Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

ALLAH ‘A ULAŞAMAYI DİLEMEK EVLİYADAN VE HADİSLERDEN
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

lale3Allah’ım 'SANA MÜLAKİ OLMAYA İMAN EDEN, KADERİNE RAZI OLAN, VERDİĞİNE KANAAT EDEN NEFSİ MUMAİNNE İSTERİM' Hadisi kutsi-nasihul ibad

 Peygamber (S.A.V) Efendimiz teheccüd namazındaki duasında 'Yarabbi sana Mülaki Olmak HAKTIR' buyuruyor. Sahihi –Buhari 4.Cilt 575. hadiste:

 

---S.BUHARİ 1.CİLD, 58.SAHIFE, 47.HADIS (CIBRIL HADIS): Iki Cihan Günesi Hazreti Muhammed s.a.v. bir gün ashabiyla otururken Cebrail a.s. insan sifatiyla gelir ve Peygamber Efendimize s.a.v. yaklasir ve söyle sorar:

"Kale imane ya Rasulallah......iman nedir ya Resulallah?"

Peygamber Efendimiz s.a.v. cevap verir:

"Kalel imanü en tu'mine billahi ve melaiketihi ve likaihi ve Resulihi:

Allah'a, meleklerine ve Allah'a ulasmaya ve Resullerine inanmak

ve tu'mine bil ba'si:

ve öldükten sonra dirilecegimize inanmak"

 

---S.MÜSLİM 1.CİLD, SAHİFE-63: "İMAN; Allaha, meleklerine, kitabına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman, öldükten sonra dirilmeye inanman ve kaderin hepsine iman etmendir."

 

---S.MÜSLİM 1.CİLD, SAHİFE-60-61: "İMAN; meleklerine, kitabına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman ve keza sonra dirilmeye iman etmendir."

 

: ---"Men habbebe likaallahi habbevallahi likai. Men kerihe likaâllahi kerihallahi likâi."

"Kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah’a kavuşmayı hoş görmezse, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."

(buhari.12/2043)

 

Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım sizin de birbirinize zulmetmenizi haram kıldım hepiniz dalalettesiniz hidayete erdirdiklerim müstesna siz de o halde siz de hidayeti dileyinki sizi de hidayete erdireyim.MÜSLİM,RİYAZÜSSALİHİN-137,MÜSNEDİ AHMET

Allah tan başka ilah olmadığına ve benim de onun resulü olduğuma şehadet ediniz.Bu iki cümleyi canı gönülden inanarak Allah’a mülaki olmayı dileyen bir kulun cennetten mahrum olması düşünülemez.RİYAZUSSALİHİN-389,MÜSNEDİ AHMET

Peygamber efendmiz namaz kılmak için ayağa kalkıyor ve “melik bin duğsüm nerede”diye sordu.Oradakilerden birisi “o Allah ve resulünü sevmeyen bir münafıktır”dedi.(sav) öyle deme dedi. ALLAH’IN ZATINI (ona ulaşmayı) dileyerek LA İLAHE İLLALLAH diyen kimseyi Allah cehennem ateşine haram kılmıştır. BUHARİ,MÜSLİM,RİYAZUSSALİHİN-1170

---"İBADET, DUA EDEN MÜ'MİNİN RUHUNUN YÜKSELEREK ALLAH'A ULAŞMASIDIR." (TIRMIZİ,DA'VAT,112 )

 

---"Mutu en kalbe temutu"

"Ey insanlar! ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardimlarda bulunsun."  (Acluni keşfü'l hafa c2. shf:291

(2669)

 

***Müridlerinkitabi:AbdulKadirGeylaniH.Z.
s.1047-Yüce Allaha karsi masiyet islemekten kendisini alir.Yüce Allahin kazasina razi olur. Herhalükarda Yüce Allahin emirlerini tercih eder. Allahin görmesinden utanir. Bütün gayretini, Allah sevgisine harcar. Hic durmadan, kendisini YÜCE ALLAH'A ULASTIRAN sebeblerin kucagina atar.
Rab’lerine vasıl oldukları(ULAŞTIKLARI) zaman edep, ilim ve hikmet öğrenirler. Çeşitli bilgilere vakıf olurlar. Yerde ve gökte Mevlâ’dan gayri bir şey olmadığını o dem öğrenirler. Veren, vermeyen, hareket ettiren ve sakin bırakan, O'ndan başkası değildir.

 

**• Ey sıfatları açıkta olan, görünen, zatı can gibi gizli olan Allah'ım! Senin zatına yemin ederim ki, benim bütün dileğim, arzum, bütün isteğim, ancak sensin, ben seni seviyorum, seni istiyorum, başkasını değil!
MEVLANA HZ divanı kebir (c.I, 220)

***...Şu halde Tanrıya dayanan, ona ulaşmak için çalışıp
çabalamayan kişi, insan değildir...( Fihimafih(9.bölüm)

http://dosyalar.semazen.net/fihimafih.pdf//Mevlana hz.)
(İNŞİKAK/6:Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru (yola çıkarak) cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O'na mülâki olursun (ruhunu Allah'a ilka edersin, ulaştırırsın).)

 

***Tanrı’yı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön. 
Bu yokluk, gelir yeridir; ondan kaçınma. Bu varlık da çok olsun az olsun, gider yeridir!
MEVLANA MESNEVİ/685

***Haklarında “Huzurumuzdadır” denenler yok olamazlar, iyi dikkat et de ruhların bekasını iyice anlayasın!
Bakadan mahcup olan ruh azaptadır, Tanrı’ya vasıl olan ruhsa beka aleminde hicaplardan kurtulmuş bir haldedir.
İşte bu hayvani duygu kandilinden ne murat edilmişse, bu kandilin hakikati neyse sana söyledim... kendine gel de sakın bu hayvani duyguyla ruh arasında bir birlik tasavvur etme!
Çabuk, ruhunu, yolcuların kutlu ruhlarına ulaştır!
Yüz tane kandilin olsa ister sönsünler, ister yansınlar, değil mi ki hepsi ayrı ayrıdır... bir olamazlar! (Mevlana hz.Mesnevi/445)

Yeter oldun bu fani evde sakin
Yuru Dost illerin seyran edegor
Civar-› Hakk’dad›r hayr-› mesakin
Yuru Dost illerin seyran edegor
Efendi canibinden olsa da’vet
Gerekdir kullara husn-i icabet
Hudayi kuluna ede inayet
Yuru Hakk illerin seyran edegor.

 

Özün bîlmekde olagör mücâhid
Olasın sen de Gaybî Hak’ka vâsıl

Tâlib isen can u dilden aşk ile eyle sefer
Ref ola benlik hicabı alasın Hakdan haber

Sunullah Gaybî Hz.

http://seyyahin.blogcu.com/sunullah-gaybi-divani-34-67-sayfalar/826388

 



***Akıl, aşk ve ma'rifet insanı Hakk'ın, hakîkatin damına çıkaran birer merdi-vendir. Fakat hakîkat aleminde Hakk'a ulaşmak için bambaşka bir merdiven vardır.
MEVLANA HZ

***Sema'ın ne olduğunu biliyor musun? Allah'ın; "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna ruhların; "Evet; Rabbimizsin!" deyişlerinin sesini duymak, kendinden geçmek, Rabbi'ne kavuşmaktır! MEVLANA HZ

***Şu halde o kimse ki, hal ile bu makama yetmiştir. O, cisimlerin ve ruhların yollarını tamamıyle kat edip gitmiştir. Karanlık ve nur perdelerini toptan kaldırmıştır. Kendi nefsini anlayıp bilmiştir. Mevlasını tanımış ve bilmiştir. Başlangıç ve sonunu bilip, kanden gelip gittiğini anlayıp, ârif ve Hak'ka ulaşıcı olmuştur. ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI HZ

***Miskin yunus bu canı ŞOL Dosta ulaşalda Dem be dem artırır aşkı Ulu yerden tımarım var
YUNUS EMRE

***İşte safiye makamına ulaşanlar. Allah'tan gelen ruhu Allah'a ulaşıyor. Cemü'l-cem oluyor. Allah'ın varlığına ulaşıyor. ABDULRAHİM REYHAN ERZİNCANİ HZ


***Hakka kavuşmayı dileyenler gece ve gündüz
Dinmeyip canı ile söyler Hu zikrini
Hakk'dan ilham yetişip gelir bilsen bunu
Ahiretin azığını alasım gelir
AHMED YESEVİ HZ

***Cafer B. Sadik Hazretleri söyle söylüyor:
“Kim de nefs ile Allah icin mücahede ederse Allah’a ULAŞIR.” 
Feridüddin Attar Tezkiretü’l evliya sayfa 58

***İmam Şa’ranî HZ
Cenab-ı Hakk’ı taleb eden her şeyi kendi mürşidi bilir. Bütün eşyadan dersini almaya çalışır. Uyanık olur. Eğer sadık olursa Allah’a Ulaşır.

***Ruhun ilahi aşkı seçmesi, can kuşunun kafesten uçmasıdır tasavvuf.
UŞAKKİ SİLSİLESİ TARİKATI.

 

ALLAH'IN ZATINI DİLEMEK VE ULAŞMAK
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN
Hak yolunu sana göstermek ve seni yalnız, Hakk'ın vechini di­leyenlerin safına katmak istiyorum. Sizler heves peşindesiniz. Ciddî meseleleri ele aldığınız yok.
Allah'ım beni ve onları zatına ulaştır. Sana dönmeyi nasip eyle. Onların nifak ve şirk bağından bizi kurtar. 
Diğer âyet-i kerimede ise şöyle anlatıldı:
“Yalnız O'nun vechini dilerler.” (el-Kehf, 18/28)
Bahtiyar olana kudret eli gelir; Hak’tan gayri bilinen bütün varlıktan onu kurtarır.
O el, bir gün sana da gelir; kolundan tutar, velayet makamına yerleştirir. Yolculuğun biter, sülûkün sona erer. Bulacağını bulursun. Dünya sana koşar. Âhiret de onun peşinden... Her ikisi de sana hizmetçi olur. Hiç bir darlık bil­meden makamında kalırsın.
Sâlih kullar, o kapıdan içeri girince hiçbir gözün görmediği, ku­lağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlamasına imkân olmayan kutsî varlıklar görür, şöyle duaya başlarlar: “Allah'a hamd olsun; Zât’ından ayrı kalma üzüntüsünü biz­den aldı. Aramızdaki perdenin verdiği kederi kaldırdı. Bizi Zât’ı için seçti, yakınlığına erdirdi. Bilhassa Zât’ından gayri şeylerle meşgul ol­ma derdini bizden aldı. Bizi bütün fâni varlıklardan beri edip Zât’ı ile olmayı nasip ettiği için Allah'a hamd olsun; Rabb’imız hem Gafûr, hem de Şekûr'dur. Yaratan'ımız, hatalarımızı bize göstermeden silerve yaptığımız az kulluğa karşı bol iyilik eder.”
Sizden kim olursa olsun, ortalığı gece karanlığı kapladığı zaman, halkın sesi çekildiği ve uyudukları anda kalksın. Abdest alsın ve iki rekât namaz kılsın. Ve desin: “Allah'ım, kullarından sâlih olan, Zât’ına yakınlık bulan birini bana göster. O, beni Sana iletsin ve Zât’ına varan yolu göstersin.

 

ALLAHA TALİP OLMAK
Bunun gibi o temiz kalp kimde olursa Hakk'a dair hatıra onu sarar. Hakk’ın fikri, zikri sende olursa kalbin Hak yakınlığı ile dolar ve şeytanî arzu, heves kaçar gider. Dünyalık şeyler de sende kalmaz.Her şeyin kendine göre hatıraları, düşünceleri var. Dünyanınki ayrıdır. Âhiretin de kendine has düşündürücü şeyleri var. Malın, mülkün, nefsin ve kalbin de hatıraları var. Hak Teâlâ'nın hatırası hepsinden üstündür.EY CANDAN HAKK'a TALİP olan, bütün hatıraları atıp Hak hatırası ile kalmaya muhtaçsın.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN 61.MECLİS Bu konuşma, medresede yapıldı.
Ko­nuşma tarihi: Hicrî, 20 Recep 546, Milâdî 1151

 

ALLAH'a DÖNÜŞ DÜNYADAYKEN OLUR VE PEK AZ KİŞİ BUNU YAŞAR
Allah yolcularının darlığı geçmez. Sancıları dinmez. Gözleri ay­dın olmaz. Musibetleri eksik olmaz; ta Hak Teâlâ'ya kavuşuncaya kadar. Hak Teâlâ'ya kavuşmaları iki yönden olur: Biri dünyada, öbürü âhirette. Kalp ve sır âlemi ile dünyada Hakk'a vasıl olan az­dır. Âhirette bütün varlıkları ile O'na kavuşurlar. Kavuşan rahat ve huzura erer. Ama önceleri, ağlamakla sızlamakla geçer.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN 28. MECLİS
Bu konuşma Ribât’ta yapıldı.
Konuşma tarihi: Hicrî 9 Cemâziyelâhir 545, Milâdî 1150.

 

***"Her kim ölmeden önce ölme sırrına ulaşırsa, bedeninde hapis olan Ruh kıblesini ALLAH`a çevirir ve o kişi vuslatını gerçekleştirir, ermiş Evliya olur."
                                                                                       AZİZ MAHMUT HÜDA-İ HZ

*İMAMI GAZALİHZ. İLİM PERDE OLUŞU:

İlmin engel olmasının  sebebi şudurki;Bir kimse  ehl-i sünnet vel cemaat itikadını öğrenip cedel ve munazara  ilimlerin kurallarına göre kendini tamamiyle bu kabil ilme verse ve ondan başka ilim olmadığına inansa ‘’Ehli sünnet itikadına muhalif olan bir şey anlatıldığında ,bu onları itikadına aykırıdır;onların ilim ve itikadına aykırı olanda batıldır,!’’  derse,o kimsenin hallerin hakikatini anlaması mümkün değildir.çükü avama(umuma)öğretilen şey hakikatin aynısı olmayıp belki kalıbıdır.Tam marifet ise ancak,kalıptan öze geçmekle ve hakikatin açılmasıyla mümkündür.Tıpkı badem kabuğunun açılıp içinin ortaya çıkması gibi(İMAM-I GAZALİ KİMYAY-I SAADET 15. bölüm ilmin marifete perde oluşu syf30.terceme a.fikri yavuz.çile yayın evi)

 

ABDULKADİR GEYLANİ –ilahi armağan İslami ilimler.ans.

*İnsanın yaratılış gayesi; Kendisini bilsin diye yarattı ,Zatına vasıl ola diye halketti. Bu durumda insana gerekir ki yaratılışındaki hikmeti seze ve onun derinliğindeki manayı bulmaya çalışa her iki alem için yapacağı vazifeleri bile taki ömrünü boşa harcamaya ve ölümden sonra pişmanlık duymaya

Sonsuz hasrete boğulmaya NEDAMET etmeye

 

***“O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vâsıl olmuş, O’nu görmüş ve mâsivâ denen Hakk’ın zâtından gayri şeyleri bilmiştir.” (60.Meclis
İman sahibi o kimsedir ki, bir kişiye baktığı zaman baş gözünü kullanır. İç âlemine de kalbi ile bakar ve Mevlâ'yı sır gözü ile görür.19.meclis)ABDULKADİR GEYLANİ HZ.

 

* Ey oğul! iki adım vardır ki, eğer bu iki adımı atabilirsen Hakk’a ulaştın demektir. Eğer kalbin ve ruhunla, dünyayla ahiretten birer adım, nefsinle diğer insanlardan da birer adım uzaklaşabilirsen, Hakk’a ulaşmış olursun. Sen, kalbin ve ruhun ile bu zahirleri terket. işte o zaman önce başlangıçta, sonra da sonda Hakk’a vâsıl olursun. Sen önce başla. ilk adımı at. Onu tamamlamak, Aziz ve Celil olan Allah’a düşer. Başlamak senden, bitirmek de Aziz ve Celil olan Allah’tan.

* Dünya  ve Ahiret nimetleri ancak kul ile Allah arasında bir perdedir.

ASIL OLAN ALLAHA ULAŞILMASININ AMAÇLANMASI GEREKEN BİR HAKİKATTIR.

HZ.MEVLANA :1288

*Ey bülbül askı pervaneden ögren! Yandı, can verdi de sesi çıkmadı. Benlik pesınde bu sahte asıklar, Allah'ı istemekten

habersizdirler. Çünkü ona kasusup haberi olanlardan da bir haber gelmedi."

 

*YOLA GİRİNİZ ,ŞU RUHANİ KAFİLELERLE RABBİNİZE DÖNÜNÜZ.

 

* Mağfiret nefsin kara perdesini kalp aynasından açmak ve onu temizlemekle hasıl olur. O zaman Cemali İlahinin gizli hazinesi gözükmeye başlar.ki bı kalp sırrını özünde gözükür.

***Ecel beden evini yıkmadan, biz beden evini yapana kavuştuk. Allah'a hamdolsun, biz "Ölümden evvel ölünüz!" sırrına mazhar olduk.
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. IV, 1670)758

 

Sözler | Altıncı Söz | 32

mü'min, imâniyle Hâlıkının emânetini, Onun nâmına ve izni dairesinde istimâl etmesidir (yerine getirmesi-iade etmesi-ifa etmes). Ve kâfir, hıyânet edip nefs-i emmâre hesâbına çalıştırmasıdır

GENÇLİK REHBERİ.18.BÖLÜM:HALKDAN HAKKA SEYRAN EYLERİM(SEYREDERİM ULAŞIRIM)  SEN GİBİ SAPMAM(saidi nursihz.)

 

Imam Gazalinin Dalaletten Hidayete adli kitabindan alintilar:
s.55:Namazin iftitah tekbiri yerine gecen anahtari ise kalbini Allahin zikriyle kaplamaktir. Onun nihayet ve sonucu tamamiyle kendinden gecip, ALLAH'IN AZAMETINDE FANI OLMASIDIR . Bu makam tarikatin baslangicinda meydana gelen irade ve calismasiyla sayilir. Yoksa fena makamı hakikatte tarikatın başlangıcıdır.Bu yola koyulanlar icin bundan evvel ki haller, sokak kapisi ile evin asil kapisi arasinda ki avlu mesabesindedir.

M.ZahitKotkuK.S:TasavvufiAhlak
Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup, Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye.Hak Celle ve Alaya MÜLAKI OLMAYI ISTEYEN herkese yakisan sey Ameli salihdir.

Said-i Nursi Hz.lerinden:
ONÜÇÜNCÜ REŞHA: Acaba bütün efâzıl-ı benî-Âdemi arkasına alıp, Arz üstünde durup, Arş-ı âzama müteveccihen el kaldırıp dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman ve bihakkın fahr-ı kâinat ne istiyor? Bak dinle: Saadet-i ebediye istiyor, beka istiyor, LIKA istiyor, Cennet istiyor.(19söz)
Orjinal Sayfa: 88)
veler miktarınca herbir zîhayata, belki lisan gibi herbir uzvuna, belki herbir masnûa o derece hikmetleri, maslahatları takmakla kendisinin bir Hakîm-i Mutlak olduğunu isbat edip göstersin, sonra bütün hikmetlerin en büyüğü ve bütün maslahatların en mühimmi ve bütün neticelerin en elzemi ve hikmeti hikmet, nimeti nimet, rahmeti rahmet eden ve bütün hikmetlerin, nimetlerin, rahmetlerin, maslahatların menbaı ve gayesi olan beka ve LIKAYI ve saadet-i ebediyeyi vermeyip terkederek, bütün işlerini abesiyet-i mutlaka derekesine düşürsün ve kendini o zâta benzetsin ki; öyle bir saray yapar, herbir taşında binlerce nâkışlar, herbir tarafında binler zînetler ve herbir menzilinde binler kıymetdar âlât ve levâzımat-ı beytiye bulundursun da sonra ona dam yapmasın, her şey çürüsün, beyhude bozulsun. Hâşâ ve kellâ!. Hayr-ı Mutlaktan hayır gelir, Cemîl-i Mutlaktan güzellik gelir, Hakîm-i Mutlaktan abes bir şey gelmez. Evet her kim fikren tarihe binip mâzi cihetine gitse, şu zaman-ı hâzırda gördüğümüz menzil-i dünya, meydan-ı ibtilâ, meşher-i eşya gibi, seneler adedince vefat etmiş menziller, meydanlar, meşherler, âlemler görecek.(10söz)

 

     Said-i nurs-i hz. 26.söz:

…Ey nefsim madem öyledir,sen dahi kalbib gibi ağla ve bağır ve deki:

“Faniyim,fani olanı istemem.

Acizim,aciz olanı istemem

Ruhumu Rahman’a teslim eyledim gayr istemem

İsterim,fakat bir yar-ı baki isterim.

Zerreyim,fakat bir Şems-i Sermed isterim.

Hiç-ender hiçim,fakat bu mevcudatı birden isterim.

 

Said-i Nursi Hz.leri:
"İşte Mi'rac, o hayt-i münasebetin gilafi ve suretidir ki, zat-i Ahmediye Aleyhissalatü Vesselam, O YOLU AÇMIŞ; velayetiyle gitmiş, risaletiyle dönmüş ve KAPIYI DA AÇIK BIRAKMIŞ. Arkasındaki EVLİYA-İ ÜMMETİ, RUH VE KALP İLE o cadde-i nuranide (Sirat-ı Müstakim adlı nurlu yolda) Mi'rac-ı Nebevinin gölgesinde SEYR-İ SÜLUK EDİP istidadlarına göre makamat-ı aliyeye çıkıyorlar. (Sözler/31.söz/532)

Said-i Nursi Hz.leri:
“Ehl-i velayet (veli kullar, Allah dostları) nasıl ki seyr-i süluk-i ruhani ile kırk günden ta kırk seneye kadar bir terakki ile, derecat-ı imaniyenin hakkal yakin derecesine çıkıyor...(Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam) o Miracın kapısıyla açtığı cadde-i kübrayı (Allah'a ulaştıran Sırat-ı Müstakim adlı yolu) açık bırakmış. Bütün evliya-yı ümmeti seyr-i süluk ile derecelerine göre, RUHANİ VE KALBİ bir tarzda o Miracın gölgesi içinde gidiyorlar.“ (Mektubat/24. mektup/296)

Said-i Nursi Hz.leri:
"...her zikalp (kalp gözüyle görebilen manevi kalp ehli) VE KAMİL VELİ (kemal derecesine ulaşmış Allah dostları) seyr-i süluk ile (kalp gözleriyle yedi gök katlarını görerek manevi ve ruhi yolculuk ile) Arştan (göklerin en üstündeki arştan, Allah'ın büyüklüğünün tecelli ettiği yerden) ve daire-i esma ve sıfattan (Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği daireden) kırk günde geçebilir. Hatta Şeyh-i Geylani, İmam-ı Rabbani gibi bazı zatların ihbarat-ı sadıkaları (içinde yanlışlık bulunmayan doğru haberleri) ile bir dakikada Arşa kadar uruc-u ruhanileri (ruhlarının yükselmesi) oluyor...“(Sözler/31.söz/525)

Said-i Nursi Hz.leri:
"Bu seyr-i süluk-i kalbinin ve hareket-i ruhaniyenin (ruhun hareketinin seyrinin, yolculuğunun, Allah'a yükselmesinin) miftahları (anahtarları) ve vesileleri, zikr-i ilahi (Allah'ı zikretmek) ve tefekkürdür." (Mektubat/29. mektup/429)

 

       RUH’UN ALLAH’A ULAŞMASI Said-i nurs-i hz.(sızıntı dergisi.318.sayı/2005)

   RUH,Hak’ka ulaşma yolunda yolunda bir ATLET,gönül (kalb) onun en hayati dinamosudur.Ruh bir seyyah,gönül onu hedefe ulaştıran bir rehber hatta canın cananla keyfiyetler ve kemiyetler üstü müşterek bir halvethanesidir.Bu itibarla da eger insan,sonsuza yönelecekse (o’na ulaşmayı dileyecekse) önce gönül kapısına yönelmeli (kalben dilemeli) oturup kalkıp sürekli GÖNÜL HİKAYELERİ SÖYLEMELİ,GÖNÜL İNSANLARIYLA İÇLİ DIŞLI OLMALI VE RUHUNA GÖNLÜNÜN KANATLARINDAN TÜYLER TAKMALIDIRKİ fiziki dünyanın cekim ve sürtünme engellerine yakılıp yollardan kalmasın sonsuzluk yolunda gönül,insanın kolu kanadı ve enerjisini ötelerden alan bir DİNAMOSUDUR.Gönlün gücünü yanına alan ve onun rehberliğinde gök yolculuğuna acılankimseler,KAT’İYYEN BİR BAŞKA vasıtaya ihtiyac hissetmezler.Ve seyahatlerini ruhanilerle atbaşı götürürler.Yorulmadan ARŞ SEMTİNE KOŞAN işte bu ruh lar büyük ölcüde TEN (beden) kaygılarından sıyrılmış GÖNÜL ŞEHSUVARLARIDIR.

 

 


cenab-ı hakkın zatını ve esma ve sıfatlarını sevmek için verilmiş sonsuz sevmek hissini dünyaya ve nefsine sarfeden bu sebeble ahiretten gaflete düşen insanın şu fıtratındaki sonsuz sevmek hissini hakiki sahibine tevcih edebilmesi için bir manevi terbiyeye ihtiyaç vardır. bu ihtiyaca cevab veren ve şu muhabbetin yüzünü mana-yı ismiden mana-yı harfiye ınkılab ettirecek olan ise bütün davranış ve harekatıyla sünnet-i seniyeye ayinedarlık eden, onu gösteren insan-ı kamillere teveccüh etmektir.
Ehl-i tarîkat ve hakikatça müttefekun aleyh bir esas var ki: Tarîk-ı Hak'ta sülûk eden bir insan, nefs-i emmaresinin enaniyetini ve serkeşliğini kırmak için lâzım gelir ki; nazarını nefsinden kaldırıp şeyhine hasr-ı nazar ede ede tâ fena fi-ş şeyh hükmüne gelir. "Ben" dediği vakit, şeyhinin hissiyatiyle konuşur ve hâkeza.. tâ fena fi-r resul, fena fillaha kadar gider.
Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 149 ) Lem'alar ( 162 )
Öyle ise, herbirimiz istidadımıza göre o muhabbet cazibesiyle sülûk edeceğiz. Sözler ( 339 )

 

 

Necmeddin Kübra K.S:Tasavvufda on temel esas.
Mübarege sormuslar Eren ne demektir? Cevap: Ermis zat VUSLATI gerceklestirmis Kamil insane.
Yine sormuslar Hicret nedir? Cevap: Kisinin beden memleketinden ayrilip Ruhlarin vatanina göcmesidir.
-Her ferd döne döne HAKKA ULASIR, ONA KAVUSUR (ve ileyhi türcaun.Yasin 56)
- Salikde istidat ve ehil mürsit olursa kisa sürede ALLAH'A VASIL olur.

 

 

İMAM-I RABBANİ : (MEKTUP61)
Allah bize,KENDISINI DILEMEK YOLUNDA terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin...şunu bilelimki, DILEMEK, ISTEMEK, DILENEN VE ISTENEN şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIR bir aziz şöyle buyuruyor;-ISTEGIN YOKSA ISTEGIN MEYDANA GELMESINI ISTE !..........gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR,bir nimettir,bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelirse yapalım! Bu ,böylece kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir. ..........Ruhu sukut edip cisim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal' emri ile hayvandan daha aşağı mertebede kalacaktır!(imamı rabbanı cilt 1 mektup152)

İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (r.a.):

Ben seyr-i ruhanîde kat-ı merâtip ederken, tabakat-ı evliyâ içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli, en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı esas-ı tarikat ittihaz edenleri gördüm. 

Imami Gazali K.S: Abidler yolu.
Sonra bilki ahiret yolculugu sülük etme babindan isin hakikati südur:
Bu yol uzunluk kisalik bakimindan insanlarin yürüyerek kat ettigi ve kisinin kuvvetli veya zayif olmasina bagli mesafelerden degildir.O yol gönüllerin sülük ettigi RUHANI BIR YOLCULUKDUR .

Imam Gazali:Kalplerin Kesfi

s.35-"Biri, Hasan el Basriye r.a , ibadetten zevk almiyorum, der. Hasan El Basri'de ona ; Her halde sen Allah'tan korkmayan birinin yüzüne bakmissin! Kulluk, herseyden hakkiyla siyrilarak Allah'a yönelmektir, cevabini verir

 

Sülûkü olmayan meczuplara gelince.. Bilhassa kalb erbabı olarak, kalblerin sahibi zata ulaşmaları sülûke bağlı bir durumdur.15.MEKTUP

 

Büyüklerimizin seçdiği tesavvuf yolu, yedi basamakdır. Nitekim, insan da, yedi ayrı cevherden yapılmışdır. Bu basamaklardan ikisi, beden ile nefsin yolu olup, âlem-i halkdandırlar. Beş basamak ise, âlem-i emrdendir ve kalb, rûh, sır, hafî ve ahfânın yoludur. Bu yedi basamakdan her biri geçildikçe, nûrdan ve zulmetden, onbin perde açılır. Nitekim, (Allahü teâlâ ile kul arasında nûrdan ve zulmetden, yetmişbin perde vardır) buyurulmuşdur. Âlem-i emrde olan birinci basamakda, Allahü teâlânın (Sıfât-ı ef’âliyye)si tecellî eder. İkinci basamakda (Sıfât-i hakîkıyye)si tecellî eder. Üçüncü basamakda, Zât-i ilâhînin tecellîleri başlar. Erbâbına saklı olmadığı gibi bu tecellîler artar. Sâlik, her basamakda, kendinden uzaklaşır ve Hak teâlâya yaklaşır. Yedi basamak bitince, yakînlik de temâm olur. Fenâ ve Bekâ ile şereflenir. Vilâyet-i hâssa denilen makâma erişir. Büyüklerimiz, bu yola Âlem-i emrdeki basamakdan başlıyor. Bu beş basamağı aşarken, Âlem-i halkı da aşıyorlar. Başka tesavvuf büyükleri ise, önce Âlem-i halkdan başlıyor. Bu iki basamağı atlamak için senelerle uğraşıyorlar. Bunun için, büyüklerimizin yolu, en kısa yoldur.(İMAMI RABBANİ 58.MEKTUP)

  İMAM RABBANİ HZ Şura Suresi 13 ayet açıklaması ve Sıratı Mustakim açıklması ve Hidayet açıklması.

[Şûrâ sûresinin onüçüncü] âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ kullarından dilediğini, kendisine seçer. Başkasından yüz çevirip, yalnız onu (Allah’ı) istiyenlere, kendine kavuşturur)36.MEKTUP                              

 

Kimyayi saadet : Imam Gazali
"Kimyadan maksat, nefis sarayini dünya baglarindan kurtarip yüzünü dünyadan cevirip Allah'a dönmek ve Allah'tan baska kalpte hicbir seye yer vermemektir "Herseyden siyrilip yalniz O'na (Allah'a yönel)" Müzemmil 8 bu gercegi, ifade ediyor. TEBDIL- Insanlardan kesilmek, uzak kalmak ve tamamiyle Hakka yönelmektir" (s.11-12) ZARİYAT56
Sayılan nimetlere bağlanıp kalanlar, eşyanın gerçek yüzünü görmekten mahrum kaldılar. Ama, Hak ehli, irfan sahibi ve gerçek fakr hali-ni tadanlar hepsinden kaçtı. Hakikat alemine erdiler. yakınlığı buldular ve. Allah-ü Tealanın zatından gayrı hiçbir şeyle meşgul olmadılar. Allah-ü Tealanın:
- «Allah'a kaçınız.» zariyat-50
Emrine uydular Ayrıca Peygamber S.A. efendimizin buyurduğu.
- «Dünya ve ahiret, Allah'ı arayana haramdır.»
Peygamber S.A. efendimizin haram kılması, onların haram olduğu manasım taşımaz. ALLAH'IN ZATINI ARZU EDENLER ; nefislerini, dünyadan bir talepte bulunmaktan ve onun fani varlığına sevgi duymaktan mahrum kılmışlardır. Anlatılan Hadis-i Şerifin asıl manası budur.O büyükler der ki:
- Dünya bir yaratıktır; biz de yaratıldık. îkimiz de bir yaratıcıya, sahibe muhtacız. Muhtaç, muhtaçtan nasıl bir talepte bulunur?. Bu durumda YARATILMISA GEREKIRKI YARATANI ARAYA.

Imam Gazalinin Dalaletten Hidayete adli kitabindan alintilar:

s.55:Namazin iftitah tekbiri yerine gecen anahtari ise kalbini Allahin zikriyle kaplamaktir. Onun nihayet ve sonucu tamamiyle kendinden gecip, ALLAH'IN AZAMETINDE FANI OLMASIDIR . Bu makam tarikatin baslangicinda meydana gelen irade ve calismasiyla sayilir. Yoksa fena makamı hakikatte tarikatın başlangıcıdır.Bu yola koyulanlar icin bundan evvel ki haller, sokak kapisi ile evin asil kapisi arasinda ki avlu mesabesindedir.

Imam Gazalinin Dalaletten Hidayete adli kitabindan alintilar:

Sufiye; Allah (c.c)ya hakkiyla kulluk vazifesini yapan Allahu Tealanin zikrine devam eden, nefsin istek ve arzularina muhalefet etmesini bilen ve dünya lezzetlerinden yüz ceviren, Allahu Tealaya SULÜK eden kimselerdir....






Imam Gazalinin Dalaletten Hidayete adli kitabindan alintilar:

s.51-Benim yanimda acik olarak belli oldu ki ahiret saadeti ancak takva ile nefsi emmareyi arzu ve isteklerinden men etmekle mümkündür. Bütün bunlarin basit bir aldanis yeri olan dünyadan uzaklasip, ebedi olan ahirete baglanmak, bütün varlikla Allaha yönelip, kalbin dünya ile alakasini kesmektir.

Bu da ancak san, söhret, mevki ve maldan yüz cevirmekle, seni mesgul eden dünya ile ilgili seylerden kacmakla mümkün olur.


Sohbetler: Abdulkadir Geylani Onlar Allahi; Allah da onlari sever... (5/54) Bu Ayet-i Kerimenin delalet ettigi derin manayi düsün... O mana engin bir denizdir... Ve bu denizin adi; ask denizidir. Muhabbet, sevgi denizidir. Muhabbet ehli, bu denizde yelkenlisini açar... Ötelere dogru yol almaya baslar... Yelkenli sefi-nelerinin; bir saga, bir sola yatmasi, onlari korkutmaz... Dalgalar onlan yoldan alamaz...
Daglar gibi dalgalar gelir; onlari altina almak ister... Fakat inayet-i Hak onlari korur. Onlar da bunu bilir. Yine de yalvarmadan edemezler; herbiri:
- Ya Rabbi, beni mübarek bir menzile indir. Çünkü menzil sahiplerinin hayirlisi sensin... (21/101)
Diyerek yalvarmaya baslar... Bu menzil ne olabilir ki?... LIKA ve Hazret-i Hakka yakinliktan baska..,. Ne var ki, her yerde oldugu gibi burada istidadlar konusur...Yalvarirlar...Yakarirlar... Ama: - O kimseler ki, haklarinda tarafimizdan iyilik fermani çikmistir... (21/

 

Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.

Her kim, ilahi marifeti düşünür, Allahu Tealaya karşı tam irfan duygusuna sahip olmayı dilerse, bunun yaptığı tefekkür bin yıllık ibadete bedel olur.ASIL İRFAN İLMİ budur. irfan ilmi demekle TEVHİD halini kasd ediyorum. arif kim? irfanı iştiyakını duyduğu zata mahbubunda BUNUNLA ERER. Bu halin neticesinde ise RUHANİ BİR HALLE; TAM YAKINLIK ALEMİNE UÇUP GİTMEK OLUR.

 

Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.
Bu hallerden sonra; Allahu Teala o ruhlara, bu cisme girmeleri için emir verdi; onlar da Allah’in emriyle girdiler. Bunu da su Âyet-i Kerime haber vermektedir: "Ona ruhumdan üfledim," (Sad, 72).Zaman oldu; o ruhlar bu cesetle ilgisini artirdi. Bu yüzden, ahdi unuttular. Halbuki, Allahu Teala onlari yarattiginda: "Sizin Rabbiniz degil miyim? " buyurdu. Onlar da: "Evet.." cevabini verdiler… iste bu sözü unuttular. Aslî vatana dönemediler.Fakat Rahman, yani varligin yardim kaynagi, onlara acidi. Bu sebeple semavî kitaplar saldi. Bunlarla aslî vatani hatirlatmak istedi. Bu manaya da su Âyet-i Kerîme isaret eder: "Onlara Allah’in günlerini hatirlat," (ibrahim, 5). Yani: Ruhlarla geçen, o visal günlerini hatırlat.


Müridlerinkitabi: AbdulKadirGeylaniH.Z.
s.1047-Yüce Allaha karsi masiyet islemekten kendisini alir.Yüce Allahin kazasina razi olur. Herhalükarda Yüce Allahin emirlerini tercih eder. Allahin görmesinden utanir. Bütün gayretini, Allah sevgisine harcar. Hic durmadan, kendisini YÜCE ALLAH'A ULASTIRAN sebeblerin kucagina atar. Sessizligi, ünsüzlügü tercih eder.Allahin kullarinin övmelerini beklemez. Cok cok nafile namaz kilmak sureti ile,Yüce Rabbinin sevgisini kazanma yolunu tutar.YÜCE ALLAH'A ULASINCAYA KADAR, Allah icin ihlas sahibi (samimiyet sahibi) olarak kalir.

Müridlerin kitabi : Abdul Kadir Geylani H.Z.

Sayfa 1069:Mesayih (mürsidler) Allaha vardiran yoldur. Yüce Allaha götüren delillerdir. YÜCE ALLAHIN HUZURUNA CIKILAN KAPILARDIR. Anlatilan mana da olarak, her müride bir seyh gereklidir. Bu seyh dahi, beyan ettigimiz üzere olacaktir, mürid dahi öyledir. Yani ALLAHA ULASMAK DILEYEN her müride bir büyük zat gereklidir.

Abdul Kadir Geylani : İLİM-İRFAN MEKTEBİ
Allahu Teala basiretlerini açmak için O’nu bu gafil insanlara gönderdi. Gaye, onlari gaflet uykusundan uyarmak; visaline, ezelî cemaline ermeye, yani Allah’in Zat’ina davet idi. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin yolunu tayin için bildirilen bu Âyet-i Kerime bu duruma isaret eder: "Söyle: Yolum basiret üzerinedir. Ben ve bana uyanlari, ayni yola davet ederiz," (Yusuf, 108). Peygamber (s.a.v.) Efendimizin de bu Hadis-i serifi, ayni sekilde bizi asil gayeyi anlatir: "Ashabim gökteki yildizlara benzer, hangisine uyarsaniz, dogruyu bulursunuz."..... Basiret, ruh gözesinden gelir. Evliya için FUAD makamindan açilir. Elde edilis tarzina gelince, zahiri bilgi ile olmaz. Ötelerden, batindan kopup gelen ilim lâzim…..... bu Âyet-i Kerime bizi, isin özüne iletir: "O’na canibimizden -ötelerden- ilim vermistik," (Kehf, 65). Insana gereken, basiret sahiplerini bularak, telkin yolu ile onlardan birseyler almaktir... O telkini yapan zat, velî, mürsid ve lâhut âleminden haber veren olmali…......

Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam Tasavvufunun Özü
Nefsimden siyrilip cikdim, yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi.Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim "Ben oyum" Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür. Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir.Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati) "Birinci defa hacc ettigimde Beytullahi gördüm.Ikincisinde Beytullahin sahibini gördüm.Ücüncü defa ne beytullahi nede sahibini gördüm.Kul ubudiyet manasi üzere ne zaman amel edici olur? Kendine ait bir iradesi olmadigi zaman.Mügmünün nefsi yoktur cünkü o nefsini Allaha satmisdir.Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar KURBIYETI ILAHIYEYE MAZHAR OLUR.

Hasan Basri K.S:Hasan Basri Hz.ve Hikmetli sözleri

Hic kimse bulamaz rahati ölmekte.ASIL MARIFET diri diri ölmekte.Ölüpde rahata kavusan kimse ölü degildir, ölü kimse ölüdürki ancak diri iken (RUHU ALLAH’A ULAŞARAK) ÖLENDIR.

---Zikir Allah Rasulinin Hz Ebu Bekir ile hicretlerinde sevr magrasinda Ebubekir es Siddika tavsiye ettigi sekilde yapilmali:YA Eba Bekr dilini üst damagina yapistir ve ALLAH ALLAH ALLAH de.



Aziz Mahmud Hüda-i : ilim, amel, seyri sulük
s.19:Her ilim Cenab-i Hakka yakinlik hasil etme hususunda bir etkisi bulunmakla beraber, tam ve kulli yakinligi saglayan ilim, sufiyyenin ilmidir. Cünkü Hakka vuslat, Celal ve Cemal tecellilerini müsahede, bu ilim sayesindedir. Cünkü seriat mertebesinde bulunan farz ve vaciblerden MAKSAT, Allah Subhanehu ve Tealaya VUSLATTIR.

Hasan Basri K.S:Hasan Basri Hz.ve Hikmetli sözleri

Hic kimse bulamaz rahati ölmekte.ASIL MARIFET diri diri ölmekte.Ölüpde rahata kavusan kimse ölü degildir, ölü kimse ölüdürki ancak diri iken ÖLENDIR.

---Zikir Allah Rasulinin Hz Ebu Bekir ile hicretlerinde sevr magrasinda Ebubekir es Siddika tavsiye ettigi sekilde yapilmali:YA Eba Bekr dilini üst damagina yapistir ve ALLAH ALLAH ALLAH de.



Erzurumlu Ibarhimhakkı Hz: Matifetname
s.954-Sulük etmemis bir ABID, bu afetlerden kurtulmak istese,IMKANSIZ bir isi istemis olur. Onun icin abitlerin ileri gelenlerini görürsün ki, kötü sifatlarin birinden kurtulmaya bir gün calisirlar ve ele gecer. Lakin ertesi gün, ondan daha aci ve daha cirkin bir baska sifata müptela olurlar. Bir baska afetle muzdarip kalirlar. Zira onlar, bütün afetler kurtaran mukarrebler yoluna SULÜK etmediler. Kibir ve benliklerini koyup, HAKKIN HUZURUNA GITMEDILER.Onun icin zahmet ve mesakatte kalip, rahat ve saadete yetmediler. Demek ki ABİDLER, amellerinde IHLAS üzere olsalarda, yinede BÜYÜK tehlikededirler.

 

 

Abdurrahim Reyhan Erzincani
Bir meşâyihi insan severse, ona tamamen inanır teslim olursa, hizmetini görürse onun gönlüne girerse Hz. Allah'ı görür. Herşey aslına rücu edecek. Ceset topraktan halk edildiği için toprak olacak. Rûh niye gitmesin? Allah'ı sevmek, Evliyaullah'ı sevmektir.İnsanlardaki bu rûh Allah'ın zâtının rûhu. Allah "Kendi rûhumdan ruh üfledim" (Hicr sûresi, âyet 29) buyuruyor. "Kendi rûhumdan rûh üfledim." Kime; insana. Meleğe değil, insana üflemiş. Öyle ise Cenâb-ı Hakk'ın zâtından gelen BU RUH ASLINA RÜCU EDERSE melekleri geçer. İnsanlar ulvî, insanlar suflî.Ulvînin manâsı; gökleri aşar melekleri geçer. Suflînin manâsı; hayvanlardan aşağı düşer. Niçin; Cennet var, Cehennem var.

Kapında kul var, Sultandan içeru
Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm
Etten kemikten maksat, cesedini kasdediyor. Kapında kul var, Sultandan içeri. Burada rûhtan bahsediyor. Ama o rûh makamına ulaşmış. ONUN RUHU ALLAH'A ULASMIS,ALLAH'IN ZATINA ULASMIS. Akar sular, katreler deryaya karışıyorsa... Sanki o insanların rûhu deryâdan gelmiş, yağmur katresi. Yağmur katreleri birleşirse, suya karışırsa suyla beraber nereye gider; deryâya gider. Kürre-i arz üzerinde kaynar sular var. Bunlar nerden geliyor; deryâdan geliyor. Bunlardaki bu hareket ne; bu akım ne; yine deryâya gitmek.
Herşey aslına rücu edecek. Herşey aslına rücu eder.Öyle ise, bu suların aslı derya. Deryâdan geldikleri için, deryaya gitmek isterler. Ama hepsi gitmez. En ufak bir su deryâya gider de belki büyük su gidemez. Deryâya giden nehirler var. O küçük su nehire karışırsa, nehir de deryâya gider. İnsanların rûhu Allah'tan gelmiştir. Allah'a gitmek ister. Kendi kendine gidemiyorsa, kendinize bir vesile arayın. Onun için evliyaullah vasıtadır. Evliyaullah'ı bilmezse, evliyaullah'ı bulmazsa, evliyaullah'ın uhdesinden geçmezse, Allah'ı bulamaz. Evliyaullah kul ile Allah arasında bir vasıtadır. Zâhiri cesedi, bâtını rûhudur. Bizde de rûh var ama bizim ki katre.Derviş: Herşeyden geçmiş. Allah'tan başka birşey yok. İnsanların gönlündekileri silen ne oluyor? Allah sevgisi. O da mürşidsiz olmaz. İnsanların gönlündeki arzuları götüren ne oluyor? Allah sevgisi. Kalbinde Allah'tan başka arzu varsa, için başka, dışın başka oluyor. Cenâb-ı Hak: "Olduğunuz gibi görünün. Göründüğünüz gibi olun." buyuruyor. Bunlar çok çetin, çok kolay. Yapana kolay. Yapamayana çetin. Hâlbuki insanlara yapamayacağı birşey emredilmemiş. Ama bunlar inanca bağlı, itikata bağlı. İnanmak bir de inanılanı yaşamak. Şeriat, tarîkat, hakikat, marifet. Allah'tan gelen ruhu Allah'a ulaştırmak için bu dört şey vasıtadır. Bir defa şeriatsız tarîkat olmaz. İsterse Peygamber Efendimiz mürşidimiz olsun.
Kabiliyyet bizde olmazsa meşâyih neylesin
İster ise mürşidi olsun Muhammed Hazreti
Şimdi bu salona girmek için kaç kapıdan geçerek girdiniz. İşte bunların yolları birbirinin içinden geçiyor. Tarîkatın yolu şeriattan geçiyor. Meşâyihe teslim olup, himmetini alırsak o zaman tarîkatı anlayabiliriz. Hak olduğuna inanacağız.
Sermâye bu yolda hemân
Teslim ol şeyhine inan.

CÜBBE VE DİPLOMA İLE ŞEYH OLUNMAZ GERÇEK ŞEYH ALLAHA ULAŞMAYI DİLEMEYE DAVET EDER:

 

Velî dediğimiz zât,ALLAH’A DAVET EDEN, Allahü teâlâya kavuşduran yolu gösterendir. Yolda, ondan yardım, imdâd gelen zâtdır. Yoksa cübbe, külâh, diploma edinip, şeyh efendi olarak köşede oturan câhil değildir. Âdetlere, gösterişlere, yaldızlı sözlere aldanmamalıdır YÜZDOKSANINCI MEKTUP

Allah u teala hayırlı karşılıkkar ihsan eylesin sevenlerimize ve iyi gözle bakanlarımıza nasihatımız şudur.

BÜTÜN VARLIĞIMIZLA ALLAH’U TEALANIN MUKADDES ZATINI DİLEMELİYİZ VE ONA DÖNMELİYİZ.ONDAN BAŞKA HER ŞEYDEN YÜZ ÇEVİRMELİYİZ.

Farisi mısrı  tercümesi

İŞTE BUDUR BUNDAN BAŞKASI HİÇTİR

 

.                  EVLİYALARDAN ALLAH’A ULAŞMAYIDİLEMENİN FARZİYETİ.

***HŞİYE 1

Hem bütün insaniyet,bütün istidadıyla istedeği beka gibi bir hacetiki o HACET (dilek) ise,insanı ,esfel-i  safilinden ala-yı illiyyine çıkarıyor,elbette o HACAT en büyük bir hacettirki ve en büyük bir ABD (kul),umumun namına onu “KADİYULHACATTAN” (Hacetin sahibinden)isteyecek.(Risale-i nur.s.502.26.söz)

 

**‘’Seba’lıların asılları kötüydü,mayaları pisti.Allah’a ulaşma sebeplerinden kaçarlardı.’’ Sayfa216-   bab 2655 ten sonra 2657 (İncil)

 ***  (MEVLANA HAZRETLERİ)

‘’Ey dilemeyen, sen de gel , sen de gel de bu vefalı sevgiliden dilek sahibi olasın!’’ mesnevi IV.Sayfa59-   bab 725

Ey Müslüman! Allâh"ın ezelî dileği, senin başının kesilmesi değildir, senin O"na teslim olmandır. Bu sebeple, O"na candan teslim olmayı iste, dile.

76 76 Mevlânâ, Mesnevî,, II, 333.

 

Ezeli gaye, senin teslim olmandır. Ey müslüman, teslim olmayı araman, dilemen gerek! (3/341/4177)

 

; "ALLAH 'a dön!" emrine uymak, her babayiğidin harcı değil!4 CİLT 3070

Ab-ı hayat, bizdeki ilahî emanet, su ve topraktan yaratılmıs olan balçık ten içinde gizlenmistir.

Bu yüzden görünmemektedir. Nefis de gönlün kapısına mühür vurmus,O’nu (ruh’u) hapsetmistir. Sen, o

mührü kopar ve o’nu (ruhunu) kurtar. Kimden korkuyorsun, utanıyorsun? Sen, gönlünü kurtar, onun  görünmeyen yoluna düs, gerçek sevgiliyi (Allah’ı)bul!

(I/3453, II/1715, III/186-188, IV/3072, II/754, IV/438, II/1797-1800, III/198, 199)

hz mevlana:
Ezeli gaye, senin teslim olmandır. Ey müslüman, teslim olmayı araman, dilemen gerek! (3/341/4177)

***GİZLİ ŞİRK (A.Kadir Geylani hz.)

Nefsinden uzaklaş, dışarı çık, mülkünden ayrıl (RUH OLARAK). Her şeyi Cenab-ı Allah’a teslim et. Kalp kapısında kapıcı ol. Cenab-ı Hakk’ın gir dediği yere gir, çık dediği yerden çık.Kalbinden çıkan hevayı bir daha oraya sokma. Hevayı kalpten çıkarmak ona uymamakla olur. Onu kalbe sokmak da onu takip etmek ve ona uymakla olur. Öyleyse Cenab-ı Allah’ın iradesinden başka iradeyi kalbine getirme. Diğer her şey kuru bir temenniden ibarettir. Orası ahmaklar vadisidir. Ölümün, helâkın, Allah’ın gözünden düşmen , perde arkasında kalman hepsi oradadır. Allah’ın emrini her zaman koru, yasağından her an uzak dur. Güç ve Kuvveti yalnız O’na ver. Mahlukatından hiç birini O’na ortak etme. Senin iradeni, hevanı şehvetini, hepsini o yarattı. Artık kendi başına iradede bulunma, hevana tabi olma, Şehvetinin peşine düşme; yoksa müşrik olursun. Allah Teâla şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a kavuşmak isterse Salih amel yapsın; Rabbine ibadette kimseyi O’na ortak etmesin.” (Kehf suresi, 18/110)Şirk sadece putlara tapmak değildir. O aynı zamanda hevaya uyman, dünya ve ahiretten Allah’ın yanına bir şeyi koymandır da, O’ndan başkasına meyledersen O’na şirk koşmuş olursun.

 

***GİZLİ ŞİRK VE MÜRŞİDİN ÖNEMİ:
Genç kardeşim, önce kendi nefsinle ilgilen, ona ögut ver, sonra başkasına... Kendi nefsin pürüzleriyle meşgul olmaya bak, onu bırakıp da başkasına geçme!. Dikkat et ki ömründen islah edilmeye muhtaç birkaç günün kalmıştır evet sadece birkaç gün... Kendini bilemiyor, iç alemini anlıyamıyor isen başkasının kurtaramıyacağını bilmelisin... Bu halinle kendini bırakrp başkasına nasıl rehberlik yapabilirsin? çünkü insanlara ancak kalb gözü (basiret) açık olanlar [hakki hak olarak bilip ona uyan bahtiyarlar) rehberlik edip yol gösterebilir; ve onları gunah ve gaflet denizinden ancak iyi yüzmesini becerenler kurtarabilir. Diğer bir tabirle, insanları Allah'a ancak Allah'ı bilen kimseler çevirebilir. Allah'ı bilmeyen bedbahtlar bu ulvi işe nasıl delalet edebilir?. Kaynak: Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hz. Sırrül Esrar

 

***Dünyasevgisi, herhatanın başıdır.” Çıkarını sağlama ve zararlarıdefetme evinden çıkmadıkça, senin konuşmayahakkın yok.Hızla esasa gel, temele koş. Temeli sağlamladığınan, binayı yapmaya koyul. Temelin harcı fıkıhdır(İslam hukudur.) Fıkıh dedimse bundan maksadım ilmihal ve fıkıh kitaplarında yazılan,bedenle ve zahirle ilgili fıkıh değildir.Bilafıkıh değildir. Bilakis, kalpfıkhıdır. Kalp fıkhı, seni Allah’a yaklaştırır. Zahirle ve bedenle ilgili fıkıh ise, halka yakınlaştırır,hükümdarlara ve devlet ileri gelenlerine yaklaştırır.Bir kimse Allah’a yaklaşınca, Allah onu sever ve seçer. Kalb gözü açılır.Nimet,in’am ve ihsan kapıları ona açık olur.Dünya bir yaratıktır; biz de yaratıldık.

îkimiz de bir yaratıcıya, sahibe muhtacız. Muhtaç, muhtaçtan nasıl bir talepte

bulunulur?Bu durumda “YARATIMIŞA GEREKİRKİ,YARATANINI ARAYA”(İmamı rabbani.41.Makale)

***Hakikat-i Muhammedi abdulkadir geylani GAYE Allaha ermeye davetdir:Allahu Teala basiretlerini açmak için O’nu bu gafil insanlara gönderdi. Gaye, onları gaflet uykusundan uyarmak; visaline (Allah’a vasıl olmaya Allah’a ulaşmaya), ezelî cemaline ermeye, yani Allah’ın Zat’ına davet idi.

Eşrefi rumi hz.

ALLAHA ULAŞMAYI DİLEMEK

Bu dünya maksudu ahret muradı

Bulardır aldayan biliş ü yadı

Aşıklar yolu bu yoldan dahi dur

Aşık Dost'a gider açıp kanadı

 

Budur yokluk ki sen senden geçesin

Fena suyunu sakiden içesin

Temamet varlığından el yuyasın

Seni bunda koyup Dost'a kaçasın

   Allah hepinizden razı olsun FERHAT BAŞTUĞ www.ferhatbastug.com



"İşte Mi'rac, o hayt-i münasebetin gilafi ve suretidir ki, zat-i Ahmediye Aleyhissalatü Vesselam, O YOLU AÇMIŞ; velayetiyle gitmiş, risaletiyle dönmüş ve KAPIYI DA AÇIK BIRAKMIŞ. Arkasındaki EVLİYA-İ ÜMMETİ, RUH VE KALP İLE o cadde-i nuranide (Sirat-ı Müstakim adlı nurlu yolda) Mi'rac-ı Nebevinin gölgesinde SEYR-İ SÜLUK EDİP istidadlarına göre makamat-ı aliyeye çıkıyorlar. (Sözler/31.söz/532)

 

   

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile