Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

RUH'UN ÖLMEDEN EVVEL ALLAH'A ULAŞMASI
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

Ruh,rabbimizin emr inden olan ve insanoğluna kendinden üflediği emanetidir.Ölmeden evvel iade etmek üzere (o’na vasıl etmek-ulaştırmak üzere) ve bunun için de “kalu bela “günü olarak bilinen günde insanlarla bir sözleşme (misak)yapmıştır.

17 / İSRA - 85
Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir şey verildi.
15 / HİCR – 28-29 :
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben mutlaka, “hamein mesnûn olan salsalin”den (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) bir beşer (insan) halkedeceğim.” Artık onu dizayn edip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!


38 / SAD – 71-72 :
.Rabbin meleklere: "Muhakkak ki Ben, tînden (nemli topraktan, balçıktan) bir insan yaratacağım." demişti. Böylece onu sevva ettiğim ve onun içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın!
32 / SECDE – 7,8,9
Ki O, herşeyin yaratılışını en güzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tînden (nemli topraktan) başlayandır. Sonra onun neslini, basit bir suyun özünden (nutfeden) kıldı (yarattı). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak hassası) kıldı.Ne kadar az şükrediyorsunuz.
33 / AHZAB - 72 :
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
13 / RAD – 20-21
Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar. Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
Allah’ın evliyaları bu konuda nediyor onlara bakalım.
*******MUHYİDDİN-İ A’RABİ
Hak bütün bir alemi –yaradılışı kusursuz olmakla birlikte– ruhtan yoksun bir ceset olarak yarattı. Dolayısı ile alem, cilâsız bir ayna gibiydi. Ama, İlahi hükmünün şanı gereği, O hiçbir zaman, üflenen İlahi Nefes olan İlahi Ruh’u kabul etmeyecek bir mahal hazırlamamıştır [tesviye]. Ve Ruh’un kabulü, bu ruhtan yoksun alem suretindeki, daimi tecellinin bitimsiz feyzini kabul etme istidadının açığa çıkmasından başka bir şey değildir. Böylece, (bu bitimsiz feyzi) kabul-edici [kabil] olan dışında bir şey kalmaz — ki, bu kabul-edici’nin (yani, ayn-ı sabitenin) ortaya çıkışı da Feyz-i Akdes’tendir (yani, ayan-ı sabite, Zat’ın tecellisi yoluyla –Zat’ın Kendine ilişkin ilminin suretleri olarak– ortaya çıktığı için Hak’tan başkası değildir).
Ve başlangıçta ve sonda, her şey O’ndan olduğu gibi, yine her şey O’na döner. İmdi Emr, alem aynasının cilâlanmasını gerekli kılınca, Âdem bu alem aynasının cilâsı ve bu suretin ruhu oldu.

*******İmdi Allahu Teala’nın Âdem’i “İki Eli” arasında cem etmiş olması, onu şereflendirmek içindi. Bundandır ki, Hak Teala İblis’e, “İki Elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?” [Sâd Suresi, 38/75] buyurdu — ki Âdem, Hak Teala’nın İki Eli’ne karşılık gelen iki suretin, yani alemin suretiyle Hakk’ın suretinin cem olmaklığından başka bir şey değildir. İblis ise ancak alemin bir parçası olduğundan, bu cem’iyet onda ortaya çıkmadı. Ve Âdem, bu vasfından dolayı halife oldu. Eğer halife kılındığı şeyde, kendisini halife kılanın suretiyle zahir olmasaydı, kendisine halifelik verilmezdi………….
Artık Âdem’in, kendi zahirî sureti olan bedeninin ortaya çıkışındaki hikmeti (yani, Âdem’in bedeninin alemin hakikatlerinden ve suretlerinden inşa olunmasının, bir halife olarak, alemin muhtaç olduğu her şey ile kaim olması gerekliliğinden dolayı olduğunu) öğrendiğin gibi; Âdem’in, kendi batınî sureti olan ruhunun ortaya çıkışındaki hikmeti de öğrenmiş oldun. Ve bildin ki o, hem halk hem de Hak’tır. Ve onun –kendisiyle Halifeliği hak ettiği– herşeyi birleyici [mecmu] olan rütbesini de bildin.
TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ ( 2 Bölüm)
İmam-ı Gazâlî ve Tasavvuf:
İmâm-ı Gazâli -kuddise sırruh- Hazretleri hicri beşinci asrın en büyük âlimlerindendi ve kendisine “Hüccetül-İslâm” ünvanı verilmişti. Zamanın en büyük ilim merkezi olan Nizamiye medresesi’nde yüzlerce talebe okutuyordu, yüzlerce âlim yetiştirdi. Yaşadığı devrin bütün ilimlerine vukûfiyet kesbetmişti. Buna rağmen içindeki boşluğu dolduramıyordu, bir türlü tatmin olamamıştı. Nihayetinde tasavvufa yönelmiş, on yıl kadar süren bir inziva hayatına çekilmiş, seyr-ü sülûk yolundaki zevki tattıktan sonra durumunu şu şekilde dile getirmiştir:
“...Sonra kendi durumuma baktım. Bir de ne göreyim! Dünyevî alâkalar içine dalmış batmışım. Bu alâkalar beni her taraftan sarmışlar. Yaptığım işlerimi gözden geçirdim. Onların en güzeli tedris ve tâlim idi. Fakat bu sahada da ehemmiyetsiz, âhiret yoluna faydası olmayan ilimlerle meşgul olduğumu anladım. Tedris hakkındaki niyetimi yokladım. Onun da Allah rızâsı için değil, mevki ve şöhret kazanmak gayesi ile olduğuna kanaat getirdim. Bu hâlimle uçurumun kenarında bulunduğuma, eğer durumumu düzeltmek için harekete geçmezsem ateşe yuvarlanacağıma kanaat getirdim.”
“Yakinen anladım ki, sûfiler hakikaten Allah yolunu bulan kimselerdir. Onların gidişleri, gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlâkları ahlâkların en temizidir
Dünyadaki bütün akıllı insanların akılları, hikmet sahiplerinin hikmetleri, şeriatın bütün teferruatını bilen zâhir ulemâsının ilimleri, onların gidişat ve ahlâkından bir şey değiştirmek ve yerine daha iyisini koymak üzere bir araya gelseler, buna muvaffak olamazlar.
Örmeye calış inşlliOnların zâhir ve bâtınlarındaki hareket ve duyguların hepsi, Nübüvvet kandilinin nûrundan alınmıştır. Yeryüzünde ise nübüvvet nurundan başka hidâyet rehberi, nûr kaynağı yoktur.” (El-munkizu min’ed-dalâl)
-Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak) Imami Gazali K.S. eserin adi Abidler yolu.
Sonra bilki ahiret yolculugu sülük etme babindan isin hakikati südur:
Bu yol uzunluk kisalik bakimindan insanlarin yürüyerek kat ettigi ve kisinin kuvvetli veya zayif olmasina bagli mesafelerden degildir.O yol gönüllerin sülük ettigi Ruhani bir yolculukdur. (Ruhun yolculuğudur.)
Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam tasavvufunun özü.
Nefsimden siyrilip cikdim yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim Ben oyum.(Efendimiz hep anlatmiyormu nefsimiz fizik bedenimizin aynisi diye .)
__Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir
__Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati)
Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar kurbiyeti ilahiyeye mazhar olur
2. Bölüm
Imam gazali
* İlim; insan ruhunun, eşyanın (varlığın) hakikâtini nitelik ve nicelikleriyle, cevheri ve zatıyla maddeden mücerret olarak kavrama tasavvurudur.
* En değerli, en yüce bilgi, Allah Bilgisidir. O bilgiye marifetullah denir.
* Cehalet, bedende kalmak; ilim, ruhla kavramaktır.
* Ruh; Cisim, Araz ve Cevher olmak üzere üç kısımdır:
1- İnsandaki hayvani ruh, latif bir cisimdir. Kalb fanusuna konmuş bir lambadır o. O lambanın ışığı hayat, yağı kan, nuru his ve hareket, harareti şehvet, dumanı gazap, hizmetçisi kuvvettir. Bütün canlılarda vardır.
Hayvani ruh, ilmi kavramaya güç yetiremez. Varlığı, bedene bağlıdır.
2- Beden arazdır.
3- İnsandaki cevher olan ruh, Allah’ın kendinden üflediği ruhtur. O ebedidir ölmez. İlimler onunla kavranır. Varlığı bedenle kayıtlı değildir.
1-Allah'a ulaşmayı dilemek (3. basamak) * İMAM-I RABBANİ(MEKTUP61):Allah bize,kendisini dilemek yolunda terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin...şunu bilelimki,dilemk,istemek,dilenen ve istenen şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIRbir aziz şöyle buyuruyor;-isteğin yoksa isteğin meydana gelmesini iste!.............gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR.bir nimettir.bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelitrse yapalım!bu ,böylece.kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir *
AHMET YÜKSEL ÖZEMRE
insân, ezelde aslından ayrılıp bu noksanlıklar dünyasına gelirken, koptugu bütünle bir anlasma, bir ahdlesme yapmıs, bir mîsak imzalamıstır. Bu mîsakla, Yaratıcı’nın bu âlemde sâhidi olmayı kabûllenmistir. Ruh, bu mîsakı, beden bineginde seyrederken de unutmuyor, ama bulanık hatırlamak gibi bir durumda kalıyor. Ne var ki, hatırlama derecesi ne olursa olsun, bir DERIN ISTEK hâlinde SEVGILISINI, CAN YOLDASINI ISTIYOR, ÖZLÜYOR.
Şimdi İslâm’da Mirâc denilen bir hâdise vardır. Mirâc nedir? Mirâc, Cenâb-ı Hakk’ın lütf u keremiyle INSANIN BEDENI ÖLMEDEN, CENABI HAKKIN HUZURUNA CAGRILMASI,CIKMASIDIR. Bu "evliyâ olmanın" olmazsa olmaz şartıdır. Evliyâ kimdir dersen? Evliyâ, mirâcını yapmış kişidir... Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna Ölmeden evvel ölünüz! hadis-i şerifinin medlûlüne uygun olarak BEDENI ÖLMEDEN, CIKMAKTIR …..... Nefsini burada bırakarak, SADECE RUH OLARAK CIKMAKTIR HAK TEALANIN HUZURUNA. SADECE RUH URUC EDER.İşte gayb âlemi ancak böyle tanınabilir. Bunun ötesinde o âleme dair söylenecek olanların hepsi ya hüsn-i zandır ya da sû-i zandır........Mirâc hâdisesi zuhûr etmezden evvel, sâlikin katetmesi gereken merhaleler nelerdir?
Cenâb-ı Hak insanda üç tane öge yaratmıştır. Bir tanesi şu beden; ikincisi nefs, bu bedeni hareket ettiren, bu esfel-i sâfilîne bağlayan, esfel-i sâfilînin işlerini gördüren kuvvet; üçüncüsü de Rûhtur. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de bir ayet-i kerimede meâlen "Biz emâneti dağlara taşlara arz ettik kabul etmediler, insana arz ettik o kabul etti. Çünkü o fevkâlede câhil ve nefsine son derece zâlimdir" diyor. Bir başka ayette de; Cenâb-ı Hak, meleklerine "Ben şimdi elimdeki bu balçıktan bir beşer tesviye edeceğim, şekillendireceğim. O’na Rûhumdan üfürdüğüm zaman siz de ona secde edin" diyor..... Âyetlerden şunu anlıyoruz ki Hz Âdemin çocukları olan
bizlerde meknuz gizli olan emânet, Allah’ın Rûhudur.
33/72- 15/29
---"Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar da ayrılırlar." (Buharî, Enbiya)
---"Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in resulü olduguma sehadet ediniz. Bu iki cümleye inanarak Allah'a mülaki olan (Ruhunu Allah'a ulastiran) bir kulun cennetten mahrum kalmasi düsünülemez."(Riyadussalihin s.389)
Zahit Kotku K.S.Eserin adi:Tasavvufi Ahlak. Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye. __Hak Celle ve Alaya mülaki olmayi isteyen herkese yakisan sey Ameli salihdir
ruhu sukut edip csim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ,ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal'emri ile hayvandan daha aşağı mertebede kalacaktır!(imamı rabbanı cilt1 mektup152)
Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.
Her kim, ilahi marifeti düşünür, Allahu Tealaya karşı tam irfan duygusuna sahip olmayı dilerse, bunun yaptığı tefekkür bin yıllık ibadete bedel olur.ASIL İRFAN İLMİ budur. irfan ilmi demekle TEVHİD halini kasd ediyorum. arif kim? irfanı iştiyakını duyduğu zata mahbubunda BUNUNLA ERER. Bu halin neticesinde ise RUHANİ BİR HALLE; TAM YAKINLIK ALEMİNE UÇUP GİTMEK OLUR.
Hakikat-i Muhammedi : Abdulkadir Geylani H.Z.
Bu hallerden sonra; Allahu Teala o ruhlara, bu cisme girmeleri için emir verdi; onlar da Allah’in emriyle girdiler. Bunu da su Âyet-i Kerime haber vermektedir: "Ona ruhumdan üfledim," (Sad, 72).Zaman oldu; o ruhlar bu cesetle ilgisini artirdi. Bu yüzden, ahdi unuttular. Halbuki, Allahu Teala onlari yarattiginda: "Sizin Rabbiniz degil miyim? " buyurdu. Onlar da: "Evet.." cevabini verdiler… iste bu sözü unuttular. Aslî vatana dönemediler.Fakat Rahman, yani varligin yardim kaynagi, onlara acidi. Bu sebeple semavî kitaplar saldi. Bunlarla aslî vatani hatirlatmak istedi. Bu manaya da su Âyet-i Kerîme isaret eder: "Onlara Allah’in günlerini hatirlat," (ibrahim, 5). Yani: Ruhlarla geçen, o visal günlerini hatırlat
Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam Tasavvufunun Özü
Nefsimden siyrilip cikdim, yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi.Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim "Ben oyum" Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür. Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir.Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati) "Birinci defa hacc ettigimde Beytullahi gördüm.Ikincisinde Beytullahin sahibini gördüm.Ücüncü defa ne beytullahi nede sahibini gördüm.Kul ubudiyet manasi üzere ne zaman amel edici olur? Kendine ait bir iradesi olmadigi zaman.Mügmünün nefsi yoktur cünkü o nefsini Allaha satmisdir.Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar KURBIYETI ILAHIYEYE MAZHAR OLUR.

Abdurrahim Reyhan Erzincani
Bir meşâyihi insan severse, ona tamamen inanır teslim olursa, hizmetini görürse onun gönlüne girerse Hz. Allah'ı görür. Herşey aslına rücu edecek. Ceset topraktan halk edildiği için toprak olacak. Rûh niye gitmesin? Allah'ı sevmek, Evliyaullah'ı sevmektir.İnsanlardaki bu rûh Allah'ın zâtının rûhu. Allah "Kendi rûhumdan ruh üfledim" (Hicr sûresi, âyet 29) buyuruyor. "Kendi rûhumdan rûh üfledim." Kime; insana. Meleğe değil, insana üflemiş. Öyle ise Cenâb-ı Hakk'ın zâtından gelen BU RUH ASLINA RÜCU EDERSE melekleri geçer. İnsanlar ulvî, insanlar suflî.Ulvînin manâsı; gökleri aşar melekleri geçer. Suflînin manâsı; hayvanlardan aşağı düşer. Niçin; Cennet var, Cehennem var.
Kapında kul var, Sultandan içeru
Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm
Etten kemikten maksat, cesedini kasdediyor. Kapında kul var, Sultandan içeri. Burada rûhtan bahsediyor. Ama o rûh makamına ulaşmış. ONUN RUHU ALLAH'A ULASMIS,ALLAH'IN ZATINA ULASMIS. Akar sular, katreler deryaya karışıyorsa... Sanki o insanların rûhu deryâdan gelmiş, yağmur katresi. Yağmur katreleri birleşirse, suya karışırsa suyla beraber nereye gider; deryâya gider. Kürre-i arz üzerinde kaynar sular var. Bunlar nerden geliyor; deryâdan geliyor. Bunlardaki bu hareket ne; bu akım ne; yine deryâya gitmek.
Herşey aslına rücu edecek. Herşey aslına rücu eder.Öyle ise, bu suların aslı derya. Deryâdan geldikleri için, deryaya gitmek isterler.
RUHUN ALLAHA DÖNMESİ İMAMI RABBANİ-Mektubat.287
Kalb makâmından kurtulmak ve kalbin sâhibine kavuşmak ve rûhun aranılana çekilmesi, rûh nefsden kurtulup aranılana dönmedikce ve nefs rûhdan ayrılarak kulluk makâmına inmedikce, olamaz.
EMANET OLAN RUH:
Cüneyd-i Bağdâdî, bunu anlatırken, (Hâdis, kadîme yaklaşınca, izi, eseri bile kalmaz) buyurdu. Bu, rûh için dikilmiş bir elbisedir. Melekler de, buna kavuşamaz. Melekler de maddedir. Mekânlıdır. Nasıl olduğu anlaşılabilir. Bu bilgilerden insanın nasıl (Halîfe-i Rahmân) olduğu anlaşılır. Birşeyin sûreti, onun halîfesidir, vekîlidir. Birşey onun sûretinde yaratılmazsa, onun halîfesi olamaz. Halîfe olmağa yakışmıyan, emânet yükünü taşıyamaz. Sultânın hediyyelerini, ancak onun hayvanları taşır. Ahzâb sûresinin yetmişikinci âyetinde meâlen, (Emâneti göklere ve yere ve dağlara bildirdik, yüklenmek istemediler. Ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. İnsan zâlim oldu. Câhil oldu) buyuruldu.
İSANLAR İKİ YOLLA HİDAYETE ERELER
BİRİNCİSİ KUTB-U NÜBÜVVET İKİNCİSİ KUTB-U VELAYET.. 534.Mektup
RUH ALLAHIN EMRİNDENDİR VE GÜZEL HASLETLERLE BEZENMİŞDİR
Rûhların âlemi, letâfet, ihâta ve sereyân bakımlarından, görünüşde, kendini yaratana benzer. (Allahü teâlâ, Âdemi kendi sûretinde yaratdı) mektûb, 287
RUHUN ALLAHA ULAŞMASI NEFSİN TEZKİYESİNE BAĞLIDIR.
Rûhun maksada dönmesi, kalbin dönmesinde yerleşdirilmişdir. Müntehîlerde, rûh Fenâ buldukdan ve hakkânî vücûdle Bekâ buldukdan sonra, rûh maksada dönmekdedir. mektûb, 287
RUHUN ALLAHA ULAŞMASI MEARIC4
İmamı Rabbani Hz.
Âlem-i emrin beş latîfelerini geçip, bunların asllarında seyr olunur. Böylece, imkân [ya’nî mahlûklar] dâiresi biter sözü ile, Seyr-i ilallah, başından sonuna kadar anlatılmışdır. (Bu seyrin yapılması için, ellibin senelik yol geçilir) demişlerdir. Me’âric sûresinin dördüncü [4] âyetinde meâlen, (Melekler ve Rûh oraya ellibin senelik bir günde çıkarlar) buyurulmakdadır ki, bu sözümüze işâret etmekdedir. Böyle olmakla berâber, Allahü teâlânın ihsânının çekmesi ile, bu uzun zemânlık iş, göz açıp kapayıncaya kadar yapılabilir. Fârisî mısra’ tercemesi:
KERİMLERLE YAPILAN İŞLERDE GÜÇLÜK YOKTUR!
ALLAHU TELALA RESULLER VASITASIYLA RUHUNU KENDİSİNE ÇAĞIRMIŞDIR:Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, çok acıdığı için, RESULLER gönderip, bu büyükler vâsıtası ile rûhu kendine çağırdı ve maşûku, sevgilisi olan nefse uymamasını, nefsi dinlememesini ona emr etdi. Rûh bu emri dinleyip, nefse uymaz, ondan yüz çevirir ise, felâketden kurtulur. Yok eğer, başını kaldırmaz, nefsle berâber kalmak, bu dünyâdan ayrılmamak isterse, yolunu şaşırır, seâdetden uzaklaşır
Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak) :Bir kimsenin rûhu, eğer bu esîrlikden, bu bağlılıkdan kurtulmaz, kendi derecesine yükselmez, kendi vatanına kavuşmaz ise, ona yazıklar, binlerle yazıklar olsun!(mektubatı rabbani 64 mktup)
İMAM-I RABBANİ(CİLT1MEKTUP:91):'itikadı düzeltmek ve amelleri yerine getirmek 2kanattırki,uçmak,sadece bu 2 kanadı takmakla mümkündür.şeriatında tarikatında gerçek yolu;nefsin teskiyesi ve kalbin tasfiyesidir.nefs temizlenmez ve kalp ayıklanmazsa büyük kurtuluşun bağlı olduğu büyük veGERÇEKİMANmüyesser olmaz.......................................................
ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ!...
CİLT1.MEKTUP152:İMAM-I RABBANİ HZ.
Zahirde cisme elem veren her musibet batında ruha lezzet vericidir.zira cism ve ruh karşlıklı larak birbirinin aksi vaziyetindedir .birinin acısı öbürünü tatlısıdır .ruhu sukut edip csim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ,ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal'emri ile hayvandan daha aşağı metebede kalacaktır!
ruhu asli makamına yükselmesi ,'ölmeden evvel elde edilen ölümle mümkündürki,tasavvuf ehli bu hali''fena'' tabiriyle ifade ederler .hayattayken ruhunu bu mertebeye yükseltenlere ne devlet!
HAZ. MEVLANA
RUH GİBİ KAÇ KURTUL:
• Kendine gel de, su kaptan, gülsuyu çıkaran ustanın testisinden bir yolunu bulup ter gibi sız, o hapsedilmis kaptan,bir rüh gibi kaç, kurtul. (hz.mevlana.divan-ı kebir.c.I, 13)
BAŞKA VARLIKDA OMAYAN emanet olan RUH:
• Dünya, cihanın gizli hükümlerini ihtiva eden bir kitap gibidir. Senin canın da o kitabın bas yazısı. Düsün de bu meseleyi iyi anla!
"Kainatta çesitli varlıklar yasıyor; karalarda, denizlerde yasayan sayılamayacak kadar çok olan bu varlıkların adlannı, cinslerini ihtiva eden bir kitap yazılsa; yani: Kitab-ı Kainat kaleme alınsa, bu kainat kitabının fihristinde ilk numaraya insanın adı yazılacaktır. Sonra diger hayvanlar, balıklar, kuslar, böcekler gelecektir. Neden o kitabın basyazısı insan ile baslayacaktır; insan, bütün yaratılmıs mahlükların en basında yer alacaktır? Çiinkü insan bütiın mahlükların en sereflisidir, sonra insan da ilahî emanet vardır. insana"Rühumdanonaüfürdüm!" sırrına mazhar olmus, üstün ve bir mahluktur." (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 40)
Yeryüzünde yasadıgım için çarhım, yeryüzü kokuyor, yeryüzü rengindeyim ama ben topraktan yaratılmıs olsam da,bende ilahî em'anet bulundugu için benim çarhım, gökyüzünün çarhından daha temiz, daha hos.... (hz.mevlana.divan-ı kebir c. I, 59)
• Sekil, süret noksanlasırsa mana azalmaz. Çamurdan yarattıgı insana arslan gibi kuvvet vermemis, kaplanaverdigi kürkü giydirmemis ama, yarattıgı canlıların hiç birisine vermedigini insana vermistir. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I)
•Bu dünyada garip olan rüh, mekansızlık aleminin (ALLAH-U TELA’NIN ZATI)özlemini çeker. Hayvan nefis ise bilmem ki, ne diye su dünya otlagında otlar durur? Geldigi yeri unuturda dünya nimetleri için çırpınır durur. (hz.mevlana.divan-ı kebir c. I, 26)
"Ey bülbül askı pervaneden ögren! Yandı, can verdi de sesi çıkmadı. Benlik pesınde bu sahte asıklar, Allah'ı istemekten habersizdirler. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 288)
• Biz bu dünyada yasamaya basladıgımızdan beri(hz.ademden beri) yine can sehrinden gizli açık elçiler gelmede; "Gel, yakınlarına dön, yakınlarına ulas!"(Allaha ulaşmayı dile) diye bizi çagırmakta. hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 200)
ÖLMEDEN EVVELE ÖLMEK:
• Haydi biz de; "Ölmeden evvel ölelim!" emrine uyarak Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi su mel'un nefisle savasa
giriselim! (hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 941)
• Çünkü o can, Hakk'tan baska hiç bir sey istemedi. Su öbür can, hayvanî can ise asagılara, asagılıklara gitmededir(hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 830)
MADEMKİ MUHAMMET(S.A.V)İN ÜMMETİSİNİZ ALLAHA ULAŞMAYI DİLEYİNDE RUHUNUZ ALLAHA YÜKSELİP MİRAC ETSİN:
• Mademki siz de Hz. Muhammed(s.a.v.)'in manevî evlatlarındansınız, müminsiniz, mirac ediniz, göklere yükseliniz
de, ayın yanagını öpünüz! (hz.mevlana.divan-ı kebir c. II, 638)
ALLAHA ULAŞMAYI DİLEKİ İMAN SAHİBİ OLASIN:
O’nu arayan O’nu isteyen her diken iman gül bahçesi oldu(hz.mevlana.divan-ı kebir c.s.610)
HAZ.ABDULKADİR GEYLANİ.
Ruhu Allah'a ulaştırmak (21. basamak)
Peygamber S.A efendimiz buyuruyor:
- “ Hayat ancak ahiret hayatıdır.”
Yine buyuruyor:
“Mümin Allah’ına kavuşmadıkça rahata eremez.” futuhul gayb.doc
************************************************
Gerek olan, nuru nura kavuşturmaktır. Yani, ruhu o nura erdirmektir. Allah-ü Teala bu manada şöyle buyurdu:

- «iyiler iyileredir.» (Nur. 26) Kaynak: Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hz. Sırrül Esrar
Allaha ulaşmayı dileyen kişiyi Alahu telala mutlaka kendine ulaştırır:
• Yolculuk davulu çalınıyor.( ALAHIN ZATINA YOLCULUĞA DAVET) Haydi, Hakk'ın inayetine, lütfuna güvenerek,O nun bizi koruyacagına emin olarak yola
çıkalım.
• Sehirde de, çölde de, o ay yüzlünün, o güzelin yol arkadasıyız. Canlar, o ay yüzlü sevgiliye kul olsun, köle olsun.0
can padisahının ruhları çekip götürdügü yolun sonunda, son konagında neler var neler? Sehir de orada, ev bark da
orada. Cenab-ı Hakk'ın "Gel!",, ruhları çagırdıgı yer de orada, dünyada sürgün edildigimiz yer de orada
.• Biz ona yöneldikten, orası bize kıble olduktan sonra yol kısalır, çöl kaybolur her tarafımız yesilliklerle, selvilerle,baglarla, bahçelerle dolar.
• Yolumuzu kesmek isteyen dag bile saygı ile egilir, yerlere serilir, bize yol verir. "Ey hakîkat madenine, ask
diyarına dogru yol alanlar, merhaba! Hos geldiniz!" der.
• Yolumuzun kılavuzu, öncüsü o olunca, yol üstündeki taslar, ayaklanmız incinmesin diye ipek gibi yumusak bir
hale gelir. (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 200)

ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI HAZ.
MARİFETNAME.KISIM:14.RUHUN ALÇALIŞ VE YÜKSLİŞLERİ(SAYFA607.)
Eğer o kimseye Allah'ın yardımı ulaşır da(yani rahman esmasıyla tecelli ederde),insani ruhu mahkum olduğu hayvani ruha galip gelir,(yaninefsinin %100 de 100olankaranlıkkalbi%51 nurladolarsa)öfke ve şehevi arzularını kontrol altına alırsa ,artık o kimse nefsi ölü kalbi diri bir insan durumuna gelir ki artık o ruhani yani kamil bir insandır .Bulunduğu yerden yukarılara çıkmış olup bu çıkışı onun durumuna göre ,bir yıl,bir ay,bir gün ya da bir saat de gerçekleşmişdir.Cenab-ı Hak kuran-ı keriminde :
'ONA RUHUMDAN ÜFLEDİM' buyuruyor.Artık o kimse kendi asli ruhisine(Allah'ınzatına) kavuşmuş yani muradına ermişdir.
Necmeddin Kübra K.S:Tasavvufda on temel esas.
Mübarege sormuslar Eren ne demektir? Cevap: Ermis zat VUSLATI gerceklestirmis Kamil insane.
Yine sormuslar Hicret nedir? Cevap: Kisinin beden memleketinden ayrilip Ruhlarin vatanina göcmesidir.
-Her ferd döne döne HAKKA ULASIR, ONA KAVUSUR (ve ileyhi türcaun.Yasin 56)
- Salikde istidat ve ehil mürsit olursa kisa sürede ALLAH'A VASIL olur
Said-i Nursi Hz
Yirmiüçüncü Söz sözler 23. söz
iye-i İlahiyenin cilvelerini güzelce ilân eden bir kaside-i manzume-i hikmet ve bir şecere-i bâkiyenin cihazatını câmi' çekirdek-misâl bir mu'cize-i kudret-i bâhire ve emanet-i kübrâyı uhdesine almakla yer, gök, dağa tefevvuk eden ve melâikeye karşı rüchaniyyet kazanan bir sahib-i mertebe-i hilâfet-i arziyeyi; en zelil bir hayvân-ı fâni-i zâilden daha zelil, daha zaîf, daha âciz, daha fakir bir
derekeye atar. Ve mânâsız, karmakarışık, çabuk bozulur bir âdi levha derekesine indirir.
( Kudret mucizesi,yerlerin göklerin halifesi olan insan o EMANETİ-RUHU-yüklenmekle meleklerden daha üstün olmuş ancak o emaneti iade edebilirse ona hiyanet ederse de “en zelil hayvandan daha zelil,daha aciz,daha fakir bir dereceye atar.Ve manasız karmakarışık cabuk bozuk bir adi levha derecesine indirir.)
RÜCHANİYET Üstün oluş, rüçhanlık, daha mühim olma hali
ıÜüsh: » (S: 255)
ıÜüSemâvat ve Arz ve dağlara karşı emanet-i kübrâyı haml dâvasında bir rüchâniyet vermiş ve heyet-i mecmuasıyla arzın bir halife-i mânevîsi olduğunu Kur'an ifham ettiği misillü; «Melâikelerin Âdem'e secdesiyle beraber, Şeytan'ın secde etmemesi olan'» hâdise-i cüz'iye-i gaybiye, pek geniş bir düstur-u külliye-i meşhudenin ucu olduğu gibi, pek büyük bir hakikatı ihsas ediyor
RUH’UN ALLA’A ULAŞMASI Said-i nurs-i hz.(sızıntı dergisi.318.sayı/2005)
RUH,Hak’ka ulaşma yolunda yolunda bir ATLET,gönül (kalb) onun en hayati dinamosudur.Ruh bir seyyah,gönül onu hedefe ulaştıran bir rehber hatta canın cananla keyfiyetler ve kemiyetler üstü müşterek bir halvethanesidir.Bu itibarla da eger insan,sonsuza yönelecekse (o’na ulaşmayı dileyecekse) önce gönül kapısına yönelmeli (kalben dilemeli) oturup kalkıp sürekli GÖNÜL HİKAYELERİ SÖYLEMELİ,GÖNÜL İNSANLARIYLA İÇLİ DIŞLI OLMALI VE RUHUNA GÖNLÜNÜN KANATLARINDAN TÜYLER TAKMALIDIRKİ fiziki dünyanın cekim ve sürtünme engellerine yakılıp yollardan kalmasın sonsuzluk yolunda gönül,insanın kolu kanadı ve enerjisini ötelerden alan bir DİNAMOSUDUR.Gönlün gücünü yanına alan ve onun rehberliğinde gök yolculuğuna acılankimseler,KAT’İYYEN BİR BAŞKA vasıtaya ihtiyac hissetmezler.Ve seyahatlerini ruhanilerle atbaşı götürürler.Yorulmadan ARŞ SEMTİNE KOŞAN işte bu ruh lar büyük ölcüde TEN (beden) kaygılarından sıyrılmış GÖNÜL ŞEHSUVARLARIDIR.
MEVLANA HZ. 262
Ab-ı hayat, bizdeki ilahî emanet, su ve topraktan yaratılmıs olan balçık ten içinde gizlenmistir.
Bu yüzden görünmemektedir. Nefis de gönlün kapısına mühür vurmus, sevgiyi hapsetmistir. Sen, o mührü kopar ve sevgiyi kurtar. Kimden korkuyorsun, utanıyorsun? Sen, gönlünü kurtar, onun görünmeyen yoluna düs, gerçek sevgiliyi bul!
Ululuk zehirdir. Ancak, ta ezelden panzehire sahip olan ruh müstesna.

Mesnevi I-2000-2001 90
Sıfatların sekline, rengine baglanmıs olan o ruh, Hz. Mustafa'nın nüruyla zat-ı ilahîye yükseldi...
0 rüh Hakk'ın zatına dogru yükselirken, sevincinden, Hz. Mustafa'nın rühunun sad olması için
salavat getirmeye basladı.(DİVAN-I KEBİR 4 CİLT)
38
Bazen temizligimizi melekler kıskanırlar, bazen korkusuzlugumuzu, yap-tıgımız kötü isleri
görür de, Seytan bile bizden kaçar. Su topraktan olan tenimiz, Hakk'ın bize lutfettigi emaneti
tasımaktadır, çevikligimize, gücümüze, kuvvetimize ask olsun. .(DİVAN-I KEBİR 4 CİLT)
RUHA GERİ DÖN EMRİ FECR28:
(c. III, 1353)
• Bütün kainatın ve varlıkların yaratıcısından, o celal ve cemal sahibinden ruha çok tatlı bir hitapla; "Gel!" denilince
ruh, nasıl olup da kanatlanıp uçmaz?
• Duru, lekesiz denizden ayrılmıs, kurak yere düsmüs bir balıgın kulagına dalga sesleri gelirse, balık nasıl olur da
hemen sıçrayıp asıl yurdu olan denize atlamaz?
• Davuldan ve davula vurulan tokmaktan "Geri dön!" haberini duyunca, dogan, nasıl olur da avı bırakıp gerisin geri
sultana dogru uçmaz?
• Bu kadar latif, bu kadar güzel, sevimli ve can baglayıcı olan essiz varlıgı bulamayan, tanıyamayan ve sevemeyen
kimse cidden ne zavallı, ne kötü, ne sapık bir kimsedir?
• Ey ruh kusu! Günahlarından temizlendin, nefsinin kafesinden kurtuldun, mana kanatların açıldı. Haydi geldigin yere,
kendi vatanına dogru uç, uç!
RUHUN ULAŞMASINI YALANLAYANLARA HZ.MEVLANANIN CEVABI!
* Dogru yolu tutmayanlar, ask yolunda yürümeyenler diyorlar ki: "Kulun hakk'a varmasına da imkan yoktur!" Bu
görüs de yalan!
* Diyorlar ki: "Kula, gönül sırrını açmazlar, lütfedip kulu gönüllere almazlar, yukanlara çıkarmazlar." Bu düsünce de
yalan!
• "Balçıktan yaratılmıs olan insanın, gökyüzünde bulunanlarla, gök ehli ile dostluk kurmasına imkan yoktur." diyorlar.
Bu sözler de yalan!
• Diyorlar ki: "İnsanın tertemiz ruhu, su topraktan yapılmıs olan yuvadan, ask kanatlarını açıp da havalanamaz,
ötelere gidemez." Bu söz de yalan! (HZ.MEVLANA..DİVANI KEBİR.C III, 1299)
Eşref-i rum-i hz leri
Ol kuşun Şah ile ahdi var ezelden ileru
Bir melek bilmez nedir ol ahd ü peyman gizlidir

Ol kuşun avı şikarı Dost vaslıdır hemin
Anınçün dost ana munis ü mihman gizlidir

İlla olur Dost vaslı ana derman ü tabib
Andan özge her ne kılsam yüreğimi pareler

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile