Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

TEVEKKÜL’ÜN SIRRI
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

lale1TEVEKKÜL’ÜN SIRRI
Saadetin yaşanmasındaki en büyük faktör, îmândır. Allah’ın size ne kadar yardım edeceğine îmân edebilirseniz, o seviyede yardım alırsınız.
Şeytanın bütün gayreti, sizi Allahû Tealâ'dan alabileceğiniz yardımın üst seviye bir îmâna ulaşarak sizin tarafınızdan temin edilmesine engel olmaktır. Bütün gayretiyle îmânınızı sarsmaya çalışır. Kanunu biliyor. Ne kadar îmân ederseniz, Allah'tan onun karşılığını alırsınız. Yani Allahû Tealâ'nin size hangi seviyede yardım edeceğinize îmân ederseniz, inanırsanız, Allah'tan da o kadar yardım alırsınız. Bunu aşmaksa, iblisin telkinleri sebebiyle kolay bir şey değildir.
Burada dikkatle bakın! Allahû Tealâ'nın tevekkül dediği şey, sizin Allah’ın yardımına dayalı olan düşünce sisteminizdir. Allah’ın yardımının size hangi seviyede geleceğine îmân ediyorsanız, Allah'tan o seviyede bir yardım alırsınız, daha fazla değil. İşte neye inanırsanız, o kadarı size gelir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in nasıl bir îmânın sahibi olduğunu biliyor musunuz sevgili kardeşlerim? O'na: "Şu Ay'ı ikiye ayırırsan, o zaman sana biz tâbî oluruz." diyenlere, Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: "Ben Ay'ı ikiye ayıramam. Ama Benim Rabbim ayırabilir. Benim görevim O'na ulaşıp, bunu talep etmektir. Ama ya Benim Sahibim Ay'ı ikiye ayırırsa, o zaman gerçekten Bana tâbî olacak mısınız, bu kesin bir işaret olduğuna göre?"Dediler ki: "Evet, tâbî olacağız." Ve Peygamber Efendimiz (S.A.V), o îmânın sahibi idi ki: "Allah Ay'ı ikiye ayıracaktır."Resûl'ünün bu îmâna sahip olduğunu görüyor Allahû Tealâ. İşte o îmân müessesesi ve onun üzerine Allahû Tealâ Ay'ı ikiye ayırıyor. Sonra mı? Sonra o insanların hiçbirisi tâbî olmuyor: "Bu bir sihirdir!" diyorlar, çıkıyorlar işin içinden.
   Siz şimdi düşünebilir misiniz? Bulunduğunuz yerden Allahû Tealâ sizi yerçekimine rağmen yukarıya doğru fizik vücudunuzu kaldırabilir mi? Kaldırmaz diye düşünürsünüz. Böyle bir şey yerçekimi kanununa aykırı. Ama inanabilseniz ki, Allahû Tealâ sizi dilerse, siz O'na inanabilirseniz, sizi bulunduğunuz yerde fizik olarak tavana kadar kaldırır. Tavana kadar mı? Hayır! Kendisine kadar!
   Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in îmânı öyle bir îmândı ki:"Ben fizik vücudumla Allahû Tealâ'nın Zatı'na ulaşabilirim. Rabbim bunu isterse mutlaka Beni ulaştırır. Ben bu inancın sahibi olmalıyım." diyen Peygamber Efendimiz (S.A.V) o inancın sahibiydi. Ruh olarak değil, fizik vücut olarak Allahû Tealâ'nın huzuruna Allah’ın Kendisini çıkaracağından emindi! O inancı, Allah’ın O'nu oraya çıkarması için yeterli sebepti. Ve Allah’ın huzuruna çıkıp da oradan geri dönen tek peygamberdir. Hazreti İsa da Allah’ın huzuruna çıkmıştır; ama orada kalmıştır. Hazreti Üzeyir de Allah’ın huzuruna çıkmışıir, fizik vücuduyla da gitse; ama orada kalmıştır. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V) çıkmış ve geri inmıştir.
Sevginizin dayalı olduğu şeyin adı îmândır. Öyle bir îmâna sahip olmalısınız ki; Allah’ın sizin için, inandığınız her şeyi gerçekleştireceğinden emin olmalısınız. Ve Allahû Tealâ'dan îmânınızı genişletmesi için, her zaman yardım istemelisiniz. İşte o, Allah’ın sizin için yapacağına îmân duyduğunuz herşey, sizin Allah'a karşı tevekkülünüzdür. Onu, O'nun gerçekleştireceğine dair duyduğunuz güveni ifade eder.
   Allah sizleri çok seviyor. O kadar çok seviyor ki; her güzel şeyi sizin için vücuda getirmeye hazır. Yeter ki siz, onun Allahû Tealâ tarafından, sizin için gerçekleştirileceğine îmân edin. Kim o ruhlarını Allah'a ulaştıranlar? Ruhlarını Allah'a ulaştıracaklarından emin olanlar. Allahû Tealâ huşû sahiplerinin tarifıni veriyor:
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).O (huşû sahiplerı) ki; onlar, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını ve (sonunda ölümle) mutlaka O'na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanırlar.)
Öylesine muhteşem bir şey ki Allah’ın dostu olmak şerefi. Allahû Tealâ'nın hepinizi, o istikamette Allah'a duyduğunuz büyük sevgiyle, o büyük sevginin oluşturduğu o büyük güvenle, büyük îmânla Allah’ın en yakın dostları yapması dualarıyla, niyazlarıyla sözlerimizi inşaallah burada tamamlıyoruz.
E.H.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile