeh bir hayat yasamasını istiyoruz. Bir ihvânımızın bası agrısa, sabaha kadar o ihvân, râbıtamız oluyor. Onun için ihvânımızın islerinin iyi olmasını istiyoruz. İhvan; ihvân olarak yasar, evliyâ olarak ruhunu teslim eder. İhvân her gün merdiven basamagı gibi maddî ve manevî inkisâf etmektedir. Fakat bunu kendisi de bilmez. Ne zaman ki ruhunu teslim eder, o zaman elinden tutar götürür yerine oturturlar. İste senin makamın burası derler.” diye buyurmuslardır.

 

***HACI BAYRAM VELİDEN EMANET RUH

Hem küçük yavrularına çobanlık eden tavuk dahi, yavrularının hatırı için ruhunu feda eder, ite atılır
(on yedinci lema//said nursi)
işte burada ruha-can demiş
şimdi ruh can 2.anlamında olunca haliyle can sahibi herkezde ruh oluyor
fakat üfürülen ruh değil,can anlamında ruh oluyor.ruh can 2.anlamı olunca o zaman can sahiplerinin en üstünü kim ?-insan dimi
bu açıdan bir başka sözünde geçen şunu incelersek;
Lâkin, ziruhların(ruh sahiplerinin) en eşrefi(en şereflisi) ve şu bayramlarda kemiyet ve keyfiyet cihetiyle en ziyade istifade eden insan,can sahiplerinin en üstünü insan demiş oluyor

EMANET VERDİN
Nuru ilahi yarattığın günden beri
Elif lam mim dedi Muhammed Ali


Bir cevher yarattın bu güzel aklı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Enel hak dedi yarattın sen Hallac’ı
Manayı bilmez astı onu birkaç kadı
Sırrı sen verdin abdesti oldu kanı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Sen yarattın gönül bendimi ya Rabbi
Sensiz gönülde sevgi olur mu Yani
Var eden sensin güneşi yıldızı ayı dünyayı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Kalbi mekan eyledin senindir tahtı
Cemaline maşuk Bayram görürse ahireti
Nesimi yüzüldü son sözü bildi enel Hakk’ı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni

 

AHZAP SURESİ 72 AYETTEKİ EMANET OLAN RUHUMUZ

 

 

 

 

 

   Peygamber (sav) efendimiz ne buyurmuş bu konuda;

Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım sizin de birbirinize zulmetmenizi haram kıldım hepiniz dalalettesiniz hidayete erdirdiklerim müstesna siz de o halde siz de hidayeti dileyinki sizi de hidayete erdireyim.MÜSLİM,RİYAZÜSSALİHİN-137,MÜSNEDİ AHMET

Allah tan başka ilah olmadığına ve benim de onun resulü olduğuma şehadet ediniz.Bu iki cümleyi canı gönülden inanarak Allah’a mülaki olmayı dileyen bir kulun cennetten mahrum olması düşünülemez.RİYAZUSSALİHİN-389,MÜSNEDİ AHMET

Peygamber efendmiz namaz kılmak için ayağa kalkıyor ve “melik bin duğsüm nerede”diye sordu.Oradakilerden birisi “o Allah ve resulünü sevmeyen bir münafıktır”dedi.(sav) öyle deme dedi. ALLAH’IN ZATINI (ona ulaşmayı) dileyerek LA İLAHE İLLALLAH diyen kimseyi Allah cehennem ateşine haram kılmıştır. BUHARİ,MÜSLİM,RİYAZUSSALİHİN-1170

  Allah’ım 'SANA MÜLAKİ OLMAYA İMAN EDEN, KADERİNE RAZI OLAN, VERDİĞİNE KANAAT EDEN NEFSİ MUMAİNNE İSTERİM' Hadisi kutsi-nasihul ibad

Peygamber (S.A.V) Efendimiz teheccüd namazındaki duasında 'Yarabbi sana Mülaki Olmak HAKTIR' buyuruyor. Sahihi –Buhari 4.Cilt 575. hadiste:

Efendimiz (S.A.V) Allaha mülaki olmayı imanın esaslarından saymıştır;   

 

---S.BUHARİ 1.CİLD, 58.SAHIFE, 47.HADIS (CIBRIL HADIS): Iki Cihan Günesi Hazreti Muhammed s.a.v. bir gün ashabiyla otururken Cebrail a.s. insan sifatiyla gelir ve Peygamber Efendimize s.a.v. yaklasir ve söyle sorar:

"Kale imane ya Rasulallah......iman nedir ya Resulallah?"

Peygamber Efendimiz s.a.v. cevap verir:

"Kalel imanü en tu'mine billahi ve melaiketihi ve likaihi ve Resulihi:

Allah'a, meleklerine ve Allah'a ulasmaya ve Resullerine inanmak

ve tu'mine bil ba'si:

ve öldükten sonra dirilecegimize inanmak"

 

---S.MÜSLİM 1.CİLD, SAHİFE-63: "İMAN; Allaha, meleklerine, kitabına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman, öldükten sonra dirilmeye inanman ve kaderin hepsine iman etmendir."

 

---S.MÜSLİM 1.CİLD, SAHİFE-60-61: "İMAN; meleklerine, kitabına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman ve keza sonra dirilmeye iman etmendir."

 

---"Allah’ım SANA MÜLAKİ OLMAYA İMAN EDEN, KADERİNE RAZI OLAN, VERDİĞİNE KANAAT EDEN NEFSİ MUMAİNNE İSTERİM." (Hadisi kutsi-nasihul ibad )

---"Peygamber (S.A.V) Efendimizin teheccüd namazındaki duası: "Yarabbi sana Mülaki Olmak HAKTIR"  (Sahihi –Buhari 4.Cilt 575. hadis)

---"Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in resulü olduguma sehadet ediniz. Bu iki cümleye inanarak Allah'a mülaki olan (Ruhunu Allah'a ulastiran) bir kulun cennetten mahrum kalmasi düsünülemez."(Riyadussalihin s.389)

 

---"Ben Allah'tan baska ilah olmadigina, benimde O'nun Resulü olduguma sehadet ederim. Bu iki sehadeti canü gönülden söyleyip Allah'a yöneleni Allah'in cehennem atesinden koruyacagina kesinlikle sehadet ederim." (Ahmed b. Hanbel-Müsned)

 

---Hadis-i kudsî’de Hakk Celle ve Alâ Hazretleri şöyle buyuruyor:

"Ey kullarim ! Ben zulmü kendime haram kildigim gibi onu aranizda da yasak kildim. O halde sakin birbirinize zulm etmeyiniz. Ey kullarim ! Hepiniz dalalettesiniz, tek Benim hidayete erdirdiklerim müstesna; o halde DILEYIN, de sizi hidayete erdireyim. "  (Muslim- Riyadussalihin s.137)

   Riyazüssalihin:6.cild.228.sahife.

Kim Allah’a kavuşmayı severse,Allah da o na kavuşmayı sever.Kim de Allah’a kavuşmayı hoş görmezse,Allah da o na kavuşmaktan hoşlanmaz.

 

---"Men habbebe likaallahi habbevallahi likai. Men kerihe likaâllahi kerihallahi likâi."

"Kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah’a kavuşmayı hoş görmezse, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."

(buhari.12/2043)

 

---Peygamber Efendimiz S.A.V. ilk Cuma Hutbesinde şöyle buyuruyor:

"Size ölüm gelmeden Rabbinize ulaşın ve teslim olun”  

 

---Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem;
"Kim Allah'a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah'a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez" buyurdu......

(Kaynak: Müslim, Zikir 14-17. Ayrıca bk. Buhârî 12/2043, Rikak 41; Tirmizî, Cenâiz 67, Zühd 6; Nesâî, Cenâiz 10; İbni Mâce, Zühd 31)

 

---"ALLAH CEBRAİLİ BANA GÖNDERDİĞİ SURETLERİN EN GÜZELİNDE İNDİRDİCEBRAİL ŞÖYLE DEDİ:

EY MUHAMED !YÜCE ALLAH IN SANA SELAM SÖYLÜYOR VE ŞÖYLE BUYURUYOR: "BEN DÜNYAYI DOSTLARIM İÇİN ACI BULANIK,DAR VE SIKINTILI OLMASINI VAHYETTİM.TA Kİ BANA KAVUŞMAYI ÖZLESİNLER, BANA KAVUŞMAYI DİLESİNLER. BEN DÜNYAYI DOSTLARIM İÇİN BİR ZİNDAN ,DÜŞMANLARIM İÇİNDE BİR CENNET OLARAK YARATTIM." (CAMİUS SAĞIR)

 

---Hadis-i kudsî’de Hakk Celle ve Alâ Hazretleri şöyle buyuruyor:

“Sonra ben yüzümle onlara yönelirim. Yüzümle yöneldiğim bir kimseye neyi vermek istidiğimi, herhangi bir kimsenin bileceğini mi sanırsınız?”

(Allah-u Teâlâ devamla şöyle buyurdu.)

Onlara ilk vereceğim şey, nûru kalplerine akıtmaktır. İşte o zaman ben onlardan haber verdiğim gibi, onlar da benden haber verirler.” (Hâkim)

   Acluni:Keşfül hafa c.2.sahf .291/2669

Peygamber sav efendimiz buyuruyorki,”ölmeden evvel ölünüzki Allah size on dan yediyüze kadar yardımda bulunsun”

 

 

---Resulullah (sav) buyurdu ki: "Kıyamet günü, şişman, iri bir adam mizana getirilip tartılır da, Allah indinde sinek kanadı kadar ağırlığı olmadığı görülür"

Resulullah (sav) ilave etti: "Dilerseniz şu ayeti okuyun: "Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü biz onlar için hiçbir tartıda bulunmayacağız" (Hadis No: 0691)

Not:Bahsedilen ayet Kehf 105

 

---"İBADET, DUA EDEN MÜ'MİNİN RUHUNUN YÜKSELEREK ALLAH'A ULAŞMASIDIR." (TIRMIZİ,DA'VAT,112 )

 

---"Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar da ayrılırlar." (Buharî, Enbiya)

---"Mutu en kalbe temutu"

"Ey insanlar! ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardimlarda bulunsun."  (Acluni keşfü'l hafa c2. shf:291 (2669)

 

   Allah’ın evliyaları bu konuda nediyor onlara bakalım.

HACI BAYRAM VELİDEN EMANET RUH
EMANET VERDİN
Nuru ilahi yarattığın günden beri
Elif lam mim dedi Muhammed Ali
Bir cevher yarattın bu güzel aklı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Enel hak dedi yarattın sen Hallac’ı
Manayı bilmez astı onu birkaç kadı
Sırrı sen verdin abdesti oldu kanı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Sen yarattın gönül bendimi ya Rabbi
Sensiz gönülde sevgi olur mu Yani
Var eden sensin güneşi yıldızı ayı dünyayı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni
Kalbi mekan eyledin senindir tahtı
Cemaline maşuk Bayram görürse ahireti
Nesimi yüzüldü son sözü bildi enel Hakk’ı
Emanet verdin ruhu, can u bedeni

 

Fakat ruhumuz beden karanlıklarından sıyrılarak geldiği yere ruh alemine kendi asıl vatanına gidince, o zaman şüphelerden ve zanlardan kurtulur. Hayatın ne olduğu belli olur.
MEVLANA HZ(cIII,1242)584

 

Ruh, Salih gibidir,ten de deveye benzer. Ruh vuslattadır ten ihtiyaç içindedir.

 

*******MUHYİDDİN-İ A’RABİ

Hak bütün bir alemi –yaradılışı kusursuz olmakla birlikte– ruhtan yoksun bir ceset olarak yarattı. Dolayısı ile alem, cilâsız bir ayna gibiydi. Ama, İlahi hükmünün şanı gereği, O hiçbir zaman, üflenen İlahi Nefes olan İlahi Ruh’u kabul etmeyecek bir mahal hazırlamamıştır [tesviye]. Ve Ruh’un kabulü, bu ruhtan yoksun alem suretindeki, daimi tecellinin bitimsiz feyzini kabul etme istidadının açığa çıkmasından başka bir şey değildir. Böylece, (bu bitimsiz feyzi) kabul-edici [kabil] olan dışında bir şey kalmaz — ki, bu kabul-edici’nin (yani, ayn-ı sabitenin) ortaya çıkışı da Feyz-i Akdes’tendir (yani, ayan-ı sabite, Zat’ın tecellisi yoluyla –Zat’ın Kendine ilişkin ilminin suretleri olarak– ortaya çıktığı için Hak’tan başkası değildir).

Ve başlangıçta ve sonda, her şey O’ndan olduğu gibi, yine her şey O’na döner. İmdi Emr, alem aynasının cilâlanmasını gerekli kılınca, Âdem bu alem aynasının cilâsı ve bu suretin ruhu oldu.

 

*******İmdi Allahu Teala’nın Âdem’i “İki Eli” arasında cem etmiş olması, onu şereflendirmek içindi. Bundandır ki, Hak Teala İblis’e, “İki Elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?” [Sâd Suresi, 38/75] buyurdu — ki Âdem, Hak Teala’nın İki Eli’ne karşılık gelen iki suretin, yani alemin suretiyle Hakk’ın suretinin cem olmaklığından başka bir şey değildir. İblis ise ancak alemin bir parçası olduğundan, bu cem’iyet onda ortaya çıkmadı. Ve Âdem, bu vasfından dolayı halife oldu. Eğer halife kılındığı şeyde, kendisini halife kılanın suretiyle zahir olmasaydı, kendisine halifelik verilmezdi………….

Artık Âdem’in, kendi zahirî sureti olan bedeninin ortaya çıkışındaki hikmeti (yani, Âdem’in bedeninin alemin hakikatlerinden ve suretlerinden inşa olunmasının, bir halife olarak, alemin muhtaç olduğu her şey ile kaim olması gerekliliğinden dolayı olduğunu) öğrendiğin gibi; Âdem’in, kendi batınî sureti olan ruhunun ortaya çıkışındaki hikmeti de öğrenmiş oldun. Ve bildin ki o, hem halk hem de Hak’tır. Ve onun –kendisiyle Halifeliği hak ettiği– herşeyi birleyici [mecmu] olan rütbesini de bildin.

***Rûh, bu madde âlemine göre, her ne kadar maddesiz ve anlaşılamıyacak ise de, hiç anlaşılamıyana göre anlaşılır olmakdadır. Sanki bu madde âlemi ile, hiç maddesiz olan mukaddes varlık arasında bir geçid gibidir. Bunun için, her ikisine de yakınlığı vardır. Her iki bakımdan da incelenebilir. Hiçbirşeye hiç benzemiyen varlık ise böyle değildir. Maddeli varlıkların, aklın, anlayışın, Ona hiçbir bağlılığı yokdur. Bundan dolayı sâlik, rûhun bütün makâmlarını geçmedikce, o isme varamaz. Görülüyor ki, önce göklerin her tabakasını ve Arşı geçmek lâzımdır. Madde âleminden büsbütün çıkmalıdır. Bundan sonra mekânsız, maddesiz olan (Âlem-i ervâh) mertebeleri de aşılmalıdır. Bundan sonra bu isme varılabilir.
İMAM RABBANİ HZ MEKTUP 281-285

 

 TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ ( 2 Bölüm)

İmam-ı Gazâlî ve Tasavvuf:

İmâm-ı Gazâli -kuddise sırruh- Hazretleri hicri beşinci asrın en büyük âlimlerindendi ve kendisine “Hüccetül-İslâm” ünvanı verilmişti. Zamanın en büyük ilim merkezi olan Nizamiye medresesi’nde yüzlerce talebe okutuyordu, yüzlerce âlim yetiştirdi. Yaşadığı devrin bütün ilimlerine vukûfiyet kesbetmişti. Buna rağmen içindeki boşluğu dolduramıyordu, bir türlü tatmin olamamıştı. Nihayetinde tasavvufa yönelmiş, on yıl kadar süren bir inziva hayatına çekilmiş, seyr-ü sülûk yolundaki zevki tattıktan sonra durumunu şu şekilde dile getirmiştir:

“...Sonra kendi durumuma baktım. Bir de ne göreyim! Dünyevî alâkalar içine dalmış batmışım. Bu alâkalar beni her taraftan sarmışlar. Yaptığım işlerimi gözden geçirdim. Onların en güzeli tedris ve tâlim idi. Fakat bu sahada da ehemmiyetsiz, âhiret yoluna faydası olmayan ilimlerle meşgul olduğumu anladım. Tedris hakkındaki niyetimi yokladım. Onun da Allah rızâsı için değil, mevki ve şöhret kazanmak gayesi ile olduğuna kanaat getirdim. Bu hâlimle uçurumun kenarında bulunduğuma, eğer durumumu düzeltmek için harekete geçmezsem ateşe yuvarlanacağıma kanaat getirdim.”

“Yakinen anladım ki, sûfiler hakikaten Allah yolunu bulan kimselerdir. Onların gidişleri, gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlâkları ahlâkların en temizidir

Dünyadaki bütün akıllı insanların akılları, hikmet sahiplerinin hikmetleri, şeriatın bütün teferruatını bilen zâhir ulemâsının ilimleri, onların gidişat ve ahlâkından bir şey değiştirmek ve yerine daha iyisini koymak üzere bir araya gelseler, buna muvaffak olamazlar.

Örmeye calış inşlliOnların zâhir ve bâtınlarındaki hareket ve duyguların hepsi, Nübüvvet kandilinin nûrundan alınmıştır. Yeryüzünde ise nübüvvet nurundan başka hidâyet rehberi, nûr kaynağı yoktur.” (El-munkizu min’ed-dalâl)

-Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak) Imami Gazali K.S. eserin adi Abidler yolu.

Sonra bilki ahiret yolculugu sülük etme babindan isin hakikati südur:

Bu yol uzunluk kisalik bakimindan insanlarin yürüyerek kat ettigi ve kisinin kuvvetli veya zayif olmasina bagli mesafelerden degildir.O yol gönüllerin sülük ettigi Ruhani bir yolculukdur. (Ruhun yolculuğudur.)

Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam tasavvufunun özü.

Nefsimden siyrilip cikdim yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim Ben oyum.(Efendimiz hep anlatmiyormu nefsimiz fizik bedenimizin aynisi diye .)

__Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir

__Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati)

Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar kurbiyeti ilahiyeye mazhar olur

2. Bölüm

Imam gazali

* İlim; insan ruhunun, eşyanın (varlığın) hakikâtini nitelik ve nicelikleriyle, cevheri ve zatıyla maddeden mücerret olarak kavrama tasavvurudur.

* En değerli, en yüce bilgi, Allah Bilgisidir. O bilgiye marifetullah denir.

* Cehalet, bedende kalmak; ilim, ruhla kavramaktır.

* Ruh; Cisim, Araz ve Cevher olmak üzere üç kısımdır:

1- İnsandaki hayvani ruh, latif bir cisimdir. Kalb fanusuna konmuş bir lambadır o. O lambanın ışığı hayat, yağı kan, nuru his ve hareket, harareti şehvet, dumanı gazap, hizmetçisi kuvvettir. Bütün canlılarda vardır.

Hayvani ruh, ilmi kavramaya güç yetiremez. Varlığı, bedene bağlıdır.

2- Beden arazdır.

3- İnsandaki cevher olan ruh, Allah’ın kendinden üflediği ruhtur. O ebedidir ölmez. İlimler onunla kavranır. Varlığı bedenle kayıtlı değildir.

1-Allah'a ulaşmayı dilemek (3. basamak) * İMAM-I RABBANİ(MEKTUP61):Allah bize,kendisini dilemek yolunda terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin...şunu bilelimki,dilemk,istemek,dilenen ve istenen şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIRbir aziz şöyle buyuruyor;-isteğin yoksa isteğin meydana gelmesini iste!.............gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR.bir nimettir.bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelitrse yapalım!bu ,böylece.kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir *

AHMET YÜKSEL ÖZEMRE
insân, ezelde aslından ayrılıp bu noksanlıklar dünyasına gelirken, koptugu bütünle bir anlasma, bir ahdlesme yapmıs, bir mîsak imzalamıstır. Bu mîsakla, Yaratıcı’nın bu âlemde sâhidi olmayı kabûllenmistir. Ruh, bu mîsakı, beden bineginde seyrederken de unutmuyor, ama bulanık hatırlamak gibi bir durumda kalıyor. Ne var ki, hatırlama derecesi ne olursa olsun, bir DERIN ISTEK hâlinde SEVGILISINI, CAN YOLDASINI ISTIYOR, ÖZLÜYOR.
Şimdi İslâm’da Mirâc denilen bir hâdise vardır. Mirâc nedir? Mirâc, Cenâb-ı Hakk’ın lütf u keremiyle INSANIN BEDENI ÖLMEDEN, CENABI HAKKIN HUZURUNA CAGRILMASI,CIKMASIDIR. Bu "evliyâ olmanın" olmazsa olmaz şartıdır. Evliyâ kimdir dersen? Evliyâ, mirâcını yapmış kişidir... Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna Ölmeden evvel ölünüz! hadis-i şerifinin medlûlüne uygun olarak BEDENI ÖLMEDEN, CIKMAKTIR …..... Nefsini burada bırakarak, SADECE RUH OLARAK CIKMAKTIR HAK TEALANIN HUZURUNA. SADECE RUH URUC EDER.İşte gayb âlemi ancak böyle tanınabilir. Bunun ötesinde o âleme dair söylenecek olanların hepsi ya hüsn-i zandır ya da sû-i zandır........Mirâc hâdisesi zuhûr etmezden evvel, sâlikin katetmesi gereken merhaleler nelerdir?
Cenâb-ı Hak insanda üç tane öge yaratmıştır. Bir tanesi şu beden; ikincisi nefs, bu bedeni hareket ettiren, bu esfel-i sâfilîne bağlayan, esfel-i sâfilînin işlerini gördüren kuvvet; üçüncüsü de Rûhtur. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de bir ayet-i kerimede meâlen "Biz emâneti dağlara taşlara arz ettik kabul etmediler, insana arz ettik o kabul etti. Çünkü o fevkâlede câhil ve nefsine son derece zâlimdir" diyor. Bir başka ayette de; Cenâb-ı Hak, meleklerine "Ben şimdi elimdeki bu balçıktan bir beşer tesviye edeceğim, şekillendireceğim. O’na Rûhumdan üfürdüğüm zaman siz de ona secde edin" diyor..... Âyetlerden şunu anlıyoruz ki Hz Âdemin çocukları olan

bizlerde meknuz gizli olan emânet, Allah’ın Rûhudur.
33/72- 15/29

---"Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar da ayrılırlar." (Buharî, Enbiya)

---"Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in resulü olduguma sehadet ediniz. Bu iki cümleye inanarak Allah'a mülaki olan (Ruhunu Allah'a ulastiran) bir kulun cennetten mahrum kalmasi düsünülemez."(Riyadussalihin s.389)

*** Zahit Kotku K.S.Eserin adi:Tasavvufi Ahlak. Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye. __Hak Celle ve Alaya mülaki olmayi isteyen herkese yakisan sey Ameli salihdir

ruhu sukut edip csim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ,ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal'emri ile hayvandan daha aşağı mertebede kalacaktır!(imamı rabbanı cilt1 mektup152)

***Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.
Her kim, ilahi marifeti düşünür, Allahu Tealaya karşı tam irfan duygusuna sahip olmayı dilerse, bunun yaptığı tefekkür bin yıllık ibadete bedel olur.ASIL İRFAN İLMİ budur. irfan ilmi demekle TEVHİD halini kasd ediyorum. arif kim? irfanı iştiyakını duyduğu zata mahbubunda BUNUNLA ERER. Bu halin neticesinde ise RUHANİ BİR HALLE; TAM YAKINLIK ALEMİNE UÇUP GİTMEK OLUR.

***Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.
Bu hallerden sonra; Allahu Teala o ruhlara, bu cisme girmeleri için emir verdi; onlar da Allah’in emriyle girdiler. Bunu da su Âyet-i Kerime haber vermektedir: "Ona ruhumdan üfledim," (Sad, 72).Zaman oldu; o ruhlar bu cesetle ilgisini artirdi. Bu yüzden, ahdi unuttular. Halbuki, Allahu Teala onlari yarattiginda: "Sizin Rabbiniz degil miyim? " buyurdu. Onlar da: "Evet.." cevabini verdiler… iste bu sözü unuttular. Aslî vatana dönemediler.Fakat Rahman, yani varligin yardim kaynagi, onlara acidi. Bu sebeple semavî kitaplar saldi. Bunlarla aslî vatani hatirlatmak istedi. Bu manaya da su Âyet-i Kerîme isaret eder: "Onlara Allah’in günlerini hatirlat," (ibrahim, 5). Yani: Ruhlarla geçen, o visal günlerini hatırlat

 

Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam Tasavvufunun Özü
Nefsimden siyrilip cikdim, yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi.Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim "Ben oyum" Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür. Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir.Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati) "Birinci defa hacc ettigimde Beytullahi gördüm.Ikincisinde Beytullahin sahibini gördüm.Ücüncü defa ne beytullahi nede sahibini gördüm.Kul ubudiyet manasi üzere ne zaman amel edici olur? Kendine ait bir iradesi olmadigi zaman.Mügmünün nefsi yoktur cünkü o nefsini Allaha satmisdir.Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar KURBIYETI ILAHIYEYE MAZHAR OLUR.

***Abdurrahim Reyhan Erzincani
Bir meşâyihi insan severse, ona tamamen inanır teslim olursa, hizmetini görürse onun gönlüne girerse Hz. Allah'ı görür. Herşey aslına rücu edecek. Ceset topraktan halk edildiği için toprak olacak. Rûh niye gitmesin? Allah'ı sevmek, Evliyaullah'ı sevmektir.İnsanlardaki bu rûh Allah'ın zâtının rûhu. Allah "Kendi rûhumdan ruh üfledim" (Hicr sûresi, âyet 29) buyuruyor. "Kendi rûhumdan rûh üfledim." Kime; insana. Meleğe değil, insana üflemiş. Öyle ise Cenâb-ı Hakk'ın zâtından gelen BU RUH ASLINA RÜCU EDERSE melekleri geçer. İnsanlar ulvî, insanlar suflî.Ulvînin manâsı; gökleri aşar melekleri geçer. Suflînin manâsı; hayvanlardan aşağı düşer. Niçin; Cennet var, Cehennem var.
Kapında kul var, Sultandan içeru
Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm
Etten kemikten maksat, cesedini kasdediyor. Kapında kul var, Sultandan içeri. Burada rûhtan bahsediyor. Ama o rûh makamına ulaşmış. ONUN RUHU ALLAH'A ULASMIS,ALLAH'IN ZATINA ULASMIS. Akar sular, katreler deryaya karışıyorsa... Sanki o insanların rûhu deryâdan gelmiş, yağmur katresi. Yağmur katreleri birleşirse, suya karışırsa suyla beraber nereye gider; deryâya gider. Kürre-i arz üzerinde kaynar sular var. Bunlar nerden geliyor; deryâdan geliyor. Bunlardaki bu hareket ne; bu akım ne; yine deryâya gitmek.
Herşey aslına rücu edecek. Herşey aslına rücu eder.Öyle ise, bu suların aslı derya. Deryâdan geldikleri için, deryaya gitmek isterler.

 

***RUHUN ALLAHA DÖNMESİ İMAMI RABBANİ-Mektubat.287

Kalb makâmından kurtulmak ve kalbin sâhibine kavuşmak ve rûhun aranılana çekilmesi, rûh nefsden kurtulup aranılana dönmedikce ve nefs rûhdan ayrılarak kulluk makâmına inmedikce, olamaz.

 

 ***EMANET OLAN RUH:

Cüneyd-i Bağdâdî, bunu anlatırken, (Hâdis, kadîme yaklaşınca, izi, eseri bile kalmaz) buyurdu. Bu, rûh için dikilmiş bir elbisedir. Melekler de, buna kavuşamaz. Melekler de maddedir. Mekânlıdır. Nasıl olduğu anlaşılabilir. Bu bilgilerden insanın nasıl (Halîfe-i Rahmân) olduğu anlaşılır. Birşeyin sûreti, onun halîfesidir, vekîlidir. Birşey onun sûretinde yaratılmazsa, onun halîfesi olamaz. Halîfe olmağa yakışmıyan, emânet yükünü taşıyamaz. Sultânın hediyyelerini, ancak onun hayvanları taşır. Ahzâb sûresinin yetmişikinci âyetinde meâlen, (Emâneti göklere ve yere ve dağlara bildirdik, yüklenmek istemediler. Ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. İnsan zâlim oldu. Câhil oldu) buyuruldu.

 

***İSANLAR İKİ YOLLA HİDAYETE ERELER

BİRİNCİSİ KUTB-U NÜBÜVVET İKİNCİSİ KUTB-U VELAYET.. 534.Mektup

RUH ALLAHIN EMRİNDENDİR VE GÜZEL HASLETLERLE BEZENMİŞDİR

 

***Rûhların âlemi, letâfet, ihâta ve sereyân bakımlarından, görünüşde, kendini yaratana benzer. (Allahü teâlâ, Âdemi kendi sûretinde yaratdı) mektûb, 287

 

***RUHUN ALLAHA ULAŞMASI NEFSİN TEZKİYESİNE BAĞLIDIR.

Rûhun maksada dönmesi, kalbin dönmesinde yerleşdirilmişdir. Müntehîlerde, rûh Fenâ buldukdan ve hakkânî vücûdle Bekâ buldukdan sonra, rûh maksada dönmekdedir. mektûb, 287

 

***RUHUN ALLAHA ULAŞMASI MEARIC4

İmamı Rabbani Hz.

Âlem-i emrin beş latîfelerini geçip, bunların asllarında seyr olunur. Böylece, imkân [ya’nî mahlûklar] dâiresi biter sözü ile, Seyr-i ilallah, başından sonuna kadar anlatılmışdır. (Bu seyrin yapılması için, ellibin senelik yol geçilir) demişlerdir. Me’âric sûresinin dördüncü [4] âyetinde meâlen, (Melekler ve Rûh oraya ellibin senelik bir günde çıkarlar) buyurulmakdadır ki, bu sözümüze işâret etmekdedir. Böyle olmakla berâber, Allahü teâlânın ihsânının çekmesi ile, bu uzun zemânlık iş, göz açıp kapayıncaya kadar yapılabilir. Fârisî mısra’ tercemesi:

KERİMLERLE YAPILAN İŞLERDE GÜÇLÜK YOKTUR!

 

***ALLAHU TELALA  RESULLER VASITASIYLA RUHUNU KENDİSİNE ÇAĞIRMIŞDIR:Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, çok acıdığı için, RESULLER gönderip, bu büyükler vâsıtası ile rûhu kendine çağırdı ve maşûku, sevgilisi olan nefse uymamasını, nefsi dinlememesini ona emr etdi. Rûh bu emri dinleyip, nefse uymaz, ondan yüz çevirir ise, felâketden kurtulur. Yok eğer, başını kaldırmaz, nefsle berâber kalmak, bu dünyâdan ayrılmamak isterse, yolunu şaşırır, seâdetden uzaklaşır

Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak) :Bir kimsenin rûhu, eğer bu esîrlikden, bu bağlılıkdan kurtulmaz, kendi derecesine yükselmez, kendi vatanına kavuşmaz ise, ona yazıklar, binlerle yazıklar olsun!(mektubatı rabbani 64 mktup)

 

***İMAM-I RABBANİ(CİLT1MEKTUP:91):'itikadı düzeltmek ve amelleri yerine getirmek 2kanattırki,uçmak,sadece bu 2 kanadı takmakla mümkündür.şeriatında tarikatında gerçek yolu;nefsin teskiyesi ve kalbin tasfiyesidir.nefs temizlenmez ve kalp ayıklanmazsa büyük kurtuluşun bağlı olduğu büyük veGERÇEKİMANmüyesser olmaz.......................................................

 

***ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ!...

CİLT1.MEKTUP152:İMAM-I RABBANİ HZ.

Zahirde cisme elem veren her musibet batında ruha lezzet vericidir.zira cism ve ruh karşlıklı larak birbirinin aksi vaziyetindedir .birinin acısı öbürünü tatlısıdır .ruhu sukut edip csim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ,ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal'emri ile hayvandan daha aşağı metebede kalacaktır!

ruhu asli makamına yükselmesi ,'ölmeden evvel elde edilen ölümle mümkündürki(ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEK),tasavvuf ehli bu hali''fena'' tabiriyle ifade ederler .hayattayken ruhunu bu mertebeye yükseltenlere ne devlet!

 

***Fakat ruhumuz beden karanlıklarından sıyrılarak geldiği yere ruh alemine kendi asıl vatanına gidince, o zaman şüphelerden ve zanlardan kurtulur. Hayatın ne olduğu belli olur.
MEVLANA HZ(cIII,1242)584

 

***HAZ. MEVLANA

***O'nun ruhu benim ruhum, benim ruhum da O'nun ruhu; bir bedende iki ruhun yaşadığını kim görmüştür? -15 DİVANI KEBİR (c. V. 21271)977

***1072• Göklere çıkmak için kullarının önüne koyduğun gizli merdivenden cimriler, kötü kişiler faydalanamaz.
• Ancak emin kişilere, iyi kişilere merdivenini gösterirsin ki, ruhlar kervan oradan çıkarak Sen'in göklerine doğru yükselsinler.
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. V, 2257)

***Zahire bakan, görünüşe kapılan; "Hz. Adem'e melekler secde ettiler" der Ama Hz. Adem'in hakîkatini gören; "Abdal!" der, "Nasıl olur da Adem bedenden ibaret olur, buna imkan var mı? Melekler Hz. Adem'e değil Hz Adem'de bulunana (O’na ÜFLENEN RUH’A) secde ettiler."
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. III, 1430)708

***Bütün kainatın ve varlıkların yaratıcısından, o celal ve cemal sahibinden ruha çok tatlı bir hitapla; "Gel!" denilince ruh, nasıl olup da kanatlanıp uçmaz?
Ey ruh kuşu! Günahlarından temizlendin, nefsinin kafesinden kurtuldun, mana kanatların açıldı. Haydi geldiğin yere, kendi vatanına doğru uç, uç!
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. III, 1353)657

MEVLANA ÖLEN RUH DEĞİL BEDENDİR
Bu beyit, ölüme mahkum edilen Sokrates'in baldıran zehiri içerek neşe içinde can verişini hatırlattı. Sokrates'in talebesi olan Eflatun'un anlattığına göre; Sokrates baldıran zehirini hiç bir teessür göstermeden içerken talebeleri ağlamaya başlamışlar. Sokrates onlara; "Ben size ruhun ölmeyeceğini söylememiş miydim? Neden ağlıyorsunuz, ben ölmeyeceğim, bedenim ölecek." demişti
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. IV,1639)731

 

 

RUH GİBİ KAÇ KURTUL:

• Kendine gel de, su kaptan, gülsuyu çıkaran ustanın testisinden bir yolunu bulup ter gibi sız, o hapsedilmis kaptan,bir rüh gibi kaç, kurtul. (hz.mevlana.divan-ı kebir.c.I, 13)

BAŞKA VARLIKDA OMAYAN  emanet olan RUH:

• Dünya, cihanın gizli hükümlerini ihtiva eden bir kitap gibidir. Senin canın da o kitabın bas yazısı. Düsün de bu meseleyi iyi anla!

"Kainatta çesitli varlıklar yasıyor; karalarda, denizlerde yasayan sayılamayacak kadar çok olan bu varlıkların adlannı, cinslerini ihtiva eden bir kitap yazılsa; yani: Kitab-ı Kainat kaleme alınsa, bu kainat kitabının fihristinde ilk numaraya insanın adı yazılacaktır. Sonra diger hayvanlar, balıklar, kuslar, böcekler gelecektir. Neden o kitabın basyazısı insan ile baslayacaktır; insan, bütün yaratılmıs mahlükların en basında yer alacaktır? Çiinkü insan bütiın mahlükların en sereflisidir, sonra insan da ilahî emanet vardır. insana"Rühumdanonaüfürdüm!" sırrına mazhar olmus, üstün ve bir mahluktur." (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 40)

Yeryüzünde yasadıgım için çarhım, yeryüzü kokuyor, yeryüzü rengindeyim ama ben topraktan yaratılmıs olsam da,bende ilahî em'anet bulundugu için benim çarhım, gökyüzünün çarhından daha temiz, daha hos.... (hz.mevlana.divan-ı kebir c. I, 59)

• Sekil, süret noksanlasırsa mana azalmaz. Çamurdan yarattıgı insana arslan gibi kuvvet vermemis, kaplanaverdigi kürkü giydirmemis ama, yarattıgı canlıların hiç birisine vermedigini insana vermistir. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I)

•Bu dünyada garip olan rüh, mekansızlık aleminin (ALLAH-U TELA’NIN ZATI)özlemini çeker. Hayvan nefis ise bilmem ki, ne diye su dünya otlagında otlar durur? Geldigi yeri unuturda dünya nimetleri için çırpınır durur. (hz.mevlana.divan-ı kebir c. I, 26)

"Ey bülbül askı pervaneden ögren! Yandı, can verdi de sesi çıkmadı. Benlik pesınde bu sahte asıklar, Allah'ı istemekten habersizdirler. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 288)

• Biz bu dünyada yasamaya basladıgımızdan beri(hz.ademden beri) yine can sehrinden gizli açık elçiler gelmede; "Gel, yakınlarına
dön, yakınlarına ulas!"(Allaha ulaşmayı dile) diye bizi çagırmakta.
• "Bu fanî dünyada yeni dostlar edindiniz, bizi bıraktmız, bizi unuttunuz. Bu dünya nimetleri ile oyalanıyorsunuz.
Belki de durumunuzdan memnunsunuz Ama, biz sizsiz edemiyoruz. Halimiz hos degil." diye resüller can sehrinden böyle
haberler getirmedeler. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 200)

 

 

***ÖLMEDEN EVVELE ÖLMEK:

• Haydi biz de; "Ölmeden evvel ölelim!" emrine uyarak Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi su mel'un nefisle savasa

giriselim! (hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 941)

• Çünkü o can, Hakk'tan baska hiç bir sey istemedi. Su öbür can, hayvanî can ise asagılara, asagılıklara gitmededir(hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 830)

MADEMKİ MUHAMMET(S.A.V)İN ÜMMETİSİNİZ ALLAHA ULAŞMAYI DİLEYİNDE RUHUNUZ ALLAHA YÜKSELİP MİRAC ETSİN:

• Mademki siz de Hz. Muhammed(s.a.v.)'in manevî evlatlarındansınız, müminsiniz, mirac ediniz, göklere yükseliniz

de, ayın yanagını öpünüz! (hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 638)

ALLAHA ULAŞMAYI DİLEKİ İMAN SAHİBİ OLASIN:

O’nu arayan O’nu isteyen her diken iman gül bahçesi oldu(hz.mevlana.divan-ı kebir c.s.610)

 HAZ.ABDULKADİR GEYLANİ.

Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak)

Peygamber S.A efendimiz buyuruyor:

- “ Hayat ancak ahiret hayatıdır.”

Yine buyuruyor:

“Mümin Allah’ına kavuşmadıkça rahata eremez.” futuhul gayb.doc

************************************************

Gerek olan, nuru nura kavuşturmaktır. Yani, ruhu o nura erdirmektir. Allah-ü Teala bu manada şöyle buyurdu:

- «iyiler iyileredir.» (Nur. 26) Kaynak: Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hz. Sırrül Esrar

Allaha ulaşmayı dileyen kişiyi Alahu telala mutlaka kendine ulaştırır:

• Yolculuk davulu çalınıyor.( ALAHIN ZATINA YOLCULUĞA DAVET) Haydi, Hakk'ın inayetine, lütfuna güvenerek,O nun bizi koruyacagına emin olarak yola

çıkalım.

• Sehirde de, çölde de, o ay yüzlünün, o güzelin yol arkadasıyız. Canlar, o ay yüzlü sevgiliye kul olsun, köle olsun.0

can padisahının ruhları çekip götürdügü yolun sonunda, son konagında neler var neler? Sehir de orada, ev bark da

orada. Cenab-ı Hakk'ın "Gel!",, ruhları çagırdıgı yer de orada, dünyada sürgün edildigimiz yer de orada

.• Biz ona yöneldikten, orası bize kıble olduktan sonra yol kısalır, çöl kaybolur her tarafımız yesilliklerle, selvilerle,baglarla, bahçelerle dolar.

• Yolumuzu kesmek isteyen dag bile saygı ile egilir, yerlere serilir, bize yol verir. "Ey hakîkat madenine, ask

diyarına dogru yol alanlar, merhaba! Hos geldiniz!" der.

• Yolumuzun kılavuzu, öncüsü o olunca, yol üstündeki taslar, ayaklanmız incinmesin diye ipek gibi yumusak bir

hale gelir. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 200)

 

***ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI HAZ.

MARİFETNAME.KISIM:14.RUHUN ALÇALIŞ VE YÜKSLİŞLERİ(SAYFA607.)

    Eğer o kimseye Allah'ın yardımı ulaşır da(yani rahman esmasıyla tecelli ederde),insani ruhu mahkum olduğu hayvani ruha galip gelir,(yaninefsinin %100 de 100olankaranlıkkalbi%51 nurladolarsa)öfke ve şehevi arzularını kontrol altına alırsa ,artık o kimse nefsi ölü kalbi diri bir insan  durumuna gelir  ki artık o ruhani yani kamil bir insandır .Bulunduğu yerden yukarılara çıkmış olup  bu çıkışı onun durumuna göre ,bir yıl,bir ay,bir gün ya da bir saat de gerçekleşmişdir.Cenab-ı Hak kuran-ı keriminde :

   'ONA RUHUMDAN ÜFLEDİM' buyuruyor.Artık o kimse kendi asli ruhisine(Allah'ınzatına) kavuşmuş yani muradına ermişdir. EMANET RUH İBRAHİM HAKKI HZ
Fülk-i mülk olamaz ol emâneti hâmil 
Kü yüklenir onu insan hakikati kâmil 
Ol kim sığışmadı arz u semâsına hergîz 
Müdam olur dil-i kâmilde ruh ona vâsıl

***Necmeddin Kübra K.S:Tasavvufda on temel esas.
Mübarege sormuslar Eren ne demektir? Cevap: Ermis zat VUSLATI gerceklestirmis Kamil insane.
Yine sormuslar Hicret nedir? Cevap: Kisinin beden memleketinden ayrilip Ruhlarin vatanina göcmesidir.
-Her ferd döne döne HAKKA ULASIR, ONA KAVUSUR (ve ileyhi türcaun.Yasin 56)
- Salikde istidat ve ehil mürsit olursa kisa sürede ALLAH'A VASIL olur

 

**Ey nefsim! Mâdem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: "Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem (Said-i Nurs-i Hz.sözler 26.söz)

 

***Risale-i nur //Said Nursi Hz//(Barla Lahikası, Mektubat'ın Üçüncü Kısmı)
halık yaratıcı demek olduğundan ruhu Allaha ulaşmak istiyormuş
Bir an evvel Hâlıkına ulaşmak isteyen ruhumda, azîm bir galeyan hissediyordum.

 

***Said-i Nursi Hz
Yirmiüçüncü Söz sözler 23. söz
iye-i İlahiyenin cilvelerini güzelce ilân eden bir kaside-i manzume-i hikmet ve bir şecere-i bâkiyenin cihazatını câmi' çekirdek-misâl bir mu'cize-i kudret-i bâhire ve emanet-i kübrâyı uhdesine almakla yer, gök, dağa tefevvuk eden ve melâikeye karşı rüchaniyyet kazanan bir sahib-i mertebe-i hilâfet-i arziyeyi; en zelil bir hayvân-ı fâni-i zâilden daha zelil, daha zaîf, daha âciz, daha fakir bir

derekeye atar. Ve mânâsız, karmakarışık, çabuk bozulur bir âdi levha derekesine indirir.

 ( Kudret mucizesi,yerlerin göklerin halifesi olan insan o EMANETİ-RUHU-yüklenmekle meleklerden daha üstün olmuş ancak o emaneti iade edebilirse ona hiyanet ederse de “en zelil hayvandan daha zelil,daha aciz,daha fakir bir dereceye atar.Ve manasız karmakarışık cabuk bozuk bir adi levha derecesine indirir.)
RÜCHANİYET Üstün oluş, rüçhanlık, daha mühim olma hali

ıÜüsh: » (S: 255)

ıÜüSemâvat ve Arz ve dağlara karşı emanet-i kübrâyı haml dâvasında bir rüchâniyet vermiş ve heyet-i mecmuasıyla arzın bir halife-i mânevîsi olduğunu Kur'an ifham ettiği misillü; «Melâikelerin Âdem'e secdesiyle beraber, Şeytan'ın secde etmemesi olan'» hâdise-i cüz'iye-i gaybiye, pek geniş bir düstur-u külliye-i meşhudenin ucu olduğu gibi, pek büyük bir hakikatı ihsas ediyor

 

*** RUH’UN ALLA’A ULAŞMASI Said-i nurs-i hz.(sızıntı dergisi.318.sayı/2005)

   RUH,Hak’ka ulaşma yolunda yolunda bir ATLET,gönül (kalb) onun en hayati dinamosudur.Ruh bir seyyah,gönül onu hedefe ulaştıran bir rehber hatta canın cananla keyfiyetler ve kemiyetler üstü müşterek bir halvethanesidir.Bu itibarla da eger insan,sonsuza yönelecekse (o’na ulaşmayı dileyecekse) önce gönül kapısına yönelmeli (kalben dilemeli) oturup kalkıp sürekli GÖNÜL HİKAYELERİ SÖYLEMELİ,GÖNÜL İNSANLARIYLA İÇLİ DIŞLI OLMALI VE RUHUNA GÖNLÜNÜN KANATLARINDAN TÜYLER TAKMALIDIRKİ fiziki dünyanın cekim ve sürtünme engellerine yakılıp yollardan kalmasın sonsuzluk yolunda gönül,insanın kolu kanadı ve enerjisini ötelerden alan bir DİNAMOSUDUR.Gönlün gücünü yanına alan ve onun rehberliğinde gök yolculuğuna acılankimseler,KAT’İYYEN BİR BAŞKA vasıtaya ihtiyac hissetmezler.Ve seyahatlerini ruhanilerle atbaşı götürürler.Yorulmadan ARŞ SEMTİNE KOŞAN işte bu ruh lar büyük ölcüde TEN (beden) kaygılarından sıyrılmış GÖNÜL ŞEHSUVARLARIDIR.

 

***MEVLANA HZ. 262

Ab-ı hayat, bizdeki ilahî emanet, su ve topraktan yaratılmıs olan balçık ten içinde gizlenmistir.

Bu yüzden görünmemektedir. Nefis de gönlün kapısına mühür vurmus, sevgiyi hapsetmistir. Sen, o mührü kopar ve sevgiyi kurtar. Kimden korkuyorsun, utanıyorsun? Sen, gönlünü kurtar, onun görünmeyen yoluna düs, gerçek sevgiliyi bul!

Ululuk zehirdir. Ancak, ta ezelden panzehire sahip olan ruh müstesna.

 

Mesnevi I-2000-2001 90

Sıfatların sekline, rengine baglanmıs olan o ruh, Hz. Mustafa'nın nüruyla zat-ı ilahîye yükseldi...

0 rüh Hakk'ın zatına dogru yükselirken, sevincinden, Hz. Mustafa'nın rühunun sad olması için

salavat getirmeye basladı.(DİVAN-I KEBİR 4 CİLT)

38

Bazen temizligimizi melekler kıskanırlar, bazen korkusuzlugumuzu, yap-tıgımız kötü isleri

görür de, Seytan bile bizden kaçar. Su topraktan olan tenimiz, Hakk'ın bize lutfettigi emaneti

tasımaktadır, çevikligimize, gücümüze, kuvvetimize ask olsun. .(DİVAN-I KEBİR 4 CİLT)

RUHA GERİ DÖN EMRİ FECR28:

(c. III, 1353)

• Bütün kainatın ve varlıkların yaratıcısından, o celal ve cemal sahibinden ruha çok tatlı bir hitapla; "Gel!" denilince

ruh, nasıl olup da kanatlanıp uçmaz?

• Duru, lekesiz denizden ayrılmıs, kurak yere düsmüs bir balıgın kulagına dalga sesleri gelirse, balık nasıl olur da

hemen sıçrayıp asıl yurdu olan denize atlamaz?

• Davuldan ve davula vurulan tokmaktan "Geri dön!" haberini duyunca, dogan, nasıl olur da avı bırakıp gerisin geri

sultana dogru uçmaz?

• Bu kadar latif, bu kadar güzel, sevimli ve can baglayıcı olan essiz varlıgı bulamayan, tanıyamayan ve sevemeyen

kimse cidden ne zavallı, ne kötü, ne sapık bir kimsedir?

• Ey ruh kusu! Günahlarından temizlendin, nefsinin kafesinden kurtuldun, mana kanatların açıldı. Haydi geldigin yere,

kendi vatanına dogru uç, uç!

RUHUN ULAŞMASINI YALANLAYANLARA HZ.MEVLANANIN CEVABI!

* Dogru yolu tutmayanlar, ask yolunda yürümeyenler diyorlar ki: "Kulun hakk'a varmasına da imkan yoktur!" Bu

görüs de yalan!

* Diyorlar ki: "Kula, gönül sırrını açmazlar, lütfedip kulu gönüllere almazlar, yukanlara çıkarmazlar." Bu düsünce de

yalan!

• "Balçıktan yaratılmıs olan insanın, gökyüzünde bulunanlarla, gök ehli ile dostluk kurmasına imkan yoktur." diyorlar.

Bu sözler de yalan!

• Diyorlar ki: "İnsanın tertemiz ruhu, su topraktan yapılmıs olan yuvadan, ask kanatlarını açıp da havalanamaz,

ötelere gidemez." Bu söz de yalan! (HZ.MEVLANA..DİVANI KEBİR.C III, 1299)

***Eşref-i rum-i hz leri

Ol kuşun Şah ile ahdi var ezelden ileru

Bir melek bilmez nedir ol ahd ü peyman gizlidir

 

Ol kuşun avı şikarı Dost vaslıdır hemin

Anınçün dost ana munis ü mihman gizlidir

 

İlla olur Dost vaslı ana derman ü tabib

Andan özge her ne kılsam yüreğimi pareler

 

***HŞİYE 1

Hem bütün insaniyet,bütün istidadıyla istedeği beka gibi bir hacetiki o HACET (dilek) ise,insanı ,esfel-i  safilinden ala-yı illiyyine çıkarıyor,elbette o HACAT en büyük bir hacettirk ve en büyük bir ABD (kul),umumun namına onu “KADİYULHACATTAN” (Hacetin sahibinden)isteyecek.(Risale-i nur.s.502.26.söz)

 

’Seba’lıların asılları kötüydü,mayaları pisti.Allah’a ulaşma sebeplerinden kaçarlardı.’’ Sayfa216-   bab 2655 ten sonra 2657

 

’Ey dilemeyen, sen de gel , sen de gel de bu vefalı sevgiliden dilek sahibi olasın!’’ mesnevi IV.Sayfa59-   bab 725

 

Ey Müslüman! Allâh"ın ezelî dileği, senin başının kesilmesi değildir, senin O"na teslim olmandır. Bu sebeple, O"na candan teslim olmayı iste, dile.

76 76 Mevlânâ, Mesnevî,, II, 333.

 

Ezeli gaye, senin teslim olmandır. Ey müslüman, teslim olmayı araman, dilemen gerek! (3/341/4177)

 

; "ALLAH 'a dön!" emrine uymak, her babayiğidin harcı değil!4 CİLT 3070

Ab-ı hayat, bizdeki ilahî emanet, su ve topraktan yaratılmıs olan balçık ten içinde gizlenmistir.

Bu yüzden görünmemektedir. Nefis de gönlün kapısına mühür vurmus,O’nu (ruh’u) hapsetmistir. Sen, o

mührü kopar ve o’nu (ruhunu) kurtar. Kimden korkuyorsun, utanıyorsun? Sen, gönlünü kurtar, onun  görünmeyen yoluna düs, gerçek sevgiliyi (Allah’ı)bul!

(I/3453, II/1715, III/186-188, IV/3072, II/754, IV/438, II/1797-1800, III/198, 199)

 

 

 

GİZLİ ŞİRK (A.Kadir Geylani hz.)

Nefsinden uzaklaş, dışarı çık, mülkünden ayrıl (RUH OLARAK). Her şeyi Cenab-ı Allah’a teslim et. Kalp kapısında kapıcı ol. Cenab-ı Hakk’ın gir dediği yere gir, çık dediği yerden çık.Kalbinden çıkan hevayı bir daha oraya sokma. Hevayı kalpten çıkarmak ona uymamakla olur. Onu kalbe sokmak da onu takip etmek ve ona uymakla olur. Öyleyse Cenab-ı Allah’ın iradesinden başka iradeyi kalbine getirme. Diğer her şey kuru bir temenniden ibarettir. Orası ahmaklar vadisidir. Ölümün, helâkın, Allah’ın gözünden düşmen , perde arkasında kalman hepsi oradadır. Allah’ın emrini her zaman koru, yasağından her an uzak dur. Güç ve Kuvveti yalnız O’na ver. Mahlukatından hiç birini O’na ortak etme. Senin iradeni, hevanı şehvetini, hepsini o yarattı. Artık kendi başına iradede bulunma, hevana tabi olma, Şehvetinin peşine düşme; yoksa müşrik olursun. Allah Teâla şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a kavuşmak isterse Salih amel yapsın; Rabbine ibadette kimseyi O’na ortak etmesin.” (Kehf suresi, 18/110)Şirk sadece putlara tapmak değildir. O aynı zamanda hevaya uyman, dünya ve ahiretten Allah’ın yanına bir şeyi koymandır da, O’ndan başkasına meyledersen O’na şirk koşmuş olursun.

GİZLİ ŞİRK VE MÜRŞİDİN ÖNEMİ:
Genç kardeşim, önce kendi nefsinle ilgilen, ona ögut ver, sonra başkasına... Kendi nefsin pürüzleriyle meşgul olmaya bak, onu bırakıp da başkasına geçme!. Dikkat et ki ömründen islah edilmeye muhtaç birkaç günün kalmıştır evet sadece birkaç gün... Kendini bilemiyor, iç alemini anlıyamıyor isen başkasını kurtaramıyacağını bilmelisin... Bu halinle kendini bırakrp başkasına nasıl rehberlik yapabilirsin? çünkü insanlara ancak kalb gözü (basiret) açık olanlar [hakki hak olarak bilip ona uyan bahtiyarlar) rehberlik edip yol gösterebilir; ve onları gunah ve gaflet denizinden ancak iyi yüzmesini becerenler kurtarabilir. Diğer bir tabirle, insanları Allah'a ancak Allah'ı bilen kimseler çevirebilir. Allah'ı bilmeyen bedbahtlar bu ulvi işe nasıl delalet edebilir?. Kaynak: Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hz. Sırrül Esrar

 

Dünyasevgisi, herhatanın başıdır.” Çıkarını sağlama ve zararlarıdefetme evinden çıkmadıkça, senin konuşmayahakkın yok.Hızla esasa gel, temele koş. Temeli sağlamladığınan, binayı yapmaya koyul. Temelin harcı fıkıhdır(İslam hukudur.) Fıkıh dedimse bundan maksadım ilmihal ve fıkıh kitaplarında yazılan,bedenle ve zahirle ilgili fıkıh değildir.Bilafıkıh değildir. Bilakis, kalpfıkhıdır. Kalp fıkhı, seni Allah’a yaklaştırır. Zahirle ve bedenle ilgili fıkıh ise, halka yakınlaştırır,hükümdarlara ve devlet ileri gelenlerine yaklaştırır.Bir kimse Allah’a yaklaşınca, Allah onu sever ve seçer. Kalb gözü açılır.Nimet,in’am ve ihsan kapıları ona açık olur.Dünya bir yaratıktır; biz de yaratıldık.

îkimiz de bir yaratıcıya, sahibe muhtacız. Muhtaç, muhtaçtan nasıl bir talepte

bulunulur?Bu durumda “YARATIMIŞA GEREKİRKİ,YARATANINI ARAYA”(İmamı rabbani.41.Makale)

*Hakikat-i Muhammedi abdulkadir geylani GAYE Allaha ermeye davetdir:Allahu Teala basiretlerini açmak için O’nu bu gafil insanlara gönderdi. Gaye, onları gaflet uykusundan uyarmak; visaline (Allah’a vasıl olmaya Allah’a ulaşmaya), ezelî cemaline ermeye, yani Allah’ın Zat’ına davet idi.

 

 

  Allah hepinizden razı olsun       FERHAT BAŞTUĞ “www.ferhatbastug.com”

 

 

 

 

 

 

Yorumlar 

 
0 #3 Stan 15-05-2017 22:34
These are genuinely impressive ideas in on the topic of blogging.

You have touched some good factors here. Any way keep
up wrinting.
Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
0 #2 luigi4235 03-03-2015 10:37
Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
0 #1 luigi4235 19-02-2015 16:48
ლ(ಠ益ಠ)ლ
+++thatsafunnypic.com+++
Alıntı | Yöneticiye raporla
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile